Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

CUMHURİYET TÜRK MUCİZESİ

Bugün Cumhuriyet Bayramı. Hepimize kutlu olsun.Cumhuriyet dönemi ilginçtir. Yabancılar tarafından “Hasta adam” olarak tanımlanan Osmanlı’dan harabe olarak devralınan bir vatanın kendi çabalarıyla dirilişinin, onurunu ayaklar altında çiğnenmekten kurtarmasının mucizesidir. Cumhuriyet, 1913'te Balkan Harbi’nden, 1918’de Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış, 1919’da düşman istilasına uğramış bir ülkenin sıfırdan başlayan silahlı ve silahsız varoluş mücadelesidir.

Yakın tarihimizle Atatürk’ün hayatı iç içedir. Türk Mucizesi’nin odağı Atatürk’tür.

Ölümsüz Ata’mızın kurduğu Cumhuriyeti’mizin 94. Yılını kutlamanın büyük mutluluğunu yaşıyoruz. Atatürk’ün aydınlık düşünceleri Türk ulusu için her zaman yol gösterici olmuştur, sonsuza kadar da olmaya devam edecektir. Eserleri, düşünceleri ve ulusumuza hedef gösterdiği sözleri, bugün de rehberimiz olmayı tüm canlılığıyla sürdürüyor. Cumhuriyetimizin kuruluşunun aydınlığını bir kez daha coşkuyla yaşarken, Atatürk’ün ülkemizde yokluk ve yoksulluktan nasıl çağdaş bir toplum yarattığının, devrimlerinin bilim ve kültür alanında attığı adımlarının bilincindeyiz. Cumhuriyet’in ilk 15 yılı (1923-1938) gerçek bir kurtuluş destanıdır. Bu destanla gurur duyuyoruz, hep gurur duyacağız.

CUMHURİYET OLGUSU

Cumhuriyet sözcüğü çok eski zamanlardan günümüze kadar kullanılmış bir takım yönetim şekilleri Cumhuriyet olarak anılmıştır. Eski Yunanlılar ve Roma devirlerinde belirli bir zümrenin seçime katılmasıyla Cumhuriyet tanımlanırdı. Eski çağlarda Venedik, Cenova ve Floransa Cumhuriyet olarak anılmasına rağmen bu ülkeler Cumhuriyet değildi. Yönetim belirli bir zümreyi temsil eder, halk seçime katılmazdı. Bazen bir devlet yönetim şekli, bazen de bir hükümet sistemi olarak anılan Cumhuriyeti Montesquieu; “Yargı, yasama ve yürütme yetkililerinin başka başka ellerde olduğu bir hükümet şekli” olarak ele almıştır.Bugünkü anlamda Cumhuriyet idaresinin tarih içindeki ilk örnekleri, Amerika Birleşik Devletleri ile 1789 Fransız ihtilalinden sonra Fransa’da kendini gösterir. Cumhuriyet yönetimi eskiden sanıldığı gibi bir hükümet şekli değil, bir devlet şeklidir. Devlet içinde yürütme görevini gören hükümet değişik biçimlerdedir. Burada esas konu, siyasi iktidarı kullanan organların seçimle ve halkın iradesi ile ortaya çıkmasıdır. Gerek parlamenter sistemlerde, gerekse başkanlık sistemlerinde hükümet sistemi değişik oluğu halde devlet şekli Cumhuriyettir. Başkanlık sisteminde Cumhurbaşkanı yürütme organının fiilen başı ve geniş yetkileri vardır. Yasama ve yürütme organları arasında kuvvetler ayrılığı kesindir. Buna karşın, parlamenter sistemlerde yürütme görevinin başı teorik olarak devlet başkanı olmakla beraber, fiilen iktidarı hükümet başkanı kullanır. Devlet başkanı hükümet ve yasama organı arasındaki ilişkilerde, üst durumunda ve denge unsuru olarak görev yapar.

Tarih içinde, Cumhuriyet yönetimleri monarşilerin mutlak iktidarlarına karşı bir tepki olarak doğdu. İmparator, kral ve derebeylerin iktidarlarını kırmak için devlet başkanlığının seçimle başa gelmesi ve halk tarafından iktidarın denetim altında kullanılması düşünülmüştü.Bununla birlikte, Cumhuriyetlerde her ne kadar, siyasi organların seçimle iş başına gelmesi şartsa da, devlet başkanı dışındaki siyasi organların seçimle kurulduğu demokratik monarşiler de vardır: Yani adı Cumhuriyet olduğu halde, gerçekte diktatörlükle yönetilen ülkeler çoktur. Bu ülkelerde devlet başkanı seçimle gelse bile, yetkileri sınırsız ve seçimler formaliteden öteye gitmez. (Prg) CUMHURİYET “Yeni ve sağlam esaslarıyla, Türk milletini inanılır ve sağlam bir gelecek yoluna koyduğu kadar, güven bakamından büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur.” Kemal ATATÜRK (1936)