Alper Uzungüngör

Alper Uzungüngör

AKKOYUNLU DEVLETİ VE ULUĞ HANI HASAN BEY

14. yüzyılda Selçuklu devleti yıkılmış, daha sonra Anadolu, Azerbaycan ve İran’da hüküm süren İlhanlı hâkimiyeti zayıflamış, geniş bir coğrafya karmaşa içine girmişti.

Anadolu’daki siyasi boşluktan yararlanmak isteyenler arasında mücadele başlamıştı.

Sakarya Nehri batısında güçlenen Osmanlılar, Edirne’yi fethettikten sonra balkanlara yönelmişti.

Yaylaların konar-göçeri Yıvalı Karakoyunlular devlet niteliği kazanmıştı.

Oğuz Türklerinin Bayındır boyuna mensup Akkoyunlular ise Bayburt’ta kurdukları boy birliğiyle tarih sahnesine çıkmıştı.

Trabzon İmparatorluğuna yaptıkları akınlarla isminden söz ettirmiş, Timurluların yanında Sivas kuşatmasına, Suriye Seferine ve Ankara savaşına katılmışlardı.

Emir Timur’dan yardımları karşılığı Diyarbakır ve yöresini aldılar. Bayburt’tan Ergani’ye göç ettiler. Askerlik dâhil ilk devlet teşekküllerini Diyarbakır’da kurdular (1405).

Devlet yönetiminde Türk töresi hâkimdir. Bey “Uluğ” dur ve nesebi “Oğuz Kağan” soyundan gelir. Ülke, kadın ve erkek dâhil hanedanın ortak malıdır. Bu kut anlayışına, zamanla İslami unsurlar eklenmiştir.

Akkoyunlu devletinde, bürokrasi ve toplum büyük ölçüde Alevi İslam inancındaydı. Sayıları az olsa da Hristiyan teba vardı.

Devlet, bütün din ve mezheplere eşit mesafede hoşgörülüydü. Mürşit ocakları, derviş tekkeleri, hankah ve dergâhların yanı sıra kiliselere müsamahakâr davranılırdı.

Akkoyunlu devleti, Osmanlılar, Karakoyunlular, Eretnalılar, Hamitoğulları ve Germiyanlılar ile savaşmıştır.

Akkoyunlu beyleri, Karamanlı, Dulkadirli, Mutahharten beyliği ile Artuklu ve Sotay emirleri yanı sıra Memlük ve Timurlular ile işbirliğine gitmişlerdir.

Ortaçağ’da savaşlar feodal egemenlik için yapılmıştır. Devletin ihtiyaçlarını karşılamak için ya ganimet toplanmış ya da toprakla birlikte asker kazanılmıştır.

Ayrıca toprağı savunmak ve ticareti geliştirmek için çeşitli yöntemlere ittifaklar kurulmuştur.

Örneğin Akkoyunlular Kutlu Bey zamanında, Trabzon İmparatoruyla sıhriyet akrabası olmuştur (1).

Akkoyunlular, 1412 ve 1420 arasında kurdukları bütün ittifaklara rağmen Karakoyunlulara karşı sekiz yıl savaşlarını kaybedince Şah Ruh devreye girmiştir.

Timurlular da Karakoyunlularla savaşmış, fakat bir sonuç alamamıştı.

Böylelikle, Karakoyunlularla tekrar karşılaşan Akkoyunlular; Erzincan, Mardin ve Urfa’da yapılan savaşları kaybedince, metbuluk anlaşması imzalamak zorunda kalmıştır (1452).

Bu duruma Urfa ve Mardin dolaylarında savaştan savaşa koşan Akkoyunlu uç beyi Uzun Hasan müdahale etmiştir. Anlaşmayı öne sürerek ağabeyi Cihangir’i askeri darbe ile devirmiştir. Başkent Diyarbakır’da Akkoyunlu tahtına çıkmış, Cihangir’i, Mardin’e sürgüne göndermiştir (1453).

Uzun Hasan, saltanatının ilk günlerinde soydaşı ve aynı zamanda rakibi gördüğü Osmanlı Türklerinin, İstanbul’u fethederek büyük bir zafere imza attıklarını duymuştu.

Ankara savaşında uğradığı yenilgi ile dağılmaya yüz tutan Osmanlının, yarım asır sonra geri dönmesi, hiç beklenmedik bir gelişmeydi.

İstanbul’un fethi, Uzun Hasan’ın yüzünü doğuya çevirmesine, devlet içinde reformlara yönelmesine neden oldu. Devleti, kapsamlı ıslahat programı uygulayıp yeniden örgütledi. Toprak, vergi gibi mali ve

mülki bir takım alanlarda düzenlemeler yaptı.

Devlet gelirlerinin artırılması için iç ve dış ticareti düzenledi. Ticaret yollarının ve merkezlerinin güvenliğini sağladı. Gelirlerin denetim sistemini kurdu.

Kadılık dâhil bütün devlet kurumları, muhataba göre Uygur, Fars ve Arap alfabelerini kullandı.

Uzun Hasan, ilk seferini Erzincan ve Erzurum’a düzenledi. Karakoyunlu ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı (1457). Gürcistan’a sefere çıktı. Tiflis’e kadar tüm bölgeyi ele geçirdi.

Siyasi durumunu güçlendirmek amacıyla büyük dedesi Kutlu Bey gibi bir izdivaç daha yaparak Trabzon İmparatoru’nun kızı Despina ile evlendi (1458) (2).

İstanbul’a gönderdiği elçiler vasıtasıyla, Trabzon İmparatorluğunun ödediği haraçgüzar vergisinin affedilmesini ve eşi Despina’nın çeyizliği Kayseri’nin iadesini istedi.

Bu gelişmelerden sonra Osmanlı ordusu, başlarında Hükümdar Fatih ile doğuya hareket etti. Akkoyunluların elindeki Koyulhisar’ı alıp (1459) Erzincan’a yürüdü.

Osmanlı ordusundaki ateşli silahlar karşısında çaresiz kalacağını anlayan Uzun Hasan; annesini Fatih’e gönderip, anlaşma sağlamıştır.

Akkoyunlularla savaştan vazgeçen Hükümdar Fatih ise Trabzon’a yönelmiştir. 26 Ekim 1461’de şehri savaşmadan teslim alıp, Komnenos egemenliğini sonlandırmıştır.

Bu gelişmelere üzerine Uzun Hasan; Avrupa devletleri ile ittifak kurup, ateşli silahlara sahip olmak istemiştir.

Venedikliler, İstanbul’un fethinden sonra endişeye kapılan Papalık, Cenova ve Fransa’yı yanına almış, Osmanlı’dan kurtulmak amacıyla Uzun Hasan Bey ile ittifak cephesi kurmuştur.

Uzun Hasan, Avrupa’nın söz verdiği silah ve asker desteği düşüncesiyle Memlüklerin elindeki Hasankeyf’i, Karakoyunluların elindeki Bayburt’u ülkesine katmıştır (1464).

Diyarbakır’a üzerine yürümekte olan Karakoyunlu ordusuna, Bingöl’de beklemedikleri bir anda saldırmış ve Cihan Şah’ı öldürtmüştür (1467).

Zaferden sonra Diyarbakır’a dönmüş, komşu devletlere zafernamesini göndermiştir. Bağdat emiri derhal itaat vermiştir.

Bugünkü Azerbaycan ve İran dâhil Karakoyunlu topraklarının tamamını egemenliği altına almış, Tebriz’i başkent ilan etmiştir (1468).

Memlükler ve Timurlular dahi Akkoyunlu devlet politikalarına bağlı kalmıştır (1472).

Uzun Hasan Bey, Gürcistan seferinden sonra kendisini yenilmez kabul etmeye başlamış, Osmanlılar ile mücadelenin zamanı geldiğine inanmıştır.

Hükümdar Fatih ise bütün olup bitenlerin farkındaydı. Akkoyunlulara, Avrupa’dan gönderilecek ateşli silahların ve askeri gücün sevk edileceği kara ve deniz yolarını kontrol altına almıştı.

Bunun içindir ki Akkoyunlu idarecilerin yönetimindeki Karaman ülkesini zapt etmiş, Mersin’e kadar bütün kıyı şeridine hâkim olmuştu.

Venedik’in gönderdiği ateşli silahların ve Rodoslu şövalyelerin Akkoyunlu topraklarına girmesine izin vermemiştir. Avrupa ittifak donanması, İzmir, Antalya ve Silifke sahillerinden Osmanlı’ya saldırmaya başlamasıyla savaşın vakti geldi.

1473 yılında İstanbul’dan hareket eden Hükümdar Fatih ile Tebriz’den yola çıkan İmparator Uzun Hasan’ın orduları, 11 Ağustos 1473 günü Tercan’da Otlukbeli ismiyle anılan tepelerde karşılaştılar.

İki Türk devleti arasında kaçınılmaz savaş Ağustos ayının son günlerine kadar devam etti.

Akkoyunlu ordusu dağıldı. Komutan ve beyleri esir alındı. Uzun Hasan savaş meydanından kaçmak zorunda kaldı.

Hükümdar Fatih, önce Bayburt’u sonra Diyarbakır ve yöresini teslim aldı. Bu yerlerin yönetimini güvendiği komutanlara verdi.

Otlukbeli Savaşı, Akkoyunlu Devleti’nin ve Uzun Hasan Beyin sonu oldu. Hasan Beyin, devleti eski gücüne kavuşturmak için sergilediği çabaları sonuç vermedi.

7 Ocak 1478 günü elli beş yaşındayken Tebriz’de vefat etti. Kendi adına yaptırdığı Nasriyye Medresesindeki türbenin toprağına yatırıldı.

Uzun Hasan Beyin babası Celaleddin Ali, annesi Sara Hatundur. Diyarbakır’da 1423’te dünyaya gelmişti.

Soy şeceresi; Turali, Ahmet, Kutlu, Kara Yülük Osman ve Celaleddin Ali’dir. Kız kardeşi Halime hatun, Şah İsmail’in annesidir.

Despina ve Selçuk Şah Begüm isimli eşlerinden doğan erkek çocukları, Halil Mirza, Yakup, Bayındır, Uğurlu Mehmet, Maksut, Yusuf ve Zeynel’dir.

Uzun Hasan Bey, Akkoyunlu tahtına çıktıktan sonra Akkoyunlu devletini, saray hayatına geçirmiş ve imparatorluk vasfı kazandırmıştır.

Toprak reformu kanunnameleri, Osmanlı ve Safevi devletleri tarafından örnek alınmıştır.

İlmi, dini ve sosyal hayatla ilgili çok sayıda mimari eser yaptırmıştır.

Halktan toplanan vergilerin miktarını ya azaltmış ya da tamamen kaldırmış ise de “Surh Seran vergisi” toplamaktan vazgeçmemiştir (3).

***

Kaynaklar:

(i) F. Sümer, Uzun Hasan Akkoyunlu hükümdarı, TDV İslam Ansiklopedisi, c.42, s.261-264, 2012. (ii) İ. Erdem, K. Paydaş, Akkoyunlu Devleti Tarihi, Siyaset, Teşkilat-Kültür, Ankara 2007. (iii) K.Paydaş, Akkoyunlu Devlet Teşkilatı, A.Ü. Sos. Bil. Enstitüsü Doktora Tezi, 2003.

Dipnotlar:

(1) Trabzon İmparatorluğu (1204-1461), İstanbul’u istila eden Latin ordusundan (Katolik Haçlı Ordusu) kaçarak kurtulan Komnenos hanedanının geldikleri Trabzon’da kurulmuştur.

(2) Kutlu beyin türbesi ve naaşı, kendi adına Bayburt’un Sünür köyünde yaptırdığı caminin haziresindedir.

(3) Surh seran vergisi, Alevi toplumdan alınmıştır. Surh; “kızıl”, seran ise “başlar” anlamına gelir.