Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

GÖNÜLLÜ İŞLER VE KİŞİLER SİVİL TOPLUM VE CEMİYETLER

İnsanoğlu hayatının olmazsa olmazları , yaşamak, sağlık ve geleceğe güven eylem ve amaçlarından sonra doğası gereği, çevresine de yardım etme, idealleri uğruna uğraşlar içinde olma ihtiyacını hisseden ve sorumluluk hisseden bir varlıktır.

Bir çok konuda size yakın hissettiğiniz hobileriniz , keyif aldığınız uğraşlar , organize bir birlik içinde harekete geçerek Sivil Toplum oluşumlarıyla ideallerini gerçekleştirirler.

Sivil Toplum kurum ve kuruluşları denilince ilk akla gelen Osmanlı döneminde Vakıflar ile devam eden Ahilik ve Loncalardır. Sonrasında Cumhuriyet öncesi İttihat ve Terakki Cemiyetleri , Halkevleri, Türk Ocakları , sonrasında dini cemaatler ve ardından günümüzdeki Derneklerdir.

1950’lerde çok partili hayata geçilmesi ve 1960’lardaki liberal akımların etkisiyle “farklı” seslerin duyulmasını sağlamıştır. Böylece sivil toplum niteliğinde birçok oluşumun ortaya çıktığı gözlenmiştir. Bununla birlikte Türkiye’de 1980’li yılların başı sivil toplum örgütlenmesi ve sivil toplumun oluşumu açısından yeni bir başlangıç olarak kabul edilmektedir .

1980’lerin başlarından itibaren sosyal içerikli politikalar, özelleştirme, liberal iktisadi politikalar, insan hakları, çevrecilik, kadın hakları, dini haklar vb. konularda , her toplumda kendine gündem bulmuştur. Dolayısıyla sivil toplum kavramı da yukarıda değinilen bir takım değişimlerle ilintili olarak ülkemizde de kendisine yer bulmaya başlamıştır

Sivil toplum, bu canlanma sürecinde toplumsal gelişimin, toplumsal barışın, demokratikleşmenin ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın önemli bir aktörü olarak kabul edilmeye başlanıyor. Yine 2000’li yıllarda, Türkiye’nin modernleşme ve demokratikleşme sürecinde yaşadığı önemli değişim ve dönüşümlerde Sivil Toplum anlayışının gelişmesini sağlamıştır. Sivil toplumun ve STK’ların, kendi çalışma alanları içinde Türkiye’nin iyi, demokratik ve adaletli yönetimine etkilerinin son dönemde artmasına birden fazla tarihsel ve toplumsal olgu katkı vermiş olsa da, 2000’li yıllarda derinleşen ve belirginleşen Türkiye-AB ilişkileri sivil toplum üzerinde olumlu ve dönüştürücü bir rol oynamaktadır.

Sivil Toplum hareketi ve Sivil toplum kavramı ilk kez Antik Yunan’da Aristo tarafından kullanılmıştır. Aristo, ünlü eseri Politika’ da sivil toplum kavramını ilk kez “koinonia politike- societas civilis” şeklinde kullanmıştır. Ancak Aristo, sivil toplum kavramını “politik düzen”, “topluluk”, “kamusal alan” gibi olgulardan ayrıt edici bir tanımlama olarak kullanmamıştır. Böylece sivil toplum olgusu söz konusu diğer kavramlarla birlikte kullanılarak anlam itibariyle belirgin bir farklılık yaratmamıştır.

Osmanlı’da, esnaf ve sanatkarların bir araya geldiği loncalar da mahalli sivil girişimi temsil eden kurumlar arasında kabul edilmektedir Gönüllü kişilerden meydan gelmesinin yanı sıra merkezden herhangi bir kazanç veya ücret almamaları sivil toplum veya benzeri bir olgu olarak nitelendirilmelerini sağlamıştır .

Ahilik veya Osmanlı’ya gelince aldığı isimle Loncalar sosyal-sivil örgütler olduğu kadar eğitim-öğretim müesseseleri olarak da görev görmüştür .

Aslında, Osmanlı’daki Siyasal sistemi sıkı bir şekilde kontrol eden merkezi otorite, aynı zamanda yerel rakiplerin ortaya çıkmasını engelleyecek bir takım mekanizmalara sahip olması beraberinde sivil toplum kuruluşunun olup olamayacağını tartışmalarını beraberinde getirmiştir. Fakat günümüz şartların da bir sivil toplum anlayışında olmasa da belli bazı kriterler açısında Lonca gibi kuruluşlar özellikle o dönemin Avrupası’yla kıyaslandığı zaman bir nebze kabul görmektedir.

Sivil toplumlar benimsedikleri ve hedefledikleri spor, kültür , sanat veya düşünceyi kurdukları dernekler yoluyla ilkelerini yaymak ve geleceğe aktarmak üzere bir araya gelmiş gönüllü kuruluşlardır. Aynı ilkeler merkezinde buluşanlar , keyif aldıkları konularda fikir alışverişinde bulunmak , zevklerini birlikte yaşamak , başarıları birlikte kutlamak ve engelleri birlikte aşmak üzere güçlerini bir araya getirirler.

Tamamen gönüllülük prensibiyle çalışan bu kurumlar arasında Dünyada farklı bir çok amaçlı ilkeler doğrultusunda faaliyet gösteren dernekler yer almaktadır.

Örneğin Avrupa da ve Amerika da “ kurufasulyeyi sevenler derneği “ nden tutun , kıtlama şekerle çay içmeyi sevenler derneği, Menemen Menemenli olmayı bilenlerindir derneği, Dünyada cenneti yaşayanlar derneği, Adana Relilzinedarak derneği (ortadaki kelimeyi tersten okuyunuz ) Kazara yaşıyor olma ihtimali bulunan kelaynakları araştırma-geliştirme derneği, Kiracıları koruma derneği

Türkiye yüz numara derneği ,Kaybedenler bilardo spor derneği, Salaklar derneği

Bunlardan en ilginç olanı da yine Aydın da Efeler ilçesinde , Vardar İşhanın’da kurulmuş ve ilginç adı ile dikkat çeken bir dernektir. “Dağların kaynak sularını borudan geçirme, bol su içirme derneği “ bu adıyla en ilginç dernekler arasında yerini almıştır.

AYDIN'da suyun mikroplu olduğunu öne sürüp şikayetçi olan 74 yaşındaki çevreci şair Ali Düşündüm bundan 26 yıl önce , 1996'da kurulan, kentin en ilginç isimli derneği, Dağların Kaynak Sularını Borudan Geçirme ve Bol Su İçirme Derneği Aydın’a iyi su getirme sevdası ile yola çıkmıştı. Başkan Ali DÜŞÜNDÜM, katıldığı Aydın Valiliğin halk gününde Aydın’ın suyunun temiz olmadığını, derede hayvan leşi olduğunu belirterek , dönemin Valisi Vali Muharrem Göktayoğlu'na dilekçe vererek , Belediye Başkanından şikayetçi olmuştu. Dernek başkanı suyun mikroplu olduğunu, dağlardan gelen kaynak suyunun üzerinin örtülmesi gerektiğini söyledi. Vali GÖKTAYOĞLU dilekçeyi Belediye Başkanı’na gönderip gereğini yapacağını söyledi. Havale edilen şiirsel dilekçeyle kendisine hakaret edildiğini ve kamuoyunun yanlış bilgilendirildiğini öne süren Belediye Başkanı dernek başkanı Düşündüm hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu.

Çevreci şair olarak ta bilinen ve daha önce de ağaç katliamını, sırtına yüklediği bir ağacı adliyeye getirip şikayetçi olarak protesto eden, ve bu kez su mücadelesi yüzünden hakkında dava açılan Düşündüm, ‘‘Başkan’dan yardım istedik, ilgilenmedi. İnsanlara sağlıklı su içirmek istiyoruz. Teşekkür edeceğine davacı oluyor'' sözüyle kamuoyunda günlerce adından söz ettirmişti.

Üstüne bir de şiir ile Aydın’ın suyunu yazdığı şiir ile kaleme alan Düşündüm,aşağıdaki satırlar hakaret suçlamasına konu olmuştu.

Aydın da sportif amaçlı , kültürel ve sanat faaliyetleri için kurulan yüzlerce dernek yanısıra hemşehrilik dernekleri de azımsanacak sayıda değildir.

Dün sabah bir davet ile basını bir arada buluşturan Aydın Tenis Spor Kulübü Derneği (AYTEK) 20 yıl önce ve 19 Haziran 2000 yılında AYDIN TENİS DERNEĞİ adıyla kurulmuştur. AYTEK, tamamen tenis sporuna gönül vermiş kurucular, sporcular tarafından, bu sporun Aydın'da yayılmasını sağlamak amacıyla kurulmuştur.Son Genel Kurul Toplantısı 5 Ocak 2020 günü yapılan Dernek Yönetim Kurulu Hasan DİNÇER Başkanlığında oluşmuş ve diğer yönetim kurulu üyeleri

Feyzi AĞABABAOĞLU (Başkan Yardımcısı)

Elvan Engin DEMİR (Sekreter)

Ali KARAGÖZ (Sayman)

İbrahim SARINOĞLU (İktisadi İşletme)

Eymen ATAY (Sosyal Etkinikler)

Ertan AKÇAM (Sportif Etkinikler) olmak üzere 20 yıldır Aydın da Tenis sporunu tanıtmaya ve yaşatmaya devam etmektedir.

Ebeveynler ana baba, çocuklar ile spor yapmak üzere bir araya gelen aileler gündüz açık sahalarda geceleri kapalı aydınlatılan sahalarda yer tenisi oyununu hocalarından öğrenerek , hem sağlıklarını, hem de gelecekte çocuklarını iyi birer sporcu yapmak üzere Aydın’ın sesini Türkiye’ye duyurmaktadır.

Ya siz hangi Sivil Toplum çalışması içindesiniz..?

Yoksa hala hiçbirinde değilmisiniz..?

Ama siz demek istediğimi bildiniz..!

SÖZÜN ÖZÜ :BİZ CAHİL DEDİĞİMİZ ZAMAN, MEKTEPTE OKUMAMIŞ OLANLARI KASTETMİYORUZ. KASTETTİĞİMİZ İLİM, HAKİKATİ BİLMEKTİR. YOKSA OKUMUŞ OLANLARDAN EN BÜYÜK CAHİLLER ÇIKTIĞI GİBİ, HİÇ OKUMAK BİLMEYENLERDEN DE HAKİKATİ GÖREN GERÇEK ALİMLER ÇIKABİLİR.( ATATÜRK )

MEHMET ÖZÇAKIR