Alper Uzungüngör

Alper Uzungüngör

CUMHURİYETİN İLANI YENİ DEVLET YENİ TOPLUM DÜZENİ

İstiklal Harbinin muzaffer komutanı, Milli Kongrelerin ve Temsil Heyetinin başkanı Mustafa Kemal Paşa, planladığı her kararını A'dan Z'ye gerçekleştiriyordu.

19 Mayıs 1919'ta Kurtuluş Savaşını başlatmıştı. İnanılmaz mucize gerçeklemiş, savaştan büyük bir zafer çıkarmıştı.

Bu zaferi, 24 Temmuz 1923'te Lozan'da imzalanan Barış Antlaşmasıyla siyaseten taçlandırmıştı.

Artık Milli Mücadele dönemi kapanmış, yeni Türk devletinin kuruluş süreci başlamıştı.

İlk öncelikleri arasında, milli egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait olduğu “cumhuriyet” esasına dayalı “ulus devlet” modeli vardı.

Ancak 1920'de açılan birinci meclis; yüzlerce yıllık müesses nizamın etkisiyle kargaşaya sürüklenmiş, mebuslar birbirleriyle mücadeleye girişmişti.

Meclisi işlemez duruma düşüren fikir ayrılıkları ve tartışmalar; iki ayrı siyasi grubun ortaya çıkması ve seçim kararı alınmasıyla sonuçlandı.

15 Nisan 1923 tarihli seçimlerde birinci grubun (Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Grubu) başkanı Mustafa Kemal Paşa kesin zafer elde etti. Birisi dışında 286 vekillik kazandı.

İkinci Meclis 11 Ağustos'ta açıldı. 1927 yılına kadar dört yıl süreyle görev yaptı. 1927 yılından 1946 seçimlerine kadar tek partili seçim dönemi yaşandı.

Gazi Paşa, 11 Eylül 1923'te Halk Fırkasını kurdu. Partinin genel başkanlığına seçildi. Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Grubu, Halk Fırkasına dönüştü.

26 Ekim 1923 günü arkadaşlarından cumhuriyetin ilanına dönük gerekli hazırlıkların başlatılmasını istedi. 28 Ekim günü son hazırlık toplantısını yaptılar.

29 Ekim 1923 Pazartesi günü TBMM açıldı. Bazı vekiller “Cumhuriyet” konusuyla ilgili görüşlerini bildirdiler.

1920 Anayasasının (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) birinci maddesine “Türkiye Devleti'nin hükümet şekli Cumhuriyettir” cümlesinin eklenmesini öngören yasa tasarısı genel kurula okundu.

Tasarı, Halk Fırkası vekillerinin oy birliği ile kabul edildi.

Devletin yönetim şeklinin adı “cumhuriyet” oldu.

Mustafa Kemal Paşa, ilk cumhurbaşkanı seçildi.

Cumhuriyetin ilk hükümeti, 30 Ekim günü bir başbakan ve on bir bakan toplam on iki kişilik kabineyle kuruldu.

İsmet Paşa, başbakan oldu. Meclis başkanlığına Ali Fethi Okyar seçildi.

Büyük önderin öngörüsüyle 20'ci yüzyılın en başarılı çağdaşlaşma ve aydınlanma projesi kabul edilen devrimler başladı.

TBMM 20 Nisan 1924'te cumhuriyet döneminin ilk anayasasını kabul etti.

Anayasa ile egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu tescil edildi. Devletin yönetim şeklinin cumhuriyet, dininin İslam, dilinin Türkçe, başkentin Ankara olduğu teminat altına alındı.

Osmanlı'dan bakiye şeri ve örfi hukuk sistemi, kadılık müessesi, arazi rejimi, ekonomi, tarım, eğitim, sanayi ve vergi politikalarına dair kanunlar ya değişiyor ya da tarihin çöplüğüne atılıyordu.

Saltanattan sonra halifelik kaldırıldı. Tekke, türbe ve zaviyeler ile medreselerin kapısına bir daha açılmamak üzere kilit vuruldu.

Dini eğitime son verildi. Her çocuğun eşit şartlarda eğitim-öğretim göreceği Öğretim Birliği Kanunu kabul edildi.

Üniversite öğrenimi yenilendi. Bilimsel çalışmaların daha yaygın hale getirilmesi kapsamında fakülte ve enstitüler kuruldu.

Bilim, kültür, sanat ve tarih gibi alanlarda yurt dışına öğrenci gönderildi.

Yurt dışından ünlü bilim adamlarının ülkeye davet edilip üniversitelerde ders vermesi sağlandı.

Sağlık hizmetleri, İçişleri bakanlığı bünyesinde kurulu bir müdürlüğün yönetimindeydi.

Sağlık bakanlığı ve tabip odaları kuruldu. Tedavi edici ve koruyucu sağlık hizmetleri geliştirildi.

Yurdun dört bir tarafında açılan dispanserlerde (sağlıkevi) nüfusun yarısını enfekte eden sıtma, trahoma ve tüberküloz mücadelesine büyük bir önem verildi.

Halka bedava ilaç dağıtıldı. Her çocuk sağlık programına dâhil edildi. Ücretsiz aşılama başladı.

Hukukun birliği sağlandı. Vatandaşlar ihtiyaçlarını karşılayabilecek kanunlara kavuştu.

Toplumun aydınlık yüzü Medeni Kanun ile aile, miras, eşya hukuku düzenlendi.

Kadınlara, boşanma, çalışma, korunma, velayet, eğitim vb. gibi haklar tanındı.

Türk sermayesi ve orta sınıfın yaratılmasına dönük sanayi alt yapısı hazırlandı.

İlk beş yıllık Sanayileşme Planı uygulamaya kondu. Kaynaklar her ne kadar kıt dahi olsa kaynak tahsisi ile yatırımcılık özendirildi.

Milli sermaye ile bankacılık sistemi kuruldu.

Hammaddesi ülkemizde bulunan yatırım alanları belirlendi. Bu alanlarda, mensucat, demir, kömür, bakır, kükürt, selüloz ve kâğıt, ipek, seramik, deri fabrikaları açıldı.

Kara, deniz, hava, demiryolu hudut kapıları ve gümrükler yeniden yapılandı, Milli Polis teşkilatı kuruldu.

Toprak reformu ve tarım sayımı yapıldı. Çiftçiyi topraklandıracak ve ormanları koruyacak kanunlar çıkarıldı.

Topraksız göçerlerle birlikte mülteci, mübadil, muhacir ve yerli çiftçilere toprak dağıtıldı.

Çiftçilik özendirildi. Örnek çitlikler kuruldu. Tarım ürünlerinin işlenmesi ve halka sunumu yatırımları gerçekleşti.

Kent ve kasabaların, köylerin ulaşılabilir duruma getirilmesi

gerekiyordu.

Çoğu yıkılmış, yakılmış yörelere, şehircilik kurallarına uygun ulaşım imkânı götürüldü.

Toplumsal ve sosyal hayata yepyeni bir ruh kazandıracak, ülkenin çehresini değiştirecek ve geleceğini şekillendirecek atılımlar gerçekleşiyordu.

Dil ve harf devrimi gerçekleşti. Yeni alfabenin kullanımı kısa sürede yaygınlaştı.

Anayasal eşitlik kavramının temeli atıldı.

Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı tanındı.

Her aile reisi bir soyadı alıp, uluslararası standartlarda giyim kuşama ve hafta sonu tatiline kavuştular.

Gerçek anlamda ilk nüfus sayımı yapıldı.

Türk vatandaşlığının kazanılması kanunla belirlendi.

Karışıklığa ve zorluğa sebebiyet veren saat, takvim ve ölçüler değiştirilip medeni dünya ile uygunluk sağlandı

İstiklal Marşı kabul edildi.

Türkiye'nin ulusal ve resmi bayrağı tescillendi.

Cumhuriyetin ilk madeni parası darp edildi, ilk banknot basıldı.

Türkiye Limanlarında yük ve yolcu taşınması ile kılavuzluk hizmetleri, Türk vatandaşları ve Türk bayrağı taşıyan gemilere verildi.

Devletin dini İslam'dır ifadesi dokuz yıl sonra Anayasa'dan çıkarıldı, laiklik ilkesi anayasaya girdi.

Çok partili hayata geçiş denemeleri başarısızlıkla sonuçlandı.

Milli Mücadelenin ilk beşlisinden üç paşanın 1924'te kurduğu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, irticayı körüklemesi gerekçesiyle kapatıldı.

İmparatorluk bakiyesi rejim düşmanlarının yuvalandıkları Serbest Cumhuriyet Fırkası 1930'da fesh edildi.

Türkiye Komünist Fırkası, Amele ve İşçi Partisi, Ahali Cumhuriyet Fırkası, mali sorunlar ile rejim karşılığı gibi sebeplerle kapatıldılar.

1922'de saltanatın kaldırılmasıyla başlayan ve 1937'de laikliğin anayasaya girmesine kadar devam eden devrimler başarıya ulaşmış, hem bir ulus inşa edilmiş hem de uygar bir toplum düzeni kurulmuştu.

Mustafa Kemal Paşa'nın bu yolda gösterdiği kararlılık ve izlediği yöntemdeki tutarlılık çok başarılıdır.

Demokrasinin ilk ışıkları kabul edilen kanun ve uygulamalarla her kesimden insan gücü yetiştirildi.

Teokratik ve çok uluslu monarşik bir devletten laik, demokratik ulus devlete dönüşüm sırasında aşılması güç engellerle karşılaşılmıştı.

Milli mücadele dönemindeki ayaklanmalar gibi cumhuriyete karşı dış mihraklı yıkıcı isyanlar hız kesmemişti.

Cumhuriyet kelimesini diline sığdıramayan tüccar gazeteciler yeni devletin kurucularını firavunlaştırıp halkı kışkırtmaya çalışıyordu.

Dersim, Nasturi, Çerkez, Pontus ve Kürt isyanları gibi onlarca bölücü ayaklanma baş göstermişti.

Saltanat ve şeriat taraftarları çeşitli bölgelerde gerici isyanlar çıkartmıştı.

Gelenekçi coğrafyalarda eskide kalmak isteyen ağalar, terör ve tedhiş hareketlerine başvurmuştu.

Güruh-i Eşkıyanın dış güçlerden sağladığı destekle başlattığı eylemler 1940'lara kadar devam etti.

Hepsiyle başa çıkıldı. Elebaşları ya yurt dışına kaçtı ya da tutuklanıp cezaları infaz edildi.

Cumhuriyete, devlete ve kuruculara karşı geçmişte ne yapıldıysa bugünde benzerlerine şahit oluyoruz.

Anakronik tarihçiler, Türkiye'nin önündeki her sorunu, harp yıllarıyla beraber toplam on sekiz yılda kurulan yeni devletin kurucularıyla ilişkilendiriyorlar.

Hatta bir adım öteye giderek yeni devletin azınlıklara, etnik topluluklara, gayrimüslim Türkler ile alevi Türkmenlere onulmaz acılar yaşattığından ve soykırımdan söz ediyorlar.

Mecliste, işçi ve kadın bulunmayışını dikkat çekerek kurucu kadroları, sınıf ve cinsiyet ayrımcısı gösteriyorlar. Cumhuriyetimizi, demokrasi karşıtı zorbalıkla suçluyorlar.

İkinci Meclisin yüksek bürokrat, paşa, hoca ve zengin eşraftan oluştuğunu, gayrimüslimlerin mebus yapılmadığını öne çıkartıp meclisi, ırkçı ve dinci hatta sermaye yanlısı ilan ediyorlar.

El birliği ile bugünün en büyük sorunlarından birisi haline getirdiğimiz cemaat ve tarikat yapılanmasını saltanatın kaldırılmasına, tekke ve zaviyelerin kapatılmasına bağlıyorlar.

Abesten öte ahmakça bir anlayışla Atatürk'le hesaplaşmak istiyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti düşmanlarına büyük önderin sözüyle yanıt verip yazımı noktalıyorum.

“Uçurum kenarında yıkık bir ülke. Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar. Yıllarca süren savaş. Ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız devrimler. İşte Türk genel devriminin bir kısa ifadesi.”