Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

13 YIL ÖNCE YİTİRDİĞİMİZ AK GÜNLERİN MÜJDECİSİ BÜLENT ECEVİT’İN ANISINA SAYGIYLA

Artık O’nu özgürce anlatabilirim.

1972 yılının 28 Mayıs gecesi tanıdım O’nu ve sevgili eşini. O gün, O’nun doğum günü olduğunu bilmiyordum. Ama o gün, benim düğün günümdü…

Dayım o yıllarda CHP Aydın Milletvekili, babam da CHP Aydın Merkez İlçe Yönetim Kurulu üyesiydi. Dayım ve babam bana düğün sürprizi yapmak istemişlerdi. Düğünümde saat 10.00 sıralarında birden bir koşuşturma yaşanmaya başladı. Babam ve dayım O’nu düğün salonunun girişinde karşılamışlar, büyük bir kalabalığın içinden bize doğru yürümeye çalışırken gördüm rahmetli Bülent Ecevit’i ve eşi Rahşan Ecevit’i. Çok şaşırmış, heyecanlanmıştım. Eşimle birlikte onlara doğru koşmuş ve sevgiyle sarmalamıştım O’nu ve sevgili eşini. İkisi de bize iyi dileklerini söyleyip, yarım saat kadar konuğumuz olduktan sonra düğünden ayrılıp Muğla’ya gittiler.

Düğün salonunda yaşanan heyecanı sanırım hissetmişsinizdir. Onları gördüğüm an kalbimin sesi kulaklarımdaydı. Fotoğraflar çekildi, anılar kalıcılaştı o gece. Yaşadıklarıma inanamamış, defalarca dayıma ve babama teşekkür etmiştim. Babam, “Davetiye gönderdim ama geleceğini ummamıştım” diyordu. Bu da tamamıyla sevgili dayımın sürpriziydi bana. Unutulmaz bir geceydi. Fotoğraflar çıkınca anılar ölümsüzleşmişti. Ben hemen fotoğrafları çerçeve yaptırıp evimizin en güzel yerine koymak istiyordum. Eşimse fotoğrafların albüme konup saklanmasını, aksi halde evimize gelen eş, dost ve yakınlarımızın bu hatırayı kullandığımızı düşüneceğini söylüyordu. Bu düşüncesine bozuldum. O’nu sevmemiş olabileceğini, onun için böyle davrandığını bile düşündüm. Ama eşim, Ecevit, siyasi hayattan çekildikten sonra bu arzumu gerçekleştireceğimizi söylüyordu.

Yıllar yılları kovaladı. Eşim, bir gün eve geldiğinde elinde bir paket vardı. Paketi bana uzattı ve dedi ki, “Bu paketi sana armağan ediyorum.” Açtığımda içinde büyütülüp çerçevelenmiş fotoğraflar vardı. Çok duygulandım ve ağlamaya başladım. Evimin en güzel yerine fotoğrafları koydum. Eşime, “Ben bu konuyu çoktan unutmuştum” dedim. O da “Sana geçmişten sözüm vardı, bu da benim sana sürprizim” dedi. O an hayatımızdaki en özel andı…

Tam 30 yıl sonra resimler, evimdeki gerçek yerini bulmuştu. O günlerde rahmetli Ecevit, siyasi hayata veda etmişti. Şimdi de hepimize veda etti. Sadık yâre kavuştu. Ecevit, artık benim ölümsüz hatıralarımda yaşayacak. Ve hiç unutulmayacak. Zaten gerçek ölüm unutulmak değil midir?

O’nu tanıdığımda “Ak Günlerin Müjdecisiydi” Şairdi, güvercindi, maviydi… Takalar onsuz geçiyor şimdi.

Başında kasketi, elinde güvercini… Takalar geçirdi denizlerden allı yeşilli dürüstlük abidesi Bülent Ecevit, meydanları “Ak Günlere” sloganlarıyla inlettiği 50 yıllık siyasi mücadelesini alnının akıyla bitirdi.