Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

ATATÜRK YAŞIYOR, YAŞAYACAK, YAŞATILACAK

Ölümünün 81’inci yıldönümünde Atamızı yine gittikçe büyüyen saygı ve özlemle anıyoruz.

Dünya tarihinde ölümünün üzerinden 4 nesil geçmiş olmasına rağmen hala sürekli artan bir saygıyla, özlemle anılan, koyduğu ilkelerin hayata geçirilmesine bu denli gereksinim duyulan başka bir lider yoktur. Bunu görmek için Atatürk’ün çağdaşı, 1920’lerin, 1930’ların liderlerinin sonunda yaşadıklarına bakmak yeterlidir. Çoğunun ideolojileri geçerliliğini yitirmiş, heykelleri yıkılmış, unutulmuşlardır.

Oysa büyük Atatürk ve Atatürkçülük bugün bile geçerliliğini korumaktadır. Gelecekte de koruyacaktır.

Bu yazıda bunun nedenlerini incelemeye çalışacağız.

DİNAMİK BİR HEDEF GÖSTERDİ: Atatürk, “Yaptığımız devrimlerin amacı, Türk ulusunu çağdaş ve tam anlamıyla uygar bir toplum haline ulaştırmaktır” diyerek Türk ulusuna ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne “çağdaş uygarlığa ulaşmak ve geçmek hedefini” göstermiştir.

Çağdaş uygarlık, durağan bir kavram değildir. Sürekli gelişmektedir. ‘Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlığa ulaştık, burada duralım’ denilemez. Duran geri kalır. Atatürkçülük, devrimciliktir. Devrim durmaz. Bu nedenle Atatürkçülük asla geçerliliğini yitirmez.

TAM BAĞIMSIZLIK İLKESİNİ KOYDU: Atatürk, 19 Mayıs 1919’da bağımsızlık savaşını başlatmak için Samsun’a çıktığı gün savaşın hedefini tam bağımsız Türkiye olarak tanımlamıştır. Bağımsızlık savaşı ise kendi deyişiyle “Bizi sömürmek isteyen kapitalizme ve bizi yutmak isteyen emperyalizme” karşı yapılmıştır. Emperyalizm, doymak bilmez. Temel içgüdüsü kar ve güç artırım yarışıdır. Emperyalizmin uzun zamanlı hedefleri değişmez. Zamana ve bölgeye göre araçları, yöntemleri değişir. Emperyalizm yenilgileri unutmaz. Sevr Anlaşmasını kabul etmeyip Atatürk’ün önderliğinde dünyada ilk ve başarılı bağımsızlık savaşı vererek emperyalizme büyük darbe vuran Türkiye’den yüz yıl sonra bile öç almaya çalışır. Emperyalizm yok olmadıkça Atatürk’ün emperyalizme karşı tam bağımsızlık hedefi hep geçerliliğini koruyacaktır.

LAİKLİK VE DEMOKRASİ İLKELERİNİ KOYDU: Atatürk devriminin temeli, egemenliğin Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi sayılan Halife – Padişah’tan alınıp halka verilmesidir. Tüm diğer devrimlerin temeli olan laiklik, Atatürk devrimini tarihteki pek çok devrimden ve Osmanlı’daki reform hareketlerinden ayıran temel niteliktir. Her devrime karşı bir karşı – devrim hareketinin gelişmesi akıl yürütme yoluyla doğrulara ulaşmanın bir kuralıdır. Bağımsızlık savaşı ve zaferin üzerine kurulan devrimler, emperyalizme karşı yapıldığından, karşı devrimciler, emperyalizmin doğal işbirlikçileridir. Yakın tarihimizde ve günümüzde yaşanan olaylar da bu savı doğrulamaktadır. Devrim – karşı devrim çelişkisi bitmedikçe Atatürk devrimciliği hep güncel kalacaktır.

AKIL VE BİLİMİ YOL OLARAK GÖSTERDİ: Büyük Önder, “Ben, manevî miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır” demiştir.

Bilim, şüphe ile başlar. Şüphe duyan insan aklı araştırır, bulur, bulduğundan da şüphelenir, tekrar araştırır. Bilim böyle gelişir. Bu aynı zamanda insan aklının özgürleşmesi demektir. İnsan var oldukça aklın yol göstericiliğinde bilim sonsuza dek gelişecektir. Bu nedenle Atatürk’ün yukarıdaki sözleri ve bıraktığı miras, hiçbir zaman geçerliliğini yitirmeyecektir.

SONUÇ: Yukarıda değinebildiğimiz nedenlerle ölümünün 81. Yılında Atatürk’e ve O’nun ilkelerine bugün de artan ölçüde gereksinim duyulmaktadır. Yüzyıllar geçse de bu gereksinim devam edecektir. Ulusal bayramlarda ve 10 Kasım’larda gönüllü Anıtkabir ziyaretlerinin her yıl artması bunun bir göstergesidir. Atatürk ve Atatürkçülük yaşamaktadır ve yaşayacaktır.