Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR, DÖNER BİRGÜN SÖYLEYENİ YARALAR

Ülkemizde gündem patinaj yapan bir araba gibi avare kasnak gibi dönüp dönüyor.

Hem yerel de hem de genelde.

Yaşanan ekonomik ve siyasi kırılmalar, iktidar ve muhalefetin aşırı sert söylemleri,

Ötekileştirmeler, berikileştirmeler,

Dün Salı günüCHP grup toplantısında Kılıçdaroğlu bu ülkeyi soyup soğana çevirenleri açıklayacağını söyledi kürsüden.

Ülkede bu sözün üzerine soruşturma açması gerekenlerin hemen harekete geçmesi beklennmez mi..?

Olayın üzerinden 1 yıl geçse de,

Ölü mü, diri mi, cenazesinin dahi nerede olduğu bilinmeyen Suud devletinin İstanbul Başkonsolosluğunda kaybolan gazeteci Kaşıkçı,

Adnan Kaşıkçı’nın ‘nın yeğeni olsan da,Paranın gücü adaleti, örttü gitti.

Üzerine gidilmeye çalışılsa da , yol alınamayan garip bir durum.

Ama ardından söylenen onlarca birbirini tutmayan sözler.

Ne demişti o günlerde, Okyanus ötesinden ses getiren Trampet..?

Papaz’ı bıraktığı için “Türkiye Cumhurbaşkanına teşekkür ederim.”

Aslında bu açıklama ile Türk yargısı ciddi bir darbe almıştır.

Yurt dışında edinilen izlenim ve görüş, papaz’ı yargı değil, Birilerinin talimatıyla yargının elinden kurtarıldığıdır,

Eğer doğruysa skandal,

Eğer yanlışsa, dışarıdan Türk yargısına bakış Muz Cumhuriyetine bakıştan farksız..!

Her iki durumda da ,

İki ucu oklu değnek..!

yapılan konuşmalar, verilen sözler , ciddiyettir..!

Atalarımız “ bin kere ölç , bir kere kes “ diye boşuna dememişler.

Devlet , deneme yanılma yeri değildir.

El yordamıyla idare edilecek bir kurum ise hiç değildir.

Evet,

Atalarımız bin kere ölç , bir kere kes diye boşuna dememişler.

Ama bir kere kesip, sonra bin kere düşünmek ,

Kumaşta hadi neyse olur da ,

devlette çok ayıp olur ama.!

Ağızdan çıkan söz ok gibidir, geri gelmez.

Diş macunu gibi geri çekilmez..!

Düşünmeden konuşanlar , konuştuktan sonra boşuna düşünürler.

Devlet idaresinde siyaset , bildiğin halde susmak, yeri geldiğinde konuşmaktır.

Düşünmeden her fikrini , aklına gelmeden konuşmak ancak baş başa iken kendinle laflamaktır.

Ne demiş atalar..?

bildiğin her şeyi, her yerde söyleme..!

Ciddi devlet olmak için, saygın ülke olmak için ,

liderlerinin 80 milyonu en iyi temsil etmeleri gerekir.

Sokaktaki vatandaşın hiç de hoş karşılamadığı bir jargon.

Malum olayları basından izliyoruz.

Sarmalı, terörü, örgütü , önceden söyleyenlere rağmen ,

Harekete geçmeden bekleyip , sonra haykırmak şikayet etmek inandırıcı değil.

Varsa bir suçlu devletin organları tutup çıkarır ortaya,

Yeter ki siz isteyin ve en son ayakta olması beklenen yargıya,

Yeter ki vicdan sahibi Yargıç ve savcılara inanın..!

Kıyametin adil olmayan devlet adamları yüzünden kopacağı söylenir.

Hiç düşündünüz mü,

Neden meslek ve hizmet adamlarının sadece birinde adının başında Cumhuriyet ön takısı vardır?

Neden kaymakamlar Valiler , hatta Vekiller değil de ,

sadece Savcılar ünvanları CUMHURİYET ,ön eki ile anılırlar.

İşte nedeni aşağıdaki anekdotta..!

Lozan'da doktora yaptıktan sonra Atatürk tarafından,

"Hukuk Reformu yapmakla" görevlendirilen ,

Kuşadalı hemşehrimiz, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt,

savcılar için "Cumhuriyet Savcısı" unvanının isim babasıdır.

Ata'nın huzurunda "Hukuk Reformu" için fikir fırtınası yapılırken,

Bozkurt çok tepki alır ve sıkıştırılır:

"Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı denilir?

Cumhuriyet Başbakanı, Bakanı, Müsteşarı,

Cumhuriyet Valisi, Büyükelçisi olmuyor da,

Neden Cumhuriyet Savcısı?

Savcılara neden bu imtiyaz?

Atatürk, Bozkurt'a "Ne diyorsun?" diye sorar.

Bozkurt'un cevabı çok net olur:

"Çünkü öyle zaman olur ki, Cumhuriyeti korumak için,

başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile,

hesap sormak gerekebilir.

İşte o hesabı soracak olan tek kişi, Cumhuriyet adına ,

“Cumhuriyet Savcısı'dır."

Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder.

"Devam et Bozkurt" der.

Cumhuriyet Savcısının bu cumhuriyeti korumak ve kollamak yetkisi,

hukuk reformuna ve Atatürk'ün bu yorumuna kadar uzanır.

Hatta Atatürk BOZKURT soyadını bizzat kendisi verecektir Mahmut Esat’a..!

BIRAKIN ADALET YERİNİ BULSUN, İSTERSE KIYAMET KOPSUN.

Değişime açık olun,

Çünkü değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.

Atalarımızın mirasını tüketmekle değil, onları aşmak ve eserlerinin üzerine bir tuğla daha koymak zorundayız.

Değişmek , gelişmek , zamana ayak uydurmak, ileriye gitmek zorundayız.

Eğer değişmeden kalırsanız,

Geleceği yakalayamazsınız..!

Sadece geçmişinizle kalırsınız.

Sadece geçmişiyle övünen milletler , en verimli yeri toprağa gömülü Patates’e benzer, aşağıdaki veciz sözdeki gibi..!

SÖZÜN ÖZÜ :

SADECE ATALARINDAN VE GEÇMİŞİNDEN BAŞKA ÖVÜNECEK ŞEYİ OLMAYANLAR, PATATESE BENZER;

ÇÜNKÜ KENDİNE AİT BİRİCİK VARLIĞI, TOPRAĞIN ALTINDADIR.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER AYDIN

GSM : 0.532.3722627