Menderes Akdağ

Menderes Akdağ

İLK KANUNLAR

İlk insanlar, günlük yaşam içerisinde insanların birbirinden farklı olduğunu öğrenir. Her insan yetenekler ve liderlik kabiliyeti bakımdan diğerlerinden farklıdır. Kimileri avcılıkta kimileriyse bitki toplamada iyidir. İnsanların bazıları mükemmel balıkçıyken bazıları da yetenekli bir çiftçidir. Bazıları da diğerlerinin kendisini takip edebilecekleri lider kişiliktedir.

Yazının icadından önce inanç ve görüşler her bir köyde nesilden nesle köyün ileri gelenleri ve liderleri tarafından aktarılmaktadır. Söz konusu inanç ve görüşler gelenek olarak adlandırılmaktadır. Hani toplumlar tarafından sürekli yapılıp gelen şu şeyler… Güçlü gelenek kuralları insanların her davranışını şekillendirmektedir. Ne, ne zaman yenilecek; nasıl avlanılacak; ne zaman evlenilecek; çocuklar nasıl eğitilecek, diğer insanlarla konuşma ne biçimde olacak, nasıl dans edilecek bütün bunlar geleneklerin şekil verdiği yaşama dair sadece birkaç örnektir. Gelenekler her zaman yerine getirilen canlı eylemlerdir. Eskiçağlarda onların doğru olduğuna inanılır. Herkes onlara uyar. Ancak insanoğlu yerleşik hayata geçer geçmez ve ekip biçmeyi başlar başlamaz servet ve mülk edinmeyi öğrenir. Kendine özgü mülk edinme hakkı her bir insan için önemli olmaya başladığında gelenekler üstü bir güce ihtiyaç duyulur. Eski gelenekler yeni problemler karşısında artık çoğu kez yetersizdir. Yeni kanunlar yapmak zorunlu olur.

Kuzey Irak’ta bulunan dağ yamaçları insanoğlun ilk tarımsal faaliyetlere başladığı alanlardan biridir. Bu alanlar, Mezopotamya olarak adlandırılmaktadır. Mezopotamya, insanoğlunun ulaştığı ve bizim bugün uygarlık şeklinde adlandırdığımız bir gelişim merhalesidir. Bu alan, Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan geniş bir vadi üzerindedir. Mezopotamya’nın güney kısmına Babil ülkesi denilmektedir. Bütün bölge, Bereketli Hilal (Fertile Crescent) şeklinde isimlendirilen yerin doğu kısmındadır. Bereketli Hilal Bölgesi, Doğu Akdeniz sahili boyunca uzanan geniş bir alanın yalnız bir kısmıdır. Bereketli Hilal, kuzeye doğru kıvrılarak bugünkü Suriye ve Irak topraklarını baş başa geçer. Sonra Dicle ve Fırat nehirleri boyunca güneye sarkarak Basra Körfezi(Persian Gulf) sularına ulaşır.

Mezopotamya’da yaşamış ilk uygarlık Sümerlerdir. Babil ülkesindeki kentlerde yaşayanlar pek çok kanun yapıcısına sahiptir. Fakat bunlardan en ünlüsü Hamurabi’dir. Hamurabi bütün eski Sümer kanunlarını toplar ve onları yeniden yazar. Söz konusu kanunların hiçbirisi daha önce yazıya geçirilmemiştir. Hamurabi kanunlarının temel mantığı zayıfı korumaktır. Bu kanunlar, büyücülük, ödünç alıp verme, borçlar, ticaret, ücretler ve aile hukuku gibi pek çok konuyu içermektedir. Milattan Önce 1200’de İbrani peygamberi Hz. Musa kendi reayasına bir takım kanunlar sunar. Hz. Musa’nın önerdiği kanunlar, ilk insanlar tarafından uzun yıllardır doğru ve iyiliğine inanılan bir takım davranışları şekillendirmektedir. Bu kanunlar, On Emir’dir. Onlar, daha sonra İsrail Krallığı’nın kanunları olacaktır.