Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

EBRU'YU ANLATANDAN DİNLEYELİM

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü'nden Doç Dr. Ahmet Sacit Açıkgözoğlu ebruyu anlatıyor.

Ebruya nasıl başladınız?

Ebruyla tanışmam bu sanatın 90'lı yıllarda Türkiye'de tekrar duyulmaya başladığı zamanlara denk geliyor. Mustafa Düzgünman hoca'nın yetiştirdiği ustaların yeni yeni birkaç öğrenciye emek verdiği dönemler. Geleneksel sanatlar duayeni Uğur Derman hocanın 'Türk Sanatı'nda Ebru' kitabı babamın kütüphanesinde gözüme çarptığında Necmettin ve Düzgünman ebruları beni büyülemişti. Hocanın nadide üslubu da sanki bu sanatın bu sanatın kendi dili gibi gelmişti.

Sizce ebru ve diğer geleneksel sanatlar arasında bir bağ var mı?

Eski sanatlarımız birlikte bir kitabı süsleyebilirler. Bir mimari esere revnak (gözalıcılık) verirler. Birlikte nakkaşhanede yapılırlar. Buluştuklarında da bir bütünü temsil ederler. Hat sanatımızın etrafında o güzel yazıları süslemeye adanmış emekler ve göz nuru , adeta kitapların ve bilginin manevi ışığını son derece mütevazi ve vakur şekilde temsil eder.

Gelenek ve ebru ilişkisini bugün nasıl değerlendirebiliriz?

Bu konuda dikkat etmemiz gereken çok önemli bir nokta var; Ebru geleneği yok olmaya yüz tutmuşken belki de yokken tekrar oluşturulabildi. Osmanlı sanatlarının , kültürünün ve medeniyetinin bir zerresinden adeta DNA gibi yararlanıp yok olmuş bilgileri tahmin edip uygulamak böylece mümkün oluyor.

Çalışmalarınız ve sergileriniz hakkında bilgi alabilir mi yiz?

Özellikle yurtdışındaki sergiler çok ilgi çekiyor. Suyun üstünde yapılıyor olması zaten çok cazip iken, hiç bilmeyenleri ahenki renklere, estetik şekillere hayran bırakıyor, adeta büyülüyor. '' Nasıl? Nasıl?'' soruları şu an bile kulaklarımda yankılanıyor.'

Çağımızın hastalığı olarak tüm işlerde gördüğümüz aceleci çabucak bitirme ve maddiyata dönüştürme arzusu insanımızı etkisi altına almış durumda. Zaten eski sanatlarımızın en önemli özelliklerinden biri de sabrı öğretmesi. Tekneden çıkan tek bir güzel ebrunun macerası bile sabrın ve çok çalışmanın, karşılık beklemeden göz nuru dökmenin anlamını, değerini bize öğretiyor.