Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

ASLIMIZ ATAMIZ OSMANLIDAN GELİYORUZ, KAPUÇİNO SÖYLEYİP , YANINDA NARGİLE İÇİYORUZ

Bu yılın nerdeyse sonuna geldik.

Kasım ayının ortasındayız.

Ne kaldı şunun sırasında 2020 yılına ..?

46. haftası da bitti ikibinondokuz’un.

Şunun şurasında 6 hafta sonra eskisini bitirip ,

yeni, bir yıla giriyoruz.

Yirmibirinci yüzyılın , ilk ondokuzu geride kalacak.

kaç yıl geçti ömrümüzden,

Bir düşünün bakalım ..?

gelecek yılların ümidi , hep bir diğer geleceğe mi kaldı..?

yıllar neler getirdi ,

neler götürdü.

Hayat bir süreç, akıp gidiyor nehirdeki su gibi,

Şu dört şeyi geri getiremezsiniz,

Atılan oku,

kaçırılan fırsatı,

söylenen sözü,

geçen ömrü..!

Onun içindir ki,

dün harcanan geçmiş bir zaman,

yarın geleceği belli olmayan bir çek,

bugün ise, harcanacak peşin paradır..!

Onun için anı yaşayın keyfinize bakın.

başkaları için değil,kendiniz için yaşayın.

çünkü başkaları sizin mihenk taşınız değildir.

Bu hafta sonu biraz da tarihimizden anekdotlar ile,

renkli hayatların sırrını ve hikmetini rehber edinelim.

***

Kuşadasında bir kervansaray’a adını veren ve çevresindekilerce gizliden gizliye "Öküz" olarak adlandırılmış olan, aslında kelime anlamı ÖĞSÜZ olduğunu geçen haftalarda Kuşadası’nda düzenlenen panelden öğrendiğim Öğsüz Mehmet Paşa'nın komuta ettiği ve İran'a karşı düzenlenen bir seferde, ordu komuta heyeti kışlak çadırında toplanmış ,

taarruz planlarını gözden geçirirlerken,

birliklerin iaşesi ve taşıma işleri icin getirilmiş öküzlerden biri çadırın aralığından kafasını uzatıp gözlerini Öküz Mehmet Paşa'ya dikmiş.

Çevresindekiler gülmemek için kendilerini zor tutmuşlar,

biraz tebessüm ederlerken, öküz çekmiş gitmiş.

Ancak bir süre sonra tekrar gelip, başını yine içeri uzatmış ve yine uzun uzun Öküz Mehmet Paşa'yı süzmüş.

Bu sefer çevresindekiler artık kendilerini tutamayıp kahkahaları basmışlar.

Herkes gülmekten kırılırken, Öküz Mehmet Paşa,

-Bu hayvan bana ne diyor biliyor musunuz?" diye sormuş.

-Hadi senin kim olduğunu anladım da, bu yanındaki eşekler neyin nesi?' diye soruyor.

***

Kuşadası’ndaki panel de ilginç bir tesadüf ,Öküz Mehmet paşanın Suriye de yaşayan 11. Nesilden torunu Besim Dede ile tanışmak nasip oldu. Bir diğer akrabası ise Almanya da yaşayan ve bir Alman ile evli olan Perihan hanım Almanya’da gazetelerde yayınlanmış bir prenses başlıklı gazeteleri gösterince tarih ile başbaşa kaldığımı hisettim. Bu konuda daha detaylı yazmak üzere anekdotlara devam edelim.

****

Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca,

babası ikinci Murat Han:

—Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz diye çıkışır.

Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan ve Fatih’in geleceğini bilen ve gören ,Akşemseddin Hazretleri,hafifçe gülümseyerek şöyle der:

—Peder ne der, kader ne der…!

***

“Şamar oğlanı” sözü nerden çıkmıştır dersiniz,

itilip kakılan ortalıkta herkesin horladığı ezdiği,

kişiler için söylenen şamar oğlanı Osmanlı sarayından çıkma bir sözdür.

'Şamar oğlanı' Osmanlı'da şehzadeye ders veren

öğretmenin ders sırasında kızdığı zaman ,

hıncını çıkaramadığı şehzadenin

yerine dayak attığı kişiye verilen addır.

günümüzde de epey şamar oğlanı vardır çevrenizde..!

fazla aramayın,canım,

dönüp bir öne bir arkaya olmadı sağa ve sola göz atın…!

Elbet biri gözünüze takılacaktır.

Öyle çoklar ki, mevki makam için değil şamar, tekmeye bile razı..!

***

Eskiden "Kapıyı kapat!" denilmezmiş.

Allah , kimsenin kapısını kapatmasın diye düşünülürmüş

"Kapıyı ört, ya da sırla" denilirmiş.

Kapının kapanmadan yavaşça örtülmesi ise edeb’denmiş.

***

“Lambayı söndür” denmezmiş ki; . Allah kimsenin ışığını söndürmesin.

"Lambayı dinlerdir" derlermiş. Lamba yakılmaz, uyandırılırmış.

****

Gezerken yere yumuşak basılır, ses çıkarmamaya çalışılırmış.

hatta canını Allah’ın verdiği yerdeki haşerata basmamaya özen gösterdiği için adı, "Karınca basmaz Efendi” ye çıkan insanlar varmış.

****

Kapı eşiğindeki misafirlere ait ayakkabılar, dışarıya doğru değil, içeriye doğru çevrilirmiş.

"Git bir daha gelme!" der gibi değil de,

"Gitsen de ayağının yönü buraya dönük olsa" dercesine dizilirmiş.

Çelebi ve demini almış ermiş kişilere” nasılsın ne yapıyorsun” diye sorduklarında “ emaneti gezdiriyorum “ dermiş.

Emanet dedikleri Allah’ın verdiği can yani ruh.

Tasavvufta ruh’u iade edilecek emanet gibi görüp , gezdirdiklerini söylerken , aldıkları her nefesi, geriye verdiklerinden , aslında bu dünyada hiçbir şeyin kendilerinin olmadığına inanılırmış.

**

Yine ermişlere “ yaşın kaç ya erenler “ diye sorduklarında , “ haddimizi aştık “diye cevap verirlermiş.

Neden böyle dediklerini merak eden biri, bir başka dervişe sorar işin aslını.

Peygamberimizin vefat ettiği 64 yaşından gün alıp, ondan daha fazla yaşayanlar, Peygamberin ölüm yaşını aşıp, ondan daha fazla yaşadıklarından utanarak “ haddimizi aştık “ derlermiş.

***

Velhasıl tarih tekerrürden ibarettir,

Ders alınsaydı hiç edermiydi tekerrür,

Tarih değil hatalar tekerrür eder,

Tekerrür etmez , hatalarını bilenler.

iyi hafta sonları dilerim.

SÖZÜN ÖZÜ : . BAŞKALARININ HAYATINDAN VE HATALARINDAN DERS ALIN. İNSAN BÜTÜN HATALARI KENDİ YAPACAK KADAR UZUN YAŞAMIYOR MAALESEF..!