Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

ÇANAKKALE: ŞEHİTLER… ŞEHİTLER

Halk ozanı kendi kendine sorar sorusunu:

Orası Yemendir.

Gülü çemendir

Giden gelmiyor

Acep nedendir?

Oysa sorunun yanıtını gayet iyi bilmektedir o…

Türk ulusunun var olmak için verdiği kavgaları, yaptığı fedakârlıkları, tertemiz yalın bir Türkçeyle en iyi anlatan halk ozanlarıdır. Çoğu kez adlarını da bilmeyiz onların:

Çanakkale içinde Aynalı Çarşı,

Ana ben gidiyom düşmana karşı.

Çanakkale içinde vurdular beni,

Ölmeden mezara koydular beni.

Çanakkale içinde bir kırık testi,

Analar, babalar umudu kesti.

Yurt savunmasına koşan kahraman Mehmetçik’in ağzından bu kadar güzel, anlamlı Çanakkale Türküsünü halk adına söyleyen halk ozanı kimdir biliyor musunuz?

Araştırmalarım sonucunda bu sorunun yanıtı şöyle: Kaynağı Kastamonu Açıksöz Gazetesi. Çanakkale Türküsü’nün söz yazarı Kastamonulu öğretmen, şair ve yazar İhsan Ozanoğlu’dur. Işık kaynağım, yol göstericim, fahri öğretmenim biricik dayım M. Kemal Yılmaz anlatıyor:

Turist rehberliği belgemi 1977’de aldım. Şimdi yıl 2002, İngilizleri ve kendi vatandaşlarımı gezdirdim. Çanakkale Muharebe alanlarında 22 kez dolaştım oraları. Mayıs ayında da genç rehberleri orada bir eğitim gezisine götüreceğim. Çanakkale içindeki Aynalı Çarşı’yı tanıyorum ben, tedavisi mümkün olmayan yaraları askerlerimizin acılarını dindirmek için “ölmeden mezara kondukları” çukurların yeri Kereviz Dere’dedir. Gönüller kırık olunca, kol kırık bacak olunca elbet Çanakkale’nin tüm testileri de kırık olacaktır.

“Yaş otuz beş yolun yarısı eder” demiş Cahit Sıtkı Tarancı. Çanakkale Meçhul Asker Anıtı Şehitliğinde üç gencimizin adı yazılı birer mezar taşında: Yaş yirmi altı, yaş yirmi beş ve de yaş on beş “yolun sonudur” Çanakkale Savaşı’nda.

Anadolu kadını size çocuğunu gösterir; “Bu yavrumun dedesi Çanakkale’de kaldı der. Öteki yavrunun babası ise Dumlupınar’da, İnönü’de kalmıştır. Galiçya’da kalanlar… Balkanlar’da kalanlar… Sakarya’da kalanlar… Askere gidip de dönmeyenler. Yurdun şu veya bu köşesine iç düşmana karşı savaş verirken can verenler. Gidip de gelmeyenler… Onlara minnettarlığımız sonsuz. Onların fedakarlığına layık olmaya çalışmak bizim vicdan borcumuzdur. Türk ordusu, Çanakkale muharebelerine 425 bin askerle girmiştir. Çanakkale’de kalan şehitlerimizin sayısı kimi kaynaklara göre 252 bin, kimi kaynaklara göre ise 300 bini bulmaktadır. 20’nci yüzyılın, bu haçlı seferine katılan sömürgeci devletlerin Çanakkale’ye gönderdiği asker sayısı da yarım milyonu bulmaktadır.

ŞEHİT SUBAYLARIMIZDAN BAZILARI:

Kahraman 57. Alayın komutanı başta olmak üzere tüm subayları, çavuşları, erleri, hepsi ama hepsi şehit olmuştur. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni’nin mezarı 57. Alay Şehitliği anıtına çıkarken sağda dere içindedir.

Manastırlı İsa Oğlu Yarbay H. Sabri, Hırka – i Şerif’ten Hüseyin oğlu Yarbay M. Ali, Kudüs’ten İbrahim oğlu Binbaşı Al. Hulusi, Trablusgarp’tan Mehmet oğlu Binbaşı Ali Ulvi, Amasya’dan Mehmet Emin oğlu Teğmen Nazif, Adana’dan Mehmet oğlu Teğmen İsmail, Girit’ten Sami oğlu Yüzbaşı Rauf, Bayburtlu Şaban oğlu Binbaşı Şaban, Balıkesir’den Ömer oğlu Binbaşı H. Agah, Silistre’den A. Rıza oğlu Üsteğmen Sabri, Trabzon’dan Hasan oğlu Binbaşı Ali Kemal, Samsun’dan Mehmet oğlu M. Rıza, Diyarbakır’dan Bölük Komutanı Teğmen Şevki, Kastamonu’dan Agah oğlu Yarbay Mehmet, Konya’dan Mehmet oğlu Üsteğmen İzzet, Denizli’den Hurşit oğlu Teğmen Kamil, Ankara’dan Sadık oğlu Yarbay Hurşit, Erzincan’dan Ahmet oğlu Binbaşı Halil, Edirne’den İsmail oğlu Binbaşı M. Sabri.

AYDINLI ŞEHİTLERDEN BAZILARI:

Aydın merkezde Emin oğlu Binbaşı A. Tevfik, Niyazi oğlu Sadık, Mustafa oğlu Ahmet, Mustafa oğlu Mustafa, Cahit oğlu Yusuf, Fikri oğlu Rıza (Çine), Mehmet Oğlu İbrahim (Germencik), Yekta oğlu Hüseyin (Karacasu), Bayram oğlu Bayram(Koçarlı), Şaban oğlu Vahap (Kuyucak) Yaş: 18, 19, 20, 22, 23…

Çanakkale Savaşı alanında pek az şehidimizin gerçek mezarı var. Genelkurmay Başkanlığı yurdun her tarafından 15 bin şehit adı tespit etti. Bunların içinde bugün sınırlarımız dışında kalan Selanik, Trablusgarp, İşkodra, Kudüs, Bağdat gibi illerden şehitlerimiz de var. 15 bin şehit içinden gelen her ilden 5 – 10 şehidimizin adları değişik savaş yerlerinde yapılan şehitliklerdeki sembolik mezar taşları üzerine yazılmıştır. O şehitliklerde, kuzeyi, güneyi, doğusu, batısı ile tüm Türkiye temsil edilmektedir. Yurdun her yerinden gelen Mehmetçiklerimiz, orada hep beraber, kardeş kardeş ebedi uykularındadır. Bu beraberlik, biz yaşayanlara örnek olmalıdır. Biz yaşayanlar, onların ruhlarını mutlu kılmak için daima birlik beraberlik içinde, barış içinde birbirimizi severek, çok çalışarak onlara layık olmalıyız. Şehitlerimizin yaşlarına dikkat ettiniz mi? Hepsi de gencecik. En büyüğünün yaşı 25’i geçmiyor. Gelibolu Yarımadası’ndaki büyük anıt yanındaki şehitlikte ben 15 yaşındaki bir çocuğumuzun adına rastladım. Gidin, görün o şehitlikleri. (M. Kemal Yılmaz, Yaban Ellerde Kalanlar Kitabı)

ŞEHİTLERİMİZE:

Her birinin parıldayan kanatları vardı. Onlar ne mübarek, kutsal insanlardı. (Altan Kurtay, Demokrat Eğirdir Gazetesi)

Vatanı ve bayrağı uğruna şehit düşenlerin sayesinde bayrağımız inmeden, ezanımız susmadan yaşadığımızı, onlara çok şey borçlu olduğumuzu unutmamalı manevi huzurlarında saygıyla eğilmeliyiz. (Prof. Dr. İsa Kayacan)

GERİDE KALANLARIN GÖREVLERİ:

Ölüm fani ve geçici dünyadan bir göç ve terhis olduğundan, geride kalanlarla olan ayrılık da geçicidir. Bu nedenle geride kalan çocuklar ve akrabalara bazı önemli görevler düşmektedir. Öncelikle ölülerimizi hayırlı, şükranla, sevgiyle, saygıyla ve rahmetle anmalıyız. Sonra da onlardan bize kalan manevi değerleri anıları yaşatmalı, onlara layık olarak yaşamalıyız. Bizlere emanet ettikleri vatanımıza ve Cumhuriyet’imize sahip çıkmalıyız. Böylece ruhları şad olacaktır.