Beyhan Erdoğan

Beyhan Erdoğan

MARMARİS – İÇMELER

Marmaris’te yapılacak olan Yazarlar ve Şairler Derneği toplantısına davet almıştım. Sonbahar ayları başlamış, iklim değişimde idi. Marmaris – İçmeler de olsa gitmem diye düşünüyordum. Yurdun çok değişik bölgelerinden gelecek olan, tanımadığım birçok kişiyle tanışmak, görüşmek vardı ama yine de istekli değildim bizim Aydın’daki derneğin başkanı Şükrü Öksüz, sen de Denetim Kurulu Başkanısın, lütfen bana arkadaş ol. Sen Marmaris’i seversin, hele İçmeler bu mevsimde bile çok güzeldir, mayonu al, bol bol denize gireriz deyince kararımı değiştirdim.

Kamil Koç’tan biletimizi aldık ve yola çıktık. Yollar güzel Avrupa ülkelerinde gördüğüm yollarla kıyasladığımda üstün basan yönleri de var. Otobüsler konforlu. Marmaris’e iki saatte vardık. Oradan da İçmeler minibüslerine binerek yolculuğumuzu sürdürdük. Yollar yine güzel. Çevredeki konutlar, siteler ve oteller yeşillikler arasında güzel mi güzel. Çevre cennetten bir köşe adeta.

Yıllar önce şimdi yanından geçtiğimiz Martı Otel’de bir gece kalmıştım. O zamanlar tekstilci Halit Narin’in oteliydi. Beni ona Aydın Milli Eğitim Müdürü diye tanıtmışlardı. Oysa ben vekildim ve müdür yardımcılığı görevinde bulunuyordum. Zengin, kültürlü, geniş hoşgörülü ve sevimli o beyefendi beni hayli etkilemişti. Acaba yaşıyor mu? İşlerini kızı, oğlu yönetiyor diye düşündüm. Kendisini saygıyla andım.

İçmeler çok değişmiş. Caddeler, sokaklar, evler, villalar, bahçeler, cennetten bir köşe. Bisiklet yolları, diğer taşıtlar zarar vermesin diye korunaklarla çevrilmiş. Masmavi rengiyle çok göz alıcı. İngiliz ve Rus turistler çoğunlukta.

Yaz bitmiş, sonbahar kendini göstermiş ama hala turistler dolu. Oteller açık. Ancak bir iki oteli kapanmış gördük. Bu durum Kasım ayı sonuna kadar sürermiş. Anne ve babalarının yanında öğrenci olması gereken çocuklar da var. Bunlar okula gitmiyor mu diye sorduğumda, bu ailelerin çoğunun yerleşik olduğunu, burayı vatan yaptıklarını duyunca inanamadım. Marmaris okul yönünden güçlü ve zengin bir yermiş. Deniz kenarı, kumsal insanlarla dolu

Genç, yaşlı, kadın, erkek neşe içinde yüzüyorlar. Dalga yok. Kanalizasyon köpüğü yok. Deniz pırıl pırıl. Bizim Kuşadası sahillerindeki dalgalar, köpükler aklıma geldi.

1950’li yılların ikinci yarısıydı. Aydın Lisesi birinci sınıf öğrencisiydim. İlk defa Kızılay’dan günlüğü iki buçuk liraya kiraladığımız çadırlarla Kadınlar Denizi’nde kamp yapmıştık. Bir otel bile yoktu etraf tütün tarlasıydı. Evet, Kuşadası şimdi çok gelişti, değişti. Her taraf evlerle sitelerle dolu. Otuz yılı aşkın Davutlar yolu üzerindeki kurucusu olduğum, başkanlığını yaptığım sitemi ve denizi kıyasladığımda İçmeler ile Kuşadası arasında çok fark var diyorum hele o denizin sakinliği, göl havasındaki dinginliği, denizin temizliği, çevrenin güzelliği çok başka.

Bu kadar çok yabancının olduğu yerde azınlıkta olan insanlarımızla uyum içinde olmaları en güzeli diyorum. Hele palmiye hurma ağaçlarının evler, sokaklarla ahenk içinde olmaları ne güzel.

İki gece, üç gün geçirdiğim Marmaris’i, İçmeler’i unutamam. İlk fırsatta tekrar geleceğim. İnanın Kuşadası’ndaki yazlığımla burada bir ev alabilecek olsam bir gün bile beklemeden bu hayali gerçeğe dönüştürmeye çalışırım. Hoşça kal Marmaris…

Hoşça kal İçmeler!..