Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

KADİM (ESKİYE UZANAN) TÜRK İNANÇLARI

Bu varlık birliği çerçevesinde, yalnızca sevgi ve özveriyle yaratıcı güce (enerjiye) ulaşabilen, bilim – ahlak, akıl temeline oturtulmuş, korkutucu olmayan, yaratıcı ve uyarıcı olan bir inanç sistemidir. Dualar pazarlık üzerine kurulu değil, iyiliğe yönlendirmek içindir. Asıl hedef bilgidir. Müzik, dans ve sanat vardır. Ölüm korkusu yoktur. Sevgi ne kadar harcanırsa o kadar çoğalır. Hayvan ve doğa sevgisi esastır.

Yeryüzü korunması ve yaşatılması gereken bir varoluştur. Toplumda ve bireyde hedef maddi zenginlik değil, halk için önemli bir iş yapmaktır. Gelişimde ve dengeyi korumada herkes eşit sorumluluk sahibidir ve ahlaki bir kuraldır. Yalan ve riya suçtur. Suçu önlemeyen de suçlu kadar ceza alır. Ceza verilirken suçu işleyenin niyetine de bakılır. Söz senet niteliğindedir.

Nart Türkleri şöyle demiş:

“Zenginlik, gelen gelinin gönlü ve yüreğinde olsun, mal zenginliği ise meraklısına kalsın.” Derin bir manevi varlık için uzun bir tarih ve olgun bir milli yaş yanında serbest irade ve mantık gereklidir. Bu manevi varlık, Türk ulusunun genetiğine işlemiştir.

Bakalım Şems ne demiş:

Benim dinim ne ümittir ne korku,

Tanrıma sevdiğimden taparım.

Ne cennet ne cehennem bir koku,

Almaksızın vazifemi yaparım.

Anlayacağınız dinimiz ve kültürümüz de kök…

ATATÜRK VE TÜRKLÜK

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet için kimlik ve benlik olarak Türklüğü seçmesi ve benimsemesine fazla şaşırmamalı. Türk olgusunun kapsayıcılığı ve genişliği, Ulu Önder gibi gerçek bir aydın ve entelektüelin bu kararı alışında şüphesiz önemli bir rol oynamıştır. Bu duygusal veya ırkçılığa dayalı değil, rasyonel bir karardır. Türklerin dil, tarih ve kökeninin araştırılmasında ısrar etmesi, önayak olması ve günümüzde de araştırmalardan çıkan sonuçlar, bu öngörüsünde yanılmadığının kanıtıdır. Kendisi bizzat cumhuriyet kurulduktan sonra iki sene boyunca dünya tarihini incelemiş ve “Büyük devletler kuran atalarımız yaygın uygarlıklara da sahip olmuşlardır. Bunu aramak ve evrene bildirmek bizim için bir borçtur” dileğinde bulunmuştur. Mantıklı düşününce “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur” derken hamaset yapmadığı anlaşılıyor.

Bu kimlik, bize neden yetersiz geliyor veya neden sürekli bölüp parçalamaya, yerine kendimize uygun olmayan şeyler koymaya çalışıyoruz.

Atatürk’e ve Türklüğe dil uzatmadan önce iyi düşünmek gerek…

Bir de özde ne olduğumuzu unutmamak…

Ne mutlu Türk’üm diyene!