Alper Uzungüngör

Alper Uzungüngör

ANADOLU’NUN FETHİ

Anadolu’da Türk fethi, Çağrı beyin 1013’teki Doğu Anadolu akınları ile başlar, Fatih’in 1461’de Trabzon’u fethiyle son bulur. Neredeyse dört asrı bulan Türk fütuhatına neresinden bakarsanız bakın, her şey gördüğünüz kadar değildir.

Ortaçağ Anadolu’sunda bu dönemde yaşanan düşmanlıklar, şaşırtıcı bir şekilde iş birliğine dönüşmüş, imkânsız ittifaklar kurulmuş, taht ve toprak savaşlarının birisi biterken ötekisi başlatılıp hep başa dönülmüştür. İstila ve işgallerle birlikte gelen çöküş ve fetret dönemlerinden inanılmaz başarı öyküleri çıkmıştır.

İşte bu makalede; Oğuz Türklerinin, Bizans İmparatorluğu şemsiyesi altında Süryani, Arap, Ermeni ve Rumların yaşadığı Anadolu’yu fetih hareketini incelerken aynı zamanda geniş bir coğrafyanın tarih atlasını çizeceğiz.

Selçuklu beyliği, Mikail'in çocukları Tuğrul ve Çağrı beylerin ikili yönetiminde (1025-1063) Horasan’a yerleşip Dandanakan Savaşının (1040) kazanılmasından sonra devlet niteliği kazanmıştı. Para darp edilmiş, halifeden menşur alınmış, teşkilatlar kurulmuş, memuriyet ve din ve hizmetleri için medreseler açılmıştı (1).

Komşu devletlerdeki iktidar çatışmaları ve savaşlar geleceklerine güvenle bakmalarına engel olduğundan bölgeye büsbütün hâkim olmak istemişler, Merv (Nişabur) kentinde büyük kurultayı toplayıp (1040) fetih planı yapmıştılar.

Buna göre Tuğrul bey; devletin başkenti Merv’de kalarak Ortadoğu ve güneye, Çağrı bey; Bizans hâkimiyetindeki Anadolu ve Kafkasya’ya, Yinaloğulları; Harzem ve Azerbaycan’a, Musa İnanç bey; doğuya akınlara başlamıştır.

Çağrı beyin beraberindeki üç bin süvarisiyle 1013-1018 yılları arasında altı yıl boyunca Doğu Anadolu akınları, fethin ilk adımlarıdır. Türk tarih yazıcıları bu akınları, Oğuzların yerleşeceği yerlerin keşif yürüyüşü kabul ederler.

Türk fütuhat’ı Çağrı beyden sonra İbrahim Yinal ve Kutalmış, Yakuti, Afşın, Gümüştekin ve Alparslan ile devam etmiştir. Yinal beyin 1048’de Bizans’a karşı kazandığı Pasinler savaşı ile elde ettiği güçlü mevzi, Alparslan’ın 1071 yılındaki Malazgirt zaferiyle doruğuna ulaşmıştır.

Bu zafer ile Anadolu’da beylikler döneminin temeli atılmış, 1072-1100 arasında on bir beylik kurulmuştur. Büyük Selçuklu, birinci dönem Anadolu beylikleriyle bir yandan devlet topraklarında biriken ve iskân sorunu haline gelen Türkmen kitlelerin ağır yükünden kurtulmuş, öte yandan batı sınırlarını güvence altına almıştır.

Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Doğu Anadolu’dan girip, kısa sürede batıda İzmir’e, kuzeybatıda İzmit’e kadar gelmiştir. 1075’te fethettiği İznik’i başkent ilan ederek kurduğu Türk devletiyle Büyük Selçuklu’ya “Sultan-ı Rum” olmuştur.

Türkiye Selçuklu Devleti kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve Anadolu beylikleri, varlık veya yokluk kavgasında Bizans’a kesin üstünlük sağlayıp İstanbul’a kapatmakla, fetih yolunda yeni bir dönemi başlatmışlardır (2).

11.’ci yüzyıl İslam coğrafyasında Abbasi, Fatımi, Büveyhli, Karahanlı ve Gazneli devletleri çözülme sürecine girmiş, Büyük Selçuklu’da duraklama başlamıştır. Hristiyan dünyası ise kutsal kabul edilen Kudüs’ün fethi için ekonomik, dini, sosyal ve siyasal amaçlı Haçlı seferleri düzenlemiştir.

Anadolu, ilk Haçlı ordusunun İstanbul’da görüldüğü 1096’dan 1204’e kadar haçlı istilası yaşamıştır. Haçlılar, Ortodoks Bizans’ı yıkmış, yerine Katolik Latin krallığı kurmuştur (1204 - 1261). İznik, Antakya ve Urfa’da kontluk ihdas etmiştir.

Kılıçarslan, büyük gayretlerle ve beyliklerin destek vermesiyle kazandığı Haçlı zaferleriyle Türkiye Selçuklu devletinin varlığını korumuştur. Ancak, Marmara ve Ege kıyılarındaki toprakların yanı sıra Çukurova bölgesini kaybetmiştir.

Büyük Selçuklu Sultanı Ahmet Sencer ise Harzemşahlar ile mücadelede zayıf düşüp 1157’de vefat edince Büyük Selçuklu Devleti yıkılmış, hâkimiyet alanları, kendisini Büyük Selçuklu Devleti’nin mirasçısı kabul eden Harzemşahlar’ın kontrolüne girmiştir. Bizans, Haçlı, Harzem ve hatta Moğol baskısı altında kalan beylikler dağılmaya başlamıştır.

12.’ci yüzyılda Haçlı seferleri; Mısır, Suriye ve Tunus üzerine yön değiştirip Anadolu’yu rotasından çıkarınca, Türk fetih hareketi yeniden hızlanmıştır. 1176’da Bizans’a karşı Denizli / Çivril’de kazanılan Myrokefalon Zaferiyle, Ege bölgesi dışında Anadolu’ya tam manasıyla hâkim olunmuştur.

13.’cü yüzyılda Moğol tehlikesi baş göstermiştir. Orta Asya bozkırlarından hareket eden Cengiz orduları, Büyük Selçuklu, Harzem ve Azerbaycan toprakları dâhil bütün Yakın Doğu’yu istila ederek Anadolu kapısına dayanmıştır.

Türkiye Selçuklu sultanı II. Gıyaseddin’i 1243’de Sivas / Kösedağı’nda mağlup eden Moğollar, bütün Anadolu’yu hâkimiyeti altına almışlardır. Bizans, Türklerden kurtulacağını düşünerek Moğollarla iş birliğini tercih etmiştir. Selçuklu hanedanı Moğol valilerin güdümünde kukla durumuna düşmüştür.

Yeni siyasi ortama alışamayan Oğuz Türkleri ise Moğol-Selçuklu yönetiminden kaynaklanan baskılara tepki olarak Selçuklu devletinin sorumluluklarını üstlenecek yeni beylikler kurup mücadeleye başlamıştır (3).

İkinci dönem Anadolu beylikleri kurulurken dünya tarihinin en önemli hükümdarlarından birisi olan Kıpçak Türkü ve eski köle Baybars tarih sahnesine çıkmıştır. Memluk sultanı Baybars, Haçlılar'a, Moğollar'a ve Bizans’a karşı mücadele vermiş, Anadolu’ya girip Türklere yardım etmiştir.

Baybars, Moğolları Batı Şeria'nın kuzeyinde Ayn Calut'ta yenerek bozguna uğratmıştır (1260). Orta Doğu ve Mısır topraklarında Haçlıların elindeki bütün kale ve şehirleri zapt ederek buraları Haçlılardan temizlemiştir (1291).

Anadolu’da ise Oğuz beylerinin, Bizans ve Moğollar'a karşı elde ettiği kazanımlar, Türkiye Selçuklularını ister istemez bağımsızlık arayışına itmiştir. Fakat Memluk Sultanı Baybars’ın yardımlarına rağmen II. Mesud’un 1308’te ölümüyle yıkılmaktan kutulamamışlar, devletin yönetimi Karamanoğlu beyliğine geçmiştir.

Anadolu’daki Moğol tahakkümü, 1335’te vali Ebu Said Bahadır’ın ölümüyle çözülmüştür. Bu tarihten itibaren Türkmenler tam olarak bağımsızlıklarına kavuşmuş, Moğol askerleri çevreye yayılıp, izlerini kaybettirmiş, Osmanlı beyliği adım adım yükselmiş, Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletleri tarih sahnesine çıkmıştır.

15.’ci yüzyılda Timur istilası yaşanmıştır. Bütün doğuyu topraklarına katarak ilerleyen Timur, 1402’de Ankara Savaşında Osmanlı’ya galip gelmiştir. Savaşın etkisiyle Memlukler, Karamanlılar ve Karakoyunlular ile Osmanlı ülkesinde siyasi dengeler altüst olmuş, Anadolu’nun fethi gecikmiş, Türk gelişmesi durmuştur.

Ankara savaşının en büyük faydasını Osmanlı’ya müttefik olup, sonra Timur ile anlaşan Bizans görmüş, Türklere kaybettiği toprakları geri kazanmıştır. Timur’la dostluk anlaşması imzalayan Memluk sultanı Berkuk ’ta bu savaştan faydalanmış, Timur’un Semerkant’a dönmesinden sonra Ortadoğu ve Güneydoğu Anadolu’da tekrar vasallıklar kurmuştur.

Ankara savaşı, Osmanlı ülkesinde, iç çekişmeleri ve siyasi hesaplaşmaları ortaya çıkarmış, Osmanlı topraklarına katılmış beylikleri yeniden canlandırmıştır. Fakat Çelebi Mehmet’in gayretleriyle toparlanan devlet, zamanla yükselme dönemine girmiş, son beylikler de birer birer ortadan kaldırılarak ilerlemesini sürdürmüştür.

Türklerin 1013’te Çağrı bey ile başlattığı Anadolu'nun fetih hareketi Fatih’in 1453’te İstanbul’u almasından sonra, 4.’cü Haçlı seferi neticesinde İstanbul'da baş gösteren Latin istilasından kaçarak kurtulan Komnenos hanedanının Trabzon’da kurduğu son Bizans devletinin 1461’de tarihten silinmesiyle tamamlanmıştır.

***

Kaynakça:

(i)Faruk Sümer, Oğuzlar, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, 1980, (ii) Sencer Davutoğlu, Oğuz’dan Selçuklu’ya Boy, Konat ve Devlet, Yapı Kredi Yayınları, 2003.

Dipnotlar:

(1) Anadolu’da ilk Selçuklu Medreseleri, Konya, Erzurum, Amasya, Kayseri, Sivas, Tokat, Nevşehir, Aksaray, Afyonkarahisar ve Isparta'da açılmıştır. Vakıf geliriyle hizmet verilen medreselerde, tarih boyunca çeşitli ilimler öğretilmiş, Fatih’ten sonra salt din eğitimi esas alınmıştır. Medreseler, eğitim olanakları, burs, barınma ve öğrenci seçme metoduyla 1925’e kadar varlıklarını sürdürmüştür.

(2) Birinci dönem Anadolu beyliklerinin sayısı on birdir. İlki 1072’de kurulan Saltuklu ve Mengücekli beylikleridir. Son kurulan beylik ise 1100 tarihli Ahlatşahlardır.

(3) İkinci dönem Anadolu beyliklerinin en erken ortaya çıkanı Karamanoğlu (1256), en son Osmanlıya ilhak edeni ise Ramazanoğluları beyliğidir (1608).