Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR DENİR DE, HİÇ İBRET ALINSAYDI , TEKERRÜR EDERMİYDİ TARİH.?

Dünya Ortadoğu’daki göç dramını izliyor hem de akşam çayını içerken canlı yayında,

21. yüzyıldaki bu insanlık utancı , sivil halkın değil, devletleri idare edenlerin af edilemez suçudur.

Ülkelerin kadersiz vatandaşları idarecilerinin hataları ve siyasi yanlış kararları yüzünden , yerinden yurdundan ve ülkesinden ediliyor.

Sığınmacılar açılan kapıdan can havliyle girdikleri Türkiye den çıkmak istiyorlar.

Ne ilginçtir ki, Müslüman kabul edilen bir Ortadoğu halkı ,Hristiyan Avrupa ya geçmek için can atıyor, can veriyor.

Göç öyle bir hale geldi, ki, ülkemizde bu sorun ile baş edebilmek için GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ kurulması zorunlu hale gelmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde din ve ırk ayrımı yapılmaksızın gelenlere hoşgörüyle yaklaşıldığı bilim adamları tarafından dile getirilmektedir.

Bu dönemde öne çıkan kitlesel ve bireysel sığınma olaylarının başlıcaları kronolojik olarak özetlersek,

- 1492 yılında onbinlerce Yahudi’nin İspanya’dan gemilerle kurtarılarak Osmanlı İmparatorluğu topraklarına getirilmesi,

- 1672 Thököly Ayaklanması’nın ardından matbaacılığın öncüsü İbrahim Müteferrika ile itfaiyeciliğin öncüsü Kont Ödön Seçenyi (Seçenyi Paşa)’nin ve 1699 yılında Macar Kralı Thököly Imre ve eşinin Osmanlı İmparatorluğuna iltica etmeleri,

- 1709 yılında İsveç Kralı Şarl’ın beraberindeki yaklaşık 2 bin kişilik grupla birlikte Osmanlı İmparatorluğuna sığınması,

- 1718 Pasarofça Antlaşması’nın ardından Macar Kralı II. Rakoczy Ferenc’in Osmanlı İmparatorluğuna sığınması,

- 1830 Polonya İhtilali’nin liderlerinden bugünkü Polonezköy’ün kurucusu Prens Adam Czartorski’nin 1841 senesinde Osmanlı İmparatorluğu’na iltica etmesi,

- 1848 Macar Özgürlük savaşını kaybeden Prens Lajos Kossuth ve yaklaşık 3 bin Macarın 1849’da Osmanlı İmparatorluğu’na gelmeleri,

- Farklı istatistiki veriler bulunmakla birlikte, 1856-1864 senesinde ise Rus Ordusundan kaçan yaklaşık 1.500.000 Kafkas nüfusu Osmanlı İmparatorluğu topraklarına kabul edilerek, Balkanlar’a ve Anadolu’nun çeşitli yerlerine yerleştirilmiştir.

- 1917 Bolşevik İhtilali’nin ardından Vrangel’in yaklaşık 135 bin kişiyle birlikte Osmanlı İmparatorluğundan koruma talep etmesi.

Ülkemize yönelik kitlesel göç hareketleri Cumhuriyet’in kuruluş süreci ve sonrasında da devam etmiştir. Bu hareketlerin en somut örnekleri ise şu şekilde özetlenebilir:

· 1922-1938 yılları arasında Yunanistan’dan 384 bin kişinin,

· 1923-1945 yılları arasında Balkanlar’dan 800 bin kişinin,

· 1933-1945 yılları arasında Almanya’dan 800 kişinin,

· 1988 yılında Irak’tan 51.542 kişinin,

· 1989 yılında Bulgaristan’dan 345 bin kişinin,

· 1991 yılında I. Körfez Savaşı’ndan sonra Irak’tan 467.489 kişinin,

· 1992-1998 yılları arasında Bosna’dan 20 bin kişinin,

· 1999 yılında Kosova’da meydana gelen olaylar sonrasında 17.746 kişinin,

· 2001 yılında Makedonya’dan 10.500 kişinin,

Nihayet en sonuncusu Nisan 2011- Mart 2019 arasında Suriye’de yaşanan iç karışıklıklar nedeniyle yaklaşık 3.6 milyon kişinin Türkiye’ye gelişi.

Ülkemize, 1922’den günümüze kadar 6,5 milyondan fazla kişiye kucak açmıştır. Bu sayıya çalışma ve eğitim gibi amaçlarla gelen yabancılar dahil değildir. Türkiye’ye çalışma, eğitim ve diğer amaçlarla gelmiş olan yabancılara ilişkin rakamlara bakıldığında son 15 yılda yaklaşık 3.3 milyon yabancının ikamet izni aldığı kaydedilmiştir.

Avrupa’nın verdiği 6 milyar avro para yardımı sözünü tutmayınca geç de olsa yerinde bir uygulamayla sınır kapıları yabancılara açıldı.

Resmi açıklamalara göre 100 bin üzerinde sığınmacı ayrılmış ülkemizden .Ancak haberlerde Yunanistan Trakya dan geçişe izin verilmediğini açıklamasıyla bu kadar kişinin nasıl ve nerden çıkış yaptığını anlamak güç..!

Sığınmacılara bir hayal vaat ederek, umut yaratmak da son derce tehlikeli bir karardır.

Daha dün medyada yer alan fotoğraflarıyla dünya Aylan bebek olayını unutulmadı.

Bu kez kontrolsüz bir şekilde geçişlere göz yumulması , insan kaçakçılığı ticaretini arttırdığı gibi yasadışı faaliyetlerinde pervasızca artmasına neden olmuştur.

Bu işi meslek edinenlerin kimseden korkmadan 15 bin liraya tur düzenler gibi , Yunan adalarına botla salıverilmeleri yeni “ aylan bebek “ facialarına neden olacağı açıktır.

Dün son haberlere göre 2 sığınmacı Yunanistan’ın açtığı ateşle öldürülmüş.

Son aylardaki Cezaevlerinde af umuduyla bekleyenlerin benzer sabırsızlığıyla yola çıkan sığınmacıların canlarından olması işten değil..!

Tükenen umutlarla gene dönülecek yer in tekrar kürkçü dükkanı olması bu kez onmayacak ve felaketlere neden olabilecek bir hayal kırıklığıdır.

***

Dün Aydın valiliğinin girişimi ile Valilik önünden başlayan yürüyüşte hazır bulunduk .Geç de olsa “Aydın Şehitler için Yürüyor” yürüyüşü Valilik önünden başlayarak Dernek, Vakıf, Sendika, STK temsilcileri, HDP hariç Siyasi parti Temsilcileri ile vekiller ve vatandaşlarımızın katılımıyla yürüdük.

Bu eylemin öncelikle yerel yönetimlerce başlatılması üzerine , sonunda valiliklerce yapılması geç bir karardır.

Ama birliğimiz ve beraberliğimiz içinde önemli mesajdır.

Hiç olmazsa ulusal çıkarlarımız ve ortak değerlerimiz söz konusu olduğunda , çekişmeleri bırakıp bir araya gelmek zorundayız.

SÖZÜN ÖZÜ : ACI ÇEKMEYENLER BAŞKALARININ ACI ÇEKEBİLECEĞİNİ AKILLARINI BİLE GETİRMEZLER.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.505.8077828