Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

ULUS OLARAK VAR OLABİLMEK

Çocuğun eğitiminde sanata yer verildiği takdirde; yaratıcılık, yorumlama, eleştirel düşünme, iletişim kurma ve sosyal becerileri ile kişilik gelişimine önemli katkılar sağladığı günümüzde kanıtlanmış durumdadır. Eğitimin amacı da insanı her yönüyle gelişmiş bir kişilik sahibi yapmak ve toplumsal sorumluluk bilincine ulaştırmaktır. Ulus olarak var olabilmek ve değişen dünyaya ayak uydurabilmek de ancak yaratıcı güçlerle donatılmış kuşaklar yetiştirmekle mümkündür. Doğuştan yaratıcı güçlere sahip çocuk ve gençlerin bu gücünün ortaya çıkarılmasının yolu onları sanat yoluyla eğitmektir. Kişilik eğitiminin sanat eğitiminin başlıca amaçlarından biri olduğu, tek yönlü eğitimin insan kişiliğini olumsuz yönde etkilediği gerçeği de asla unutulmamalıdır.

Göz önünde bulundurulması gereken bir diğer önemli nokta da ilkokul eğitiminden başlayarak okullardaki resim, müzik ve edebiyat derslerinin amacının çocukları bu dallarda sanatçı olacak şekilde eğitmek olmadığıdır. Çocuk ve gençlerin yukarıda belirtildiği gibi yaratıcılık, yorumlama, eleştirel düşünme, iletişim kurma becerileriyle kişilik gelişimlerine katkıda bulunmak olduğunun göz ardı edilmemesidir. Bunun yolu da öncelikle bu derslerin “not” ile ölçülmesinden vazgeçmektir.

Ülkemizde eğitim giderek işin içinden çıkılmaz bir sorun haline gelmiş durumdadır. Amacından da uzaklaşmaktadır. Bu nedenle insanlarımızın yaşam kalitesi yükselecek yerde daha da düşmekte, iyiyi, doğruyu ayırt edebilmeleri mümkün olamamaktadır. Yaşama yaratıcılıkları köreltilmiş bireyler olarak atılan gençlerle bu kısır döngü daha da olumsuzlaşabilir. Bu kısır döngüden kurtulabilme görevi öğretmenlerimize düşüyor. Bunu başarmak da öğrencilerimizi sanat yoluyla eğitmekle mümkün olacaktır.

Öğretmenlerimizin okul eğitiminde sanatın önem ve gereğini kavramaları, hiçbir yerden yardım beklemeksizin bilgi ve birikimlerini yenileyerek kendilerini çağdaş eğitimin gereksinmeleri doğrultusunda dönüştürmeleri gerekmektedir.

ATATÜRK’E GÖRE EĞİTİM VE SANAT

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda çocukların, gençlerin ve halkın sanat eğitimi önemli bir devlet sorunu olarak ele alınmıştır. Atatürk’ün söylev ve demeçleri bu yaklaşımın izlerini taşır. Atatürk’ün eğitim ve sanat eğitimiyle ilgili sözleri incelendiğinde; onun çok güçlü bir eğitimci ve eğitim bilimci kişiliğe sahip olduğu, çağının eğitsel gelişmeleri konusunda bilgili olduğu açıkça görülür. O, kültür birliği amacı çevresinde bütünleşen ulusların, ekonomik, politik ve toplumsal alanlardaki sorunları daha kolay çözebilecekleri inancındadır.

Atatürk, milli eğitim programlarının geçmişten, doğudan, batıdan gelebilecek tüm olumsuz etkilerden uzak olması gerektiğine dikkatleri çekmektedir. Ona göre, ulusal dehamız ancak tam bağımsız bir kültür ile sağlanabilir. Kültür, ulusun yaradılışı ile uyumlu olmalıdır.

Atatürk, 1 Mart 1923’te TBMM’nin açış konuşmasında eğitimin uygulamalı ve yaşamsal olmasını önerir: “Eğitim ve öğretimde uygulanacak yöntem, bilgiyi insan için gereksiz bir süs, bir baskı aracı ya da uygarlık zevkinden çok, yaşamda başarıya ulaşmayı sağlayan, işe yarar ve kullanabilen bir araç durumuna getirmektir. Uygulamaya dayanan ve yaygın bir eğitim için yurdun önemli merkezlerinde çağdaş kitaplıklar, çeşitli bitki ve hayvanları içine alan bahçeler, konservatuvarlar, atölyeler, müzeler, galeriler, sergi salonları kurmak gerekli olduğu gibi ilçe merkezine dek bütün yurdun basımevleriyle donatılması gerekmektedir.”

Atatürk, bu sözleri ile aynı zamanda sanat eğitiminin yaşamsal önemini de göstermiş olmaktadır. Eğitimin tüm alanları için geçerli olan bu önermeler, “çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma” ülküsünde önemli bir işlevi olan sanat eğitimine de önem verileceğinin bir göstergesidir.