Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

YEREL BASIN BUNLARI DİNLEDİ

Geçtiğimiz hafta Cuma günüyle başlayan 10 Ocak kimilerine göre hicvederek çalışmayan , aslı ÇALIŞAN gazeteciler günü kapsamında resmi ve özel kurumların bu gün için verdikleri davetlerde ile Aydın Yerel Medyası hem kendimizle hem de yerelde Aydın’ı yönetenlerle bir araya geldik. Bu özel gün’e neden “çalışan gazeteciler günü “ denildiği , epey hiciv ve ironi malzemesi olmaya devam edecek.

1961 yılında verilen geniş yasal güvenceler , bu günü “ bayram “ günü olarak kutlanmasına neden olsa da, 1971 yılında bu yasal güvence ve hakların bir kısmının geri alınması yüzünden bayram dan vazgeçilmiş ve “ gün” olarak değiştirilmesi ve bayram olmaktan çıkarılması da aslında gösterilen bir tepkidir.

Basın 4. Güç olarak söylenir gelir yıllardır.

Peki ilk 3 ‘ü nedir hatırlayın..!

Yasama , Yürütme ve Yargı , dördüncüsü ise BASIN.

İlk üçü devletin, binlerce çalışanı olan kurumları , bütçesi olan, güçlü ve devamlılık arzeden sürdürülebilir anayasal otoriteleri, bütçelerinden harcama yetkileri, ve buna bağlı iş yapma erkleri olan kurumlardır.

Dördüncü güce yani BASIN a gelince, sadece etkinliği kaleminde bulunan , ama bütçesini ve gelir kaynaklarını özgürce değil, reklamlara bağlı yaşayan , ekonomik özgürlüğünün olup olmadığı artık ciddi olarak sorgulanan , sorunlar yumağı içinde artık ne kadar ise o kadar bir güç olduğu tartışılan bir kurumdur.

Kamusal hizmet vererek , halkın gözü kulağı olarak bilinen Basın , ekonomik gücünü kazanamadıkça bu görevini , kamu denetçiliğini layıkıyla yerine getirebilir mi ?

İtiraf edelim ki, herkes basının yanında , yine aynı herkes bir anda basının karşısında.

Eğer kişileri ve kurumları göklere çıkarıp , iyi güzel şeylerini yazarsanız, “yaşasın basın,”

Aynı kişileri ve kurumları “ bu olmamış “ deyip eleştirirseniz , “kahrolsun basın.”

Gazetelerin sabit harcamalarını karşılayabileceği ve ayakta durabilmek üzere , onurlu ve başkasına muhtaç olmayacağı bir geliri olması halinde , ancak tarafsız olarak görevini yerine getirebilecektir.

Günümüzde basın özgürdür her şeyi yazabilir, ama sonrasında başına ne gelirse kendisi sorumludur. Bu cezalandırma olabileceği gibi, haberi beğenmeyenler tarafından kesilen reklam ve ilan gelirleriyle ekonomik açmaz içine düşürülmesi de söz konusudur.

Aksi takdirde basın her kesimle iyi geçinmek için herkesin arka bahçesi olması halinde , asla kamu görevini yürütemeyeceği ve tarafsız olamayacağı, gördüğü olumsuzlukları yutkunarak , sesini ve gözünü kapatacağı daha açıkçası üç maymunu oynayıp , görmeyecek duymayacak ve söylemeyecektir.

İşte o vakit basın değil, özet olarak “ tosun “ denir.

Gelelim 10 Ocak davet ve etkinliklerine ,

Efeler belediye başkanı ATAY ,geçen yılın bütçesini kendisinin yapmadığını ama 2020 yılının bütçesinden yerel basına kaynak yaratılacağını müjdeledi. Takipçisi olacağız, bakalım verilen sözler pazara kadar mı, gelecek seçimlere kadar mı..?

Aydın Valisi Sayın KÖŞGER ildeki yatırım ve projelerin yürütülmesindeki yavaşlıktan ve biraz da, Aydınlılardan yakındı. Aydınlılar için söylediklerinin altına imzamı atarım.

Bürokratların işleri kararlıkla ve inisiyatif alarak çözmek yerine , etrafında dolanıp mazeret ürettiğini yüksek sesle paylaştığı sorunu , biz eskiden “ ortada kuyu var yandan geç “ derdik bir zamanlar , ya da “ mış gibi yapmak “ yani çalışıp yapıyormuş, üretiyormuş görüntüsü altında , boşa kürek sallamak, avara kasnak dönmek.

Vali nin anlatmak istediğine en güzel örnek de bürokratlığım zamanında , odamdaki duvarda asılı veciz sözdeki gibi , “ çözümün bir parçası değilsen sorunun bir parçasısındır “

Aslında rahmetli ÖZAL da bu tespitte bulunarak “ kurşun geçmez Bürokrasi den yaka silkmemişmiydi ?

Demek ki, 25 yıldır değişen bir şey yok..!Aynı tas , aynı hamam ..!

Aslında bu devleti kurum amirleri ve altındaki birim amirleri yönetiyor desek pek de yanlış olmaz. Örneğin teknik ağırlıklı bir konuda , size verilen bir raporda yazılanlarla yetinir kalırsınız, uzmanlığınız olmadığı için , müdahaleniz de söz konusu olamaz.

Vali de olsanız “ ne yapalım , arkadaşlar inceledi” bu iş olmuyor der geçersiniz..!

İşte burada o teknokrat ve bürokratların “ yarım bardak suya bakışı “ konuya yön veren en önemli tespittir.

Bürokratınız mesai doldurup , bankamatiğe her başı uğrayıp ,aman bana bir şey olmasın , emekliliğe kadar başıma bir şey gelmesin derse, yarım bardak su bardağının boş tarafını, eğer çalışkan becerikli ise yarım bardak suyun dolu tarafını size sunacaktır.

Bunun nedeni ise liyakat sisteminin hasıraltı edilmesiyle , işe göre adam değil , adama göre iş yaratmanın ilke haline getirilmesindendir.

İşe giriş sınavlarında birinci seçilenlerin , mülakatta elenmesi , yerine daha düşük puan alanın mülakatta başarılı seçilmesiyle koltukların doldurulduğu iş bilmez liyakatsızlardır aslında , Vali beyin isyanı.

Aydın’lının kısır çekişmeleri de Vali beyi olumsuz etkilemiş olmalı ki, artık birden çok kurumu ilgilendiren konularda , örneğin Gümrükönü hanı işinin hala sonuçlanmaması gibi, ilgisizlik, çözümsüzlük, duyarsız kaldığımız olağan bir iş gibi algılanır olmuştur.

Keza Vali beyin yanlış yerde yapıldığını açıkladığı Paşayaylası Oteli’nin yer seçiminin eleştirilmesi bu atıl ve hazin acınacak durumunun asla geçerli nedeni değildir. Bu tespite katılmak mümkün değildir.

Çünkü 1200 metre zirve deki paşayaylası oteli 1989 yılında merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’nun ileri görüşlülüğü ile yaz kış hizmet verebilecek nitelikte yapılan turizm tesisi olarak projelendirilmişti.

Yıllarca yazın 40 derece sıcakta serinlemek üzere bir mesire alanı , kışın karla kaplı doğal güzelliği ile Uludağ’ı aratmayan manzarasıyla dağcılık amaçlı olarak uzun süre keyifle kullanılmıştı.

Yine Gençlik ve Spor Müdürlüğünün verdiği davette , Paşayaylası’ndaki bu tesisin atıl durumunu kendisine hatırlattığımda işlevlendirilmek üzere kendisine aktarılan bir talep olmadığını belirtti.

İl Müdürü Cenap Fillikçioğlu’na bu tesisin hem bir kamp olarak kullanılabileceği gibi, hem de , bisiklet , trekking , doğa yürüyüşü ve kamp yapan izcilerin oluşturduğu STK lar için mükemmel bir konaklama merkezi olabileceğini belirttiğimde ilgileneceği sözünü verdi.

Sayın Fillikçioğlu’ndan, bu tesisi Aydın’a izci kampı olarak kazandırmasını bekliyoruz.

Sayın Vali bilirler, Adnan Menderes anıtının yapıldığı Çine çayı kenarındaki köyünü merası üzerindeki tescilli kültür varlığı Yel değirmenleri projenin yerine getirilmesine büyük engel olarak algılanmasına ve konuştuğumu bürokratlar bunun imkansız bir proje olduğu vurgulansa da, yarım bardağın dolu tarafını gören , istisnai devlet memuru olan Vali KÖŞGER , koltuğunun altına dosyayı alarak önce Tarım Bakanı ile Ankara da bizzat görüşerek Mera vasfını kaldırttı, Kültür Varlıkları Koruma kurulundan da proje onayıyla Yeldeğirmenleri restore edildi, ardından peyzaj projesi ile Adnan Menderes Müzesi anıt ve peyzaj projesi hayata geçti, Menderes ailesinin gelinleri de ziyaret ettiler ve yakında hizmete açılacak.Hatta DSİ 21. Bölge Müdürüne de Çine çayı ıslahı nedeniyle başarı belgesi takdim ederek onurlandırarak , ödüllendirdi.

Peki ya diğer bürokratlar ?Demek ki en özverili çalışan projeye inanan Mehmet Akifbalta ya başarı belgesi diğerlerinden farklı olduğu için takdir ve taltif edildi.

Peki ne demek istiyorum..?

Tüm AYDIN bürokrasisi bu örnek olayda olduğu gibi mazeret üretmek yerine , sayın Vali KÖŞGER gibi kararlı olarak çözüm yollarını önererek takip etmesi halinde çözülemeyecek iş yoktur.

Kimse kusura bakmasın tanıdığım Vali KÖŞGER , Aydınlıyım diyen herkesten daha çok AYDIN’lıdır.

Gazeteciler gününde özel sektörden tek davet , Efeler kent merkezinde 5ARLO (Şarlo) kafenin sahibi Belediye Meclis üyesi Altan Kemerci tarafından verilen kahvaltıda, bir araya gelen Aydın basını hem sohbet etti, hem de eğlenerek yorgunluk attı. Bunu düşündüğü için sevgili Altan kardeşime özel teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

En son etkinlik ise 12 Ocak Pazar günü Hasanefendi mahallesinde eski adıyla Paşa konağı yeni adıyla “eski yeni kafe “de MEDYA KARAVANI adlı bir proje çerçevesinde düzenlenen medya sorunlarının masaya yatırıldığı mesleki bir toplantıydı.

Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Genel Başkanı ve ödüllü bir fotoğrafçı olan Rıza Özel’in “ Medya ve Güven” başlığı adı altında bir atölye çalışmasıyla yerel basının önerilerin dinlendiği “ Medya Karavanı “ başlığında ,”Özgürlük Araştırmaları Derneği “ yürütücülüğünde ve IRI ( Uluslarası Cumhuriyet Enstitüsü “ sponsorluğunda başlatılan COMET projesinin bir parçasıyla çıkılan yolda Türkiye nin 8 ilinde yapılacak toplantıların biri de Aydın da gerçekleştirildi.Türkiye’de medya özgürlüğünün geliştirilmesi için halkın ve yerel gazetecilerin önerilerini dinleyecek. Projenin sonunda hazırlanacak öneriler TBMM başta olmak üzere tüm ilgili kurum ve kuruluşlara sunulacak önerilere Aydın da katkılarımızı sunduk.

Böylece dolu dolu bir gündem, etkinlikler ve davetlerle bir Çalışan Gazeteciler gününü yaşadık. Ama bunu yaşayamayan işsiz gazetecilerimizi de anmadan geçmedik.

SÖZÜN ÖZÜ :

İYİ BİR GAZETECİ, GÖRDÜĞÜ BİR OLAYIN HER ŞEYİNİ EN İYİ ANLATANDIR. ONDAN DAHA İYİ BİR GAZETECİ İSE , GÖRÜNMEYENLERİ BİLE ARAŞTIRIP YAZANDIR.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0505.8077828