Beyhan Erdoğan

Beyhan Erdoğan

BABAM CAFER TAYYAR

Ünal Uyguç ağabeyimizin babasının Filistin de görevli olduğu yılları, savaşları ve ayağının birini kaybetmesi, İngilizlere esir düşmesi ve nihayet Anadolu2ya oradan da memleketi Çine’ye dönmesi, savaş bitti derken Aydın ve Çine yörelerinin Yunan ve İtalyan askerlerince işgal edilmesi anlatılır.

Yıllarını asker olarak birçok sıkıntılar , yokluklar içerisinde geçiren baba Cafer Tayyar’ın tam aileme, çocuklarıma kavuştum derken bu kez de milli mücadeleye başlayan Yörük Ali Efe birliklerine tek ayağı ile destek veren, Osmanlı devletinin verdiği kahramanlık nişanları yanına İstiklal Madalyası’nı da koyan bu kahraman, Türk askerinin anılarını ibretle okudum.

İstanbul’u ve Anadolu’nun önemli şehirlerini kendi aralarında bölüşerek işgal eden Yunanistan, Fransa, İtalya askerlerinin Mondros mütarekesinden aldıkları güçle Anadolu insanına uyguladıkları baskıyı, zulmü her Türk çocuğu bilmelidir, unutmamalıdır. Haçlı seferlerinden beri her fırsatta Anadolu’ya saldıran bu güçler, yeri geldikçe, bizi zayıf gördükçe, kötü emellerini gerçekleştirmek için saldıracaklardır. Türk milleti güçlü olacak ve durmadan yükselmek, Atatürk’ün hedef gösterdiği uygar uluslar seviyesinin üstüne çıkmak zorundadır. Arap halkının yaşadığı ülkelerden hiçbir sömürge girdisi sağlayamayan o çöllerde çarpışan , şehit olan askerlerimiz, kutsal toprakları koruyoruz düşüncesiyle öldüler. Hatta İngilizlerin kışkırtmaları ile birçok hainlikle de karşılaştılar.

Sevgili ağabeyimiz Ünal Uyguç’un babası da 17 yaşında İzmir Sultanisi’nde okurken okulu terk edip katıldığı Filistin cephesinde birçok kahramanlıklar göstermiş ‘1914 – 1915) Madalyalar almıştır. Bu kahraman gazimizin şu sözlerinden ders almalıyız; ‘’ Arap çöllerinde binlerce Anadolu insanı telef olurken bende bir ayağımı bu topraklarda kaybettim. Bana verilen yıldızlı Osmanlı Harp Madalyası, Filistin Liyakat Madalyası ile Almanların verdiği Demir Haç Madalyası benim yaşadığım acıları asla dindirememiştir. Anca ülkem için aldığım İstiklal Madalyası bütün acılarımı dindirmiştir’’ diyor.

Sevgili okuyucular, bu hatıralar ve yaşanmış olaylar ortaya çıktıkça Anadolu’nun değeri, kıymeti daha güzel ortaya çıkıyor. Ünal Uyguç’un 2017 tarihli bu eseri , gençlerimiz için örnek olmalıdır. Babası ile gurur duyan Ünal Uyguç Aydın Lisesi mezunudur. O lise öğrencisi iken ben ortaokulu bölümündeydim. Güreşçiydi, atletizmde de iddialıydı, hatta 10 bin metre yürüyüşünde rekor kırarak Türkiye şampiyonu olmuştu. Ben de 52 kg güreşlerinde onun gibi Aydın şampiyonu olmuştum. Onu yarışmalara götüren beden eğitimi öğretmeni Ahmet Dinçer beni de Adana’da yapılan Türkiye birinciliğine götürmüş ve maalesef çeyrek finallerde dizimden sakatlanmıştım. Ünal bey İstanbul da tahsiline ve TRT’deki görevine devam ederken ben de İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi’nde okuyordum. Sevgili dostum Ünal Uyguç’a Aydın’daki çalışmaları nedeniyle kendisini kutluyorum. Kendisine başarılı ve sağlıklı yıllar diliyorum.

Sevgili Ünal Uyguç, benim babam Çeştepe’de doğmuş savaş görmemiş ama ömrü tarlasında ürün elde etme savaşıyla geçmiştir. Ama annne dedem 1915’de Çanakkale Savaşı’na gitmiş ve bir daha geri dönmemiş. Ben onu ne tanıdım ne de görüp ellerini öpemedim.