Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

DÜNYA KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN! ÖZGÜR BİR TÜRK KADINIYIM…

Ama…

Tarih öncesi çağlardan bu yana, genelde erkek, kadından üstün algılanmış ve kadına baskı uygulanmıştır. Kadınların, erkeklere eşit veya üstün sayılmaları, süre ve yaygınlık açısından çok daha azdır.

Anaerkil dönemler olmuştur, kadın şamanlar, yöneticiler, devlet başkanları olmuştur. Köle sahibi kadınlar, şüphesiz ki, erkek kölelerinden üstün sayılmıştır. Ancak bütün bunlar, erkeklerin üstün sayıldıkları süreye ve alanlara oranla daha sınırlıdır.

Sonuçta insanlığın erkek egemenliğini daha çok yaşadığını düşünebiliriz ve ne yazık ki, kadına olan baskıların, kadınları bir anlamda köleleştirdiğini, ailelerini esirler evine çevirdiğini ileri sürebiliriz.

Şimdi siz bu görüşe itiraz edip “Olur mu, Anadolu’muzda, kırsal kesim dâhil ailelerde kadının sözü geçer, kararları kadınlar verir” diyebilirsiniz. Haklısınız, benim de 1934 yılından beri ‘Özgür Bir Türk Kadınıyım’ diyesim geliyor.

Bu tür görüşler aslında gerçeği yansıtmamaktadır, bir bakalım;

ANADOLU’DA KADINA BAKIŞ

Bugüne kadar, sohbetlerde pek çok kişiden “Ülkemizde evde kararları kadınlar verir, evi kadın yönetir, kadınlar ezilmiş değildir, gerçek patron kadındır” görüşünü dinledim. Keşke böyle olsaydı. Kadınlar evlerde birtakım kararları veriyor olabilirler, ancak bu durum kadınların erkeklere eşit veya onlardan üstün oldukları anlamına gelmez. Büyük bir olabilirlikle erkekler, uğraşmak istemedikleri konularda karar vermeyi eşlerine bırakıyor.

Eşleri yanlarında olan kadınların, özellikle kırsal kesimdeki kadınların, aileleriyle ilgili önemli kararları aldıklarını sanmıyorum. Kadınlara bırakılanlar, akşama ne yemek pişirileceği, çocuğa hangi elbisenin, ayakkabının alınacağı yönündeki kararlardır. (Erkekler bu tür kararlara fazlaca bulaşmak istemezler.) Çalışıp para kazanmayan kadınların aslında bu konularda da tam yetkili olduklarını düşünmemek gerekir.

Bizde kadının ‘evi yöneten kişi’ olduğu efsanesini olsa olsa erkekler kadınların durumlarının iyi olduğu konusunda hem kendilerini hem de çevrelerini inandırmak, rahatlatmak amacıyla üretmişlerdir. Ortalama olarak bakıldığında, kadın, evin patronu değildir. Hiç elemanından dayak yiyen ya da azarlanan patron olur mu? Mor Çatı gibi yerlere erkekler mi sığınıyor yoksa kadınlar mı? Kadınlar. Ev içi şiddetle karşılaşan da kadınlardır. Bu yüzden de patronlukları, şirin bir efsanedir.

Bir de şu var: Ülkemizde, evlerin, arsaların, bağların bahçelerin tapularının yüzde kaçı kadınların, yüzde kaçı erkeklerin üzerinedir? Çoğunluğu erkeklerin üzerinedir. Eğer kadının üzerine yapılmışsa kesinlikle ardında yatan başka bir neden vardır. Eşitler evini yaşatmak adına yapılmışsa ki sayısı çok azdır, ne mutlu bu aileye diyebilirim.

Sonuç: Kadınlar evin patronu filan değildir. Onların evlerde son sözü söyleyen yöneticiler olduklarını, ezilmediklerini söylemek, kadınların durumunu iyi göstermek amacından başka bir şey değildir.

OSMANLI’YI KADINLAR MI YÖNETTİ?

Yine, “Osmanlı’da kadınlar saltanatı vardı. Osmanlı’yı kadınlar yönetmiştir” denildiğini de çok işittim. Üzülerek ve insanları kırmaktan çekinerek şunu belirtmek isterim ki, bu görüşler gerçek tarihçilerin söyleyemediği klişe görüşlerdir. Amatör bilgilerle adlarını bildiğimiz birkaç sultan (örneğin Hürrem, Kösem, Safiye, Turhan sultanlar) var diye, 650 yıllık devleti, imparatorluğu, genelde kadınları yönettiğini, sözün gelişi olarak da söylüyor olsak, burada da kadınların durumunun geçmişte de iyi olduğunu ifade çabası var gibi görünüyor.

Sultanların, kadın efendilerin hemen hepsi, eşlerini başka cariyelerle paylaşmak zorunda kaldı. Hürrem Sultan’a çok bağlı olan Kanuni’nin, Safiye Sultan’a bağlı olan üçüncü Murat’ın başka kadınları da vardı.

Sonuç olarak ülkemizde, genelde erkeğin kadına eşit olmadığını, karısından bir adım önde olduğunu ileri sürebiliriz. Oysa kadın erkeğe eşit olmalıdır. Kadın erkek eşitliğinin pek çok göstergesi var. Bunların en basitlerinden biri, iki cinsin yan yana yürümesidir. Her başarılı erkeğin yanında başarılı bir kadın, her başarılı kadının yanında da başarılı bir erkek vardır diyebilmeliyiz artık…

Türk kadını, seni saygın konuma getiren, sana insan haklarını veren Atatürk’e ve Cumhuriyet’e herkesten önce senin sahip çıkman gerekir. Sevgili Atatürk’üme ve onun Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’a binlerce teşekkür, gönülden sevgi ve saygı…