Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

“HÂKİMİYET MİLLETİNDİR” EGEMENLİK ULUSUNDUR

“Sevinin çocuklar

Övünün büyükler

23 Nisan kutlu olsun

Çok büyük bayram bu bayram

Herkese kutlu olsun…”

Öğretmenlik yıllarımın 23 Nisan’larında sevgili öğrencilerimle söylediğimiz marşın ilk dizeleri bu sözcüklerden oluşuyor. Bir başka marş daha vardı o yıllarda coşkuyla söylediğimiz; “Bugün 23 Nisan / Neşe doluyor insan / Kamutay bugün doğdu / Saltanatı boğdu…” diye başlayan ve küçücük yüreklerimizi sevinçle umutla dolduran. Kamutay sözcüğünün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yerine kullanıldığını o çocukluk yıllarımızda öğrenmiştik.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı son yıllarda okullara hapsedilmiş olsa da çocuklar bu 23 Nisan günü de sevinip mutlu olacak kuşkusuz. Peki, ya büyükler? Büyükler “övünüp kıvanç duyacaklar mı? İçlerinde uyanabilecek mi çocukluk günlerinin bayram sevinci? Belki birazının, belki birazdan da azının…

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı, egemenliğin kayıtsız şartsız ulusun oluğunun kabul edildiği 23 Nisan 1930 gününü simgeleyen ‘Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ yıllardır büyüklerin övünüp sevindikleri bir bayram olamadı. Nedeni de “büyüklerin” bu bayramlarda niçin sevinip övünmeleri gerektiğini yeterince anlayıp kavrayamamış olmaları. Dünün küçükleri olarak cicili biçili giysilerle şiirler, şarkılar, marşlar ve danslarla stadyumlarda coşkuyla kutladıkları bu bayramın hep ‘çocuk bayramı’ olarak zihinlerde yer etmiş olması.

Oysa, bu bayram; 1921 yılında, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından meclisin açılışı onuruna “Milli Bayram Addine Dair Kanun” ile kabul edilen ilk ulusal bayramımız. Bayramın adı da “23 Nisan Milli Bayramı”. İlk ulusal bayramımız. Bayramın adı da “23 Nisan Milli Bayramı.” İkinci milli bayramımız da 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılması üzerine 1 Kasım günlerinde kutlanmak üzere kabul edilmiş olan Hakimiyet – i Milliye Bayramı’dır.

Bu iki bayram 1935 yılında “23 Nisan Hakimiyet – i Milliye Bayramı” olarak birlikte kutlanmaya başlanmıştır. Himaye – i Eftal Cemiyeti de 1927 yılından başlayarak 23 Nisan gününü Çocuk Günü olarak benimsemiş, yardıma muhtaç çocuklara yönelik çalışmalarını 23 Nisan gününü içine alan hafta boyunca daha da yoğunlaştırmıştır.

ÇOCUK GÜNÜ

Çocuk Günü kutlamaları, 1925 yılında 54 ülkenin katılımıyla Cenevre’de toplanan Çocukların Refahı için Dünya Konferansı’nda alınan, “Yılın belli bir gününün Çocuk Günü olarak kutlanması” kararının bir uzantısıdır. 1924 yılında yayımlanmış olan Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi’nin altında imzası olan devlet başkanlarından biri de Gazi Mustafa Kemal’dir.

Çocukluk günlerimde yağmur yağmasın diye dua ettiğim, büyük coşku ile kutladığımız bu bayramın resmi adı o zamanlar “23 Nisan Milli Hâkimiyet ve Çocuk Bayramı” idi. 1980 darbesinden sonra “Milli Güvenlik Konseyi” tarafından “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak değiştirildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ikinci binasının başkanlık kürsüsünün arkasında o yıllardan kalma “Hâkimiyet Milletindir” özdeyişi hala duruyor. Milletvekilleri oturduğu sıralardan görsünler, okusunlar diye. Bu özlü sözün devlet gücünün bazı kişilere, belli gruplara değil; doğrudan doğruya kendilerini orada temsilci olarak görevlendiren ulusa ait olduğunu anlayıp benimsesinler diye.

Günümüz yetişkinlerinin çoğunun yazımın başında sözünü ettiğim, marşın ilk dizesindeki “Övünün büyükler” deyişinin anlamını kavrayamadıklarına yürekten inanıyorum. Bunu kavrayıp, özümseyemedikleri için sevinip övünememekteler 23 Nisan’larda. Bu bayramı hep çocuk bayramı olarak algıladıkları, “Bugünün küçüğü yarının büyüğüdür” demekle çocukları “makam koltuklarına oturtmakla yetindikleri için…