Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

TARİHTE YASAKLAR

Yasaklar bizim ulus olarak pek de yabancılık çekmediğimiz konu.

“Yassah hemşerim “ denildiğinde emir demir’i keser bizde.

Trafikte yasaklar da az değildir hani..!

Tabelalar ile yollarda bize doğruyu öğretir yasaklar..!

İçki , sigara araçta yasak, her ikisi okullarda ve resmi kurumlarda hepten yasak,uymayanlara kabahatler yasası ya da trafik cezası..!

Ama Yasaklar ile bir yere varılamayacağı , tekerrür eden Tarihimizde bilinse de, gene de güç ve iktidar sarhoşluğu bu nafile ilacı bize yutturmaya çalışır nedense..!

Oysa “demokrasilerde çareler bitmez” derdi bir bilen.

Eğer Demokrasilerde sorun ortaya çıkarsa, çözümü daha fazla demokrasidir.

Yasaklar adlı mizahi oyun rahmetli Zeki ALASYA ile uzun ömürler dileyelim, Metin AKPINAR ın birlikte oynadığı “Devekuşu kabare “ tiyatrosunda yıllarca sergilenmişti.

Yine tarihimizden YASAKLAR yakın tarihimizden Reşad Ekrem Koçu’nun 1950 basımı ‘Osmanlı Tarihinde Yasaklar’ adlı eserinde kitaplaştırılmış.

“Tarihimizde garip vakalar “adlı kitabında yazarı olan ve İstanbul edebiyatçısı olarak bilinen ve 1905 ile 1975 arasında İstanbul’da yaşamış olan tarihçi Reşad Ekrem, yayınlanmış ilk eseri olan "Osmanlı Tarihinde Yasaklar"ı bir zamanların en çok satan tarih dergilerinden "Tarih Dünyası"nın ilâvesi olarak hazırlamış ve 42 sayfalık eser, derginin yayınladığı "Tarih Kütüphanesi" serisinin ikinci kitabı olarak 1950'de çıkmıştı.

Gelin bugün bir zamanların garip yasaklarını birlikte tebessümle okuyalım…!

Kahve ve kahvehane yasağı

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Türkiye'ye Halep ve Şam'dan gelen kahve, kısa sürede sosyal yaşamın bir parçası olmuş, ilk kahvehane 1554 yılında açılmıştır. Kahvehaneler giderek çoğalmış, insanların uğrak noktası olmuş, kahve önce ulema tarafından hoş karşılanmamış ve yasaklanmış ancak sonra payitahtın tanınmış uleması ve şeyhleri kahve müdavimlerini hoş görerek yasağı kaldırmıştı.

İkinci Mahmud döneminde, yeniçerilerin toplanma ve buluşma yeri olmaması için kahvehane yasağı bir süre daha sürdürülmüş ancak birkaç sene sonra bu yasak kaldırılmış ve tarihe karışmıştır...

Kadınların Eyüp'te kaymakçı dükkânına girme yasağı

16. yüzyılda özellikle Eyüp semtinde yer alan kaymakçılar büyük bir şöhrete sahipti. Kısa bir süre sonra 1573 tarihli bir yasak geldi. "Türbe ziyareti bahanesiyle bu kaymakçı dükkânına gelen bazı kadınların önceden anlaştıkları ve tanıştıkları erkeklerle buluştukları" yönünde bazı iddia ve şikâyetler üzerine bu durum Eyüp Kadısı tarafından hükûmete şikâyet edilmişti. 1573 yılında Eyüp Kadısı'na gönderilen ferman şöyleydi:

"Kaymakçı dükkânlarına bazı nisa taifesi kaymak yemek bahanesiyle girip oturup namahremler cem'olup hilafı şer' işleri vardır diye Müslümanların haber verdiklerini bildirmişsin; bu babda ihmal caiz değildir; kadınlar kaymakçı dükkânlarına gitmeyecektir, gelen kadınların dükkâna alınmamasını dükkân sahiplerine şiddetle tenbih et, tenbihini dinlemeyen ve dükkanına kadın müşteri alan dükkân sahibini muhkem cezaya çarptır."

Kadınların, kayıklara erkeklerle binme yasağı

1580'den İkinci Abdülhamid döneminin sonlarına kadar süren bir yasaktı. Yasağın konulmasına "bazı kadınların kayıklarda, önceden anlaştıkları erkeklerle buluşması" sebep olarak gösterilmişti. Bazı kayıkçılar bu yasaklara uymadığında "erimdir dedim aldım" diyerek kendilerini savunurlar Kayıkçılar kahyasına gönderilen fermandan birkaç satır: "Bundan evvel de tenbih edilmişti; taze avretlerin levend taifesile kayığa girip gezmelerine mani ol ve bu hususu bütün kayıkçılara tekrar tekrar tenbih et."

Çingenelere ata binme ve kısrak besleme yasağı

Çingenelerin yollara ve bellere inip fesat ve şenaat işledikleri sebep gösterilerek 1595 yılında Divanı Hümayun'dan İstanbul Kadısı tarafından , bu yasak Rumeli bölgesinde de uygulanmıştır. Çingene subaşısına gönderilen fermana göre Çingene halkının büyük şehirlerde ata binmesi, atla dolaşması ve kısrak beslemesi yasaklanmış Yasağın metni şöyledir:

"Çingene tayfasının ata binmesi ve kısrak beslemesi yasak edilmiş olup lazımgeldikçe eşeğe ve arabaya bineceklerdir; muhalif hareket edenler siyaset olunurlar. Ona göre tenbih ve ilan eyleyesiniz. Sene 933." hamama giden gayrimüslimlere nalın giyme yasağı

17. asır İstanbul'unda, hamama giden gayrimüslimlerin nalın giymeleri yasaktı ve yasağın sebebi, hamamdaki Müslümanlar ile gayrimüslimlerin ayırd edilmeleri gerektiği yolundaki tuhaf düşünce idi. Bu yasağın konmasının ardından Müslümanlar'ın yıkandıkları sırada nalınlarını çıkarttıkları takdirde gayrimüslimlere benzemeleri ihtimali de göz önüne alınmış ve Müslüman olmayan hamam müşterilerine verilecek peştemalların üzerinde birer demir halka bulunması mecburiyeti getirilmişti.

18. yüzyıl başlarında bu yasağa ve kurala bir başka tuhaf ilâve daha yapıldı ve garip davranışları ile bilinen vezirlerden Kalaylıkoz Ahmed Paşa, hamama giden gayrimüslimlerin peştemallarına demir halkanın yanı sıra bir de çıngırak bağlanması kuralını koydu.

Arnavutlara hamam tellakı olma yasağı

Osmanlı'da , olası yeni bir isyanı önlemek adına, o tarihlere kadar İstanbul hamamlarının tamamında tellaklık görevi yapan Lale Devri'nin sonunu getiren meşhur 1730 Patrona Halil İsyanı'nın lideri olan Horpeşteli Arnavut Halil, Bayezid hamamında çalışan bir tellak olduğu için Arnavutların, artık tellak olmaması yönünde bir yasak yürürlüğe girmiştir.

Yasağın metni kısaca şöyle başlar: "...hamamlarda dellak ve natur alınmak iktiza ettikte Arnavud taifesinden kebir ve sagir ferdi vahidi uğratmayıp Anadolu yakasından gelme Türk uşaklarından ve nefsi İstanbul'dan zımmi cinsinden intihap olunup yarar kefilleri alındıktan sonra isim ve resimleriyle deftere kayıt..." diye devam eder. Bu yasak 1918'e kadar devam etmiştir...

Evlerde yemek çeşidi yasağı

1821'de Nişancı Halet Efendi'nin girişimiyle Gerekçe olarak ise devlet erkanının eğlencelerini, ayrıca konaklarda ve yalılarda gerçekleştirilen yemekli davetleri ve Ramazan aylarına denk gelen süreçte türlü yemeklerle, tatlılarla, böreklerle, içeceklerle, dondurmalarla ve meyvelerle donatılan ve Osmanlı aşçılarının hünerlerinin ortaya konulduğu sofraları göstermiştir. İkinci Mahmud tarafından uygulamaya konulan bu yasağın çıkış nedeni israf olarak gösterilmişti.

Bu yasağın kısaltılmış yazılı sureti şu şekildedir: "...İsraf günahtır, bundan böyle evlerde nihayet beş türlüden yedi türlüye kadar yemek pişirilebilir, yedi türlüden fazla yemek pişirtilmeyecektir."

İstanbul'a bekâr erkeklerin girme yasağı

17. ve 18. yüzyıllarda İstanbul'da kefilsiz oturmak yasaktı. Ancak "İstanbul'a, Rumeli'den ve Anadolu'dan gelen bekâr erkeklerin, kaldıkları han ve odalarda fuhuş yaptıkları, şehirde kan döküp kavga ettikleri, askeri darbelerde silaha sarılıp çeşitli ayaklanmalara katıldıkları, kargaşa sırasında çarşı ve pazarları yağmaladıkları" yönündeki yaygın kanaat nedeniyle 17. ve 18. yüzyıllarda İstanbul'da kefilsiz oturmak yasaktı. 1826'da çıkan ferman ile bekâr erkeklerin şehre girmesi yasaklanmıştır.

Günümüzde Yasaklar nelerdir diye düşündüğümüzde varın siz bulun..…!

SÖZÜN ÖZÜ :

YASAK TANIMAZ; RÜZGAR ,

YAĞMUR DÜŞER İSTEMESEN DE,

ZİNCİR VURULAMAZ UÇAN MARTI’YA ,

BİR DE İNSAN KALBİNE

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.505.8077828