Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

AYDIN DA MEDYA YEREL DE MARKA

Devir reklam ve tanıtım devri.

En iyi malı üretseniz de, en iyi yemeği pişirip en iyi hizmeti sunsanız da,

Yoksa eğer reklamınız ,tanıtımınız,

Baştan bir sıfır mağlupsunuz,

Yani başlamadan yarı yolda kaldınız.!

Tersine , medya ve reklam desteğiyle,

En kötü malı üretseniz de tanıtımla zirvedesiniz.

Algı çok önemli.

Dünyanın en iyi malını üretseniz , eğer tanıtım ve reklam enformasyon yoksa ,asla marka olamazsınız.

Çünkü sizden öncekiler yani köşe başını tutanlar , tanıttığı ürünle markalaşmıştırlar.

Örneğin plastik doğrama denince ,ilk akla gelen bu malı üreten firmanın adı pimapen’dir.

Plastik doğrama demeyiz , bu firmanın adıyla anarız. Ancak onlarca plastik doğrama markasına rağmen adı ilk üreticidir.

80 lerde bina dış cephe hazır renkli sıvası , ilk üreten kaleterasit, üretici firma adıyla anılır.Ama aslını araştırısanız, daha nice firmalar vardır aynı evsafta mal üreten.

Siyasette de aynı değil mi..?

Demirel , Erbakan, Özal ,Türkeş , hepsi zamanlarında birer marka değil miydi ?

Bugün sayıları 90 ‘ı geçen siyasi parti içinde 10 tanesini zor sayarsınız, kalan 80 tanesi sabun köpüğü gibi , söner ,unutulur gider

Partiler , liderleriyle özdeşleşmiş mahzende yıllanmış şarap gibiydiler.

Asla yerlerine ikinci adam yetiştirmediklerinden , lider gidince, partileri de ya unutuldu gitti, ya da eridi bitti.

Demirel ile Adalet Partisi, içinden çıkan Demokrat Parti, Doğruyol , Ecevit sonrası DSP, Türkeş’ten sonra MHP ve içinden çıkan İYİ parti ,Özal dan sonra ANAP yine de aynı isimle tabelası varsa da, sahada esamesi okunmuyor maalesef..!

Merkez sağ yeni gelenlerle boşluğu doldurmaya başladı.

Belki yerel de de alternatifi olmadığı düşünenler CHP ‘nin yanında duruyor görünseler de, kimsenin koltuğu yerinde ve sağlam değil.

Geçenlerde Kılıçdaroğlu Aksaray da muhtarlara seslendiği toplantıda demedi mi, özeleştiri yaparak , “ "Yine bizim hatalarımızdan birisi, kadının başörtüsü sorununu Türkiye’nin bir numaralı sorunu haline getirdik. Sana ne kardeşim. Vatandaş işsiz, iş istiyor. Çiftçinin durumu ortada, başka dertlerimiz var"

Daha nice özeleştiri yapması gereken yanlışları yok mu..?

Elbette var..!.Ama her partide doğru söyleyenlerin yeri yok.

Oysa siyaset halkın sorunlarına çözmek ve hesap verilebilir olmaktır.

Gerek yerelde gerek merkezde iktidar sarhoşluğu daima hata yaptırmıştır.

Tek parti döneminde , Menderes ve Özal zamanında olan bitenler arşivlerde.

İçinde demokrasiyi özümseyemeyen yerel yönetimler, maalesef hangisi olursa olsun , değişen başkanlar ile astığı astık, kestiği kestik değil mi..?

Sabah erken kalkanın müdür olduğu bir dönemdeyiz.

CHP’ nin bu ezber bozan itirafından gayrı, diğer partilerde değişen bir şey yok ,aynı siyaset ve aynı egolar.

Parti genel başkanları dün olduğu gibi, gene öyle kolay pabuç bırakmayacaklar.

Taban değişim diye ısrar ederken , tavandakiler vurdumduymaz.

Onca seçimi kaybet, oylar düşsün..sen alla pulla ,oyna rakamlarla, patimiz gene öndedir reklamlarıyla milletin gözünü ört ki ölem..!

Hani o bildik fıkradaki gibi..!

Olmaz ya, oldurmuşlar ama güzel de uymuş fıkraya,

Bir fani dünyadayken “ ya rabbi “ demiş,

“ ben ölmeden önce gidip bir göreyim cennet cehennemi “,

“hangisini beğenirsem . ona göre yaşayayım dünyada ,

beğendiğime giderim hak vaki olunca, “

Yüce yaradan “peki “ demiş meleklerine emir vermiş,

Fani kul gitmiş varmış , arafa..!

Bakmış cennete,sessiz sakin her yer, istediği gibi değil , beğenmemiş .

Geçmiş cehenneme ortalık şen şakrak , zevk sefa alabildiğine eğlence.

Vur patlasın çal oynasın,

-“tamam “ demiş , burası güzel ikinciyi beğendim.

Gelmiş dünyaya ona göre yaşamış , gün gelmiş ölmüş fani kul.

Önceden beğendiği yere gitmiş varmış ,

Cehennemin kapısındaki bekçi zebani açmış kapıyı.

O da ne..? kötü olan ne varsa içerde,eziyet işkence,

korkmuş irkilmiş hemen çekilmiş geriye .

Burası benim beğendiğim benim gördüğüm yer değil demiş .

Zebani gayet sakin ,

-O senin önceden gördüğün reklamıydı,

bu ise hakikisi demiş .

İşte siyasette de reklam böyle bir şey..!

Beş dakikalığına girdiğimiz oy verme yerine..!

Tercihimize göre , beş yıl içinde neler olacağını göreceğiz,ve yaşayacağız.

Ya cenneti, ya cehennemi..!

bize söylenenlerin , hangisi reklam , hangisi gerçek..?

Fıkradaki gibi , gidip önceden görmemiz de olası değil..!

Görsek de, acaba reklam mı , aslı mı belli değil..!

Reklamcılar, matbaacılar, seçim gazeteleri de doğacak nedense bu aylarda..!

Basın’a şirin görünen , siyasiler,

Hatta bazı medya çalışanları fiilen adayların basın müşaviri seçim öncesi faaliyetteler.

Medya adayların ne bir adım önünde , ne de gerisinde olmalıdır.

Siyaset kazanında duymak istediklerini okuyanlar kadar , taraftarı ve okuyucusu olan siyasi taraf gazeteler , ne kadar halkın medyası olabilirler.?

Aksi takdirde açıkça bir siyasiyi benimseyip ,

Diğerlerini görmezden gelen medya , gazete değil , o siyasi görüşün bültenidir.

Zor ayakta durabilen yerel basın , tarafsız ve ilkeli kalabilmek için günü kurtarmaya çabalıyor maalesef günümüzde.

Ekonomik gidişata dayamayan gerçek medya ise maalesef meslek etiğiyle, siyasi yandaşlık arasında gidip geliyor.

Gerek yerelde gerekse yaygın ana medyada malum bazı kişiler , yandaş ve Candaş malum kişilerle kol kola , işi götürmeye çalışıyorlar.

Bunlar kendilerini öyle belli ediyorlar ki,

Ak’ı kara , kara’yı ak yapmak için bazen çok gülünç durumlara da düşüyorlar.

Öyle veya böyle bazı basın çalışanları seçimlerden bu yana hala bazılarının yanında.

Rüzgar dönünce , dün göklere çıkardıklarını , bugün çok kolay yere bırakmaktan çekinmiyorlar.

Değişen dünyamızda , medyada da büyük değişim yaşanıyor aslında.

Çağ’a ayak uydurmak adına , önce Televizyon , şimdilerde ya sosyal medya , en büyük yayın ve iletişim aracı haline geldi.

Seçimlerde, Sosyal hayatta, iş adamları ve reklamlarda tüm dünya bir zap kadar yakınımızda.

Akşam evlerinde oturanlara ve tüm dünyaya seslenmek artık daha çağdaş ve masrafsız..!

Aydın’da siyasetçilerin bir araya gelememelerinden yakınırken ,

İğneyi kendimize , çuvaldızına başkasına misali,

Önce Gazeteciler de, kendi çıkarları için bir araya gelmelidirler.

Aydın Gazeteciler Cemiyetine destek vermeliler.

Ortak payda da buluşup , güçlerini birleştirmeliler.

Bölüşürsek büyürüz,

Kavga ederek değil.

SÖZÜN ÖZÜ :

GÜNEŞİ ÖRNEK ALIN KENDİNİZE,

KORKMAYIN BATMAKTAN ,

YILMAYIN TEKRAR DOĞMAKTAN,

BİR ÇOCUK SALINCAKTAN DÜŞTÜM DİYE, KÜSER Mİ HİÇ OYUN PARKINA?

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.5050.8077828