Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

HAYALLER VE GERÇEKLER

Eskilerin deyimiyle ” ekmek Arslan’ın ağzında “ olduğu günler geride kaldı.

Günümüzde ekmeği , artık daha derinlerde arasak da , bulamadığımız günler.

Hem resmi istatistikler hem de sokakta gerçekler işsizliğin boyutlarını acı gerçeklerle gözlerimizin önüne seriyor.

Sizin de tanık olduğunuz işsiz kişilerle karşılaştığınız konuşmalar mutlaka olmuştur.

Bunlardan bir çoğu benimde karşılaştığım vakayı adiye olaylardan sayılıyor artık.

Yani artık her gün karşılaştığımız basit konulardan sayılan, iş arayan kişilerin hazin öykülerini sizlerle paylaşmak üzere , bugün köşe yazısına konu etmek istedim.

Bir dostumun bürosunda otururken zemin kattaki işyerine aniden kapıyı açıp giren zayıf ve tıknaz bir genç adam, “ abi iş var mı “ diye ortaya düştü.

Sanki içerdeki bizlere bakıp , işimizin olduğuna imrenerek haykırdı.

Ofisin sahibi arkadaşım kibarca “ sağol kardeşim işçi ihtiyacımız yok “ dedi ve gönderdi.

Yüzünde alışılmış bir üzüntü ile “bunlardan hergün kaç tanesi geliyor bir bilsen “ dedi.

Kapısını her gün ya dilenen , ya da kibarca yolda kaldığını, karnının aç olduğunu , memleketine dönmek istediğini bilet parası bulamadığını, ya da hastanede annesine ilaç alamadığını söyleyen kişilerin eksik olmadığını yakınarak anlattı.

Yine bir başka büfeci arkadaşım geçenlerde selam vererek içeriye giren birinin arabasının benzinin bittiğini borç olarak 15 lira istediğini ve kimliğini çıkarıp uzatması ile samimi olduğunu ve geri geleceğini söylemesiyle , efendi ve yardımsever olan arkadaşım , gerek yok kimliğini al diye geri vermesi üzerine babasından kaldığını söylediği poşu denilen bizim yağlık olarak bildiğimiz atkısını bırakıp çıktığını anlattı.

Merak ettim geri gelip gelmediğini , bu merakımı hemen gideren büfeci dostum, atkıyı eline alıp, “ on gün oldu , ne gelen var ne de giden, atkısı da kaldı burada “ dedi.

Benim başıma gelenlerden birinde , hastanede yatan annesinin ilaçlarını alamadığından yakınarak elinde reçeteye benzer bir kağıtla yardım isteyince, kolundan tutup, caddenin karşısındaki en yakın eczaneye gidelim dedim.

Hemen yanımdan ayrıldı , adeta uçup kaçtı..!

Artık para dilenenlerin bir tarifesi de var. Sizin cebinizde paranız var mı yok mu sormadan giyiminize kuşamınıza göre size not vererek, hiç çekinmeden “ abi 5 lira verirmisin ?“ diyenlere inandırıcı olmanız için size bir tüyo, yaşınız uygunsa” ben emekliyim evladım, maaşımı almadım daha “ deyin geçin..!

Kim bilir, durumunuza acıyarak size, hasılattan pay bile verebilir .!

Bir başka gün , postane yakınlarında 4 genç boyunlarında ay yıldız kırmızı şallar ile gezinip , biri alkol yoğunluklu en ucuz kolonya , diğeri minik şekerlerden uzatıp, fular takılı 2 gence işaret ederek , askere gidecek gençlerimiz için harçlık istemeleriyle yine bir başka dilencilik olayıyla karşılaştığımı anlamakta zorlanmadım .

Ama en hamasi duyguları kullanan bu gençlere hemen kızıp karşı çıkmayın sakın.

Yakınlaştıklarında nefeslerinden hepsinin alkollü olduğunu anlamak zor değildi. Biz Romanız , kahramanız diye söylenerek esip gürleyen gençler , Muhtemelen bir gün önceki hasılattan topladıklarını içkiye gömmüşlerdi çoktan.

Size saldırıp , zarar vermeleri işten bile değil. !

O anda araçla yaklaşan Büyükşehir Zabıtası birkaç şey söyledi, gençler hızla uzaklaştılar.

Demek ki her gün karşılaştıkları ve tanıdıkları bu gençler ile baş etmek zabıta ve kolluk ile bitirilmesi mümkün değil.

Ne zaman adli ve suça ilişkin bir olay çıktığında ancak işlem yapılabilecek demek ki..!

Kibarca gönderdiğim bu gençlerin gelecekte bu toplumun başına ne çoraplar öreceğini anlamak güç değil.

Beyaz yakalı işsizlerin yanı sıra , kadınların da sayısı az değil, özellikle sevgi yolunda ve kent meydanındaki banklarda hiç tanımadığınız bir kadın size yaklaşıp samimiyet kurduktan sonra, eğer bedenini teklif edip 20 lira isterse, bilin ki dilenciliğin bir başka versiyonu ile karşı karşıyasınız..!

Çalışmak için iş bulamayanlar , ya dilenciliğe başlamışlar ya da açıkça ufak tefek dolandırıcılıklarla günü kurtarmanın peşindeler.

Gerçekten ihtiyacı olanlarla bunları ayırdına varmak çok güç hatta imkansız.

“Kendi acısını duyan canlıdır, başkasının acısını duyan gerçek insandır “derler.

Bu kişilerle karşılaşan “ gerçek insanların “ etkilenmemesi mümkün değil.

En insani gerekçe ve yaklaşımla yaptıkları duygu sömürüsüne en katı kalplerin bile karşı çıkmaları mümkün değil.

Bir yandan 3-5 çocuk yapın diyen çevreler, diğer taraftan sokağın gerçekleri. İşsizliğin resmi istatistikkleri ve sokağın gerçekleri arasında bir uçurum var .Her 4 gençten 2 ‘si işsiz. Hele eğitimsiz işsizler ordusu nerdeyse çalışanların yarısına ulaştı.Bir de bizde misafir 3 milyon Suriyeli sığınmacıları da eklersek , sokaklar acınacak halde.

Devlet 18 yaşına kadar himayesine aldıkları bu gençleri, Çocuk sevgi evlerinde yetiştirip , 18 ‘inden sonra iş güç sahibi yapmadan , Üniversiteyi bitirip eline işini vermeden sokağa atmamalıdır. Yoksa insana yapılan bu onurlu yatırım arka sokaklarda, karanlıklarda yitip gitmeye mahkumdur. Bir gün psikopat olmuş bu yetişkinler , sizin ve çocuğunuzun karşına çıkıp onmayacak acılara neden olabilir.

Buradan kamuya seslenmek istiyorum,

İşsiz ve sokakta yaşayan Ergen ve yetişkinler için acilen bir bakım ve rehabilitasyon evleri mutlaka açılmalıdır. Açın halinden tok anlamaz. Aç tavuk darı ambarının duvarını deler.

Bu işsiz ergen kişiler kadın ise bedenlerini , erkek ise sizin bedenlerinizi ,canınızı ,malınızı korkmadan harcamaya hazır ve çaresizdir.

Soğuk kış günlerinde herkesin , sıcak evlerine girip , kapısını kapattığında , sokaktaki evsiz ve işsizlerin hamisi yine bu toplumdur, devlettir.

Eğer sokaklara ve kaderlerine terk ettiğimiz bu evsiz ve işsizlere elimizi uzatamazsak, toplum olarak olabileceklerden hepimiz sorumluyuz.

SÖZÜN ÖZÜ :

BAZILARI NE KADAR ÇOK FAKİR, SADECE PARALARI VAR.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

GSM : 0.505.8077828

P.K:110 EFELER – AYDIN