Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

GÜLİVER VE LİLİPUT ÜLKESİNDEN ESERLER BABA İLE KIZINDAN RÖPORTAJ TADINDA SÖYLEŞİLER..!

Yenikıroba gazetesi adına bugün sizlere farklı bir konseptte çalışmalar yapan ve İzmir de yaşayan Aydın lı bir sanatçıyı tanıtmak istiyorum.

Aydın da doğan ve Dokuzeylül Üniversitesi , Fransızca Eğitim Fakültesi mezunu Merve ÖZÇAKIR soyadı benzerliğimiz ile anlaşılabileceği gibi ÖZÇAKIR ailemizin ikinci üyesi. Eğitimini aldığı öğretmenlik mesleğinin dışında ,ilgi duyduğu drama ve tiyatro çalışmalarından sonra , Minyatür sanatı ile tanışarak, yaklaşık 3 yıl önce evinde mütevazi bir atölye kurarak “diorama” çalışmalarına başlamış.

Bir süre sonunda asıl mesleğinden daha keyif aldığı açık maket kurgu modellemesi olarak tarif edilen “diorama “ işiyle uğraşmaya başlamış.

En sonunda kendi mesleği olan eğitmenlikten istifa edip bu kulvarda hayata devam ederek beğendiği işi yapmaya başlamış.

YENİKIROBA OKURLARINA KENDİNİZİ TANITIRMISINIZ.?

Aydın doğumluyum. Liseden sonra, Üniversite için 2009 yılında İzmir’e taşındım ve burada yaşamaya karar verdim. Dokuz Eylül Üniversitesi mezunuyum ve asıl mesleğim Fransızca öğretmenliği. 2 yıl aktif olarak alan içi ve dışı çalıştıktan sonra şu dönem evde işimi ve tutkunu olduğum mesleği devam ettirme yolları araştırıyorum.

DIORAMA NEDİR ?

''Diorama'', gerçek veya kurgu bir olayın, bir anın, mekanın veya hikâyenin ışık oyunlarının da yardımıyla üç boyutlu olarak modellenmesidir. Sergi amacıyla yapılmış üç boyutlu büyük tablo olarak da tanımlanabilir. Diğer dillerde de karşılığı aynı olan bu sözcük Türkçede bazen okunduğu gibi “diyorama” şeklinde de yazılmaktadır.

Sözcüğün kökeni Fransızcadır ve 1823 yılında bu dilde kullanılmaya başlamıştır. Fransızcaya da Yunancadan girmiş olan ve "içinden" anlamına gelen” dia“ sözcüğü ile "görünen" anlamına gelen orama sözcüğünün birleşmesiyle oluşmuş “diorama” nın eş anlamlı sözcükleri ” cyclorama ve panorama”dır. Genellikle müzeler veya sergiler için ısmarlanan dioramalar gerçek boyutlarında olabileceği gibi belli ölçeklerde küçültülerek de yapılabilirler. Bir olayın veya anın canlandırılması söz konusu olduğu için diorama’larda birden fazla obje belli bir kompozisyon oluşturacak şekilde yer alır. Müze ve sergiler dışında maketçi ve modelciler de bir hobi olarak diorama’larla uğraşırlar. Günümüz kullanımında yukarıdaki anlamlara gelen diorama, 19.yüzyıl da bazı seyyar tiyatro gereçlerini tarif etmek için kullanılıyordu.

DİORAMA İÇİN GENELDE HANGİ KONULARDA MODELLEME YAPILIR ?

En sık karşılaştığım diorama örneği tamirhanedir. Minyatür araçlar, aletler, çöpler, yapılar, ağaçlar, hepsi ile bir tasarım oluşturulur ve doğru boyama tekniği ile neredeyse gerçeğinden ayırt edilemez bir hal alır. Bunun yanında aklınıza ne gelirse bir dioramaya dönüştürülebilir, bir minyatürü oluşturulabilir. Sokaklar, bir genç odası, kütüphane, kafe… her şey.

BU SANATA NASIL BAŞLADINIZ..?

Herhangi bir eğitimini almadım, fakat en büyük getirimin yıllardır iyi gözlem ve merak olduğuna inanıyorum. Bu konuda çok sanatçı tanıdım ve eser inceledim. Dakikalarca bir işi inceleyebiliyordum, izlemek inanılmaz keyif veriyordu. Başlangıcı da bu şekilde oldu diyebilirim, madem görmek bu kadar keyif veriyor, neden ben de bir yaratıcı olmayayım?

Benim bu yolda devam etmemin en önemli motivasyon kaynaklarından biri de tanıdığım/tanımadığım insanların destekleri. Hemen hemen internette paylaştığım her çalışmaya mesajlar alıyorum. Bir siparişi çalışırken en az iki yeni sipariş alıyorum. Belki bazıları benden önce bu çalışmalarla çok da sık karşılaşmıyordu. Bu kadar ilgi çekeceğini tahmin etmezdim diorama’yı herkesin benimseyeceğine ihtimal vermemiştim ama gün geçtikçe görüyorum ki meğer herkesin içinde bir minyatür ev, eşya sevgisi varmış ve bu beni çok şaşırtıyor. Anlıyorum ki hemen hemen herkesin, zaman zaman küçüldüğünü düşünmeye ihtiyacı varmış.

En büyük hedefim bu işimi medya ve sinema sektörüyle iç içe şekilde devam ettirmek.

BU ESERLERİ NASIL ÜRETİYORSUNUZ..?

Ben kendimi konu ve mekan akışına bırakmayı denedim. Kendi isteğimle yalnızca hayatın bana sunduğu yolda dosdoğru yürümeye gayret ettim. Öğretmenliğin yeri ayrı tabii. Bu benim için bir hayal değildi belki ama özellikle küçük yaştaki öğrencilerle vakit geçirmek, onlara yeni bir dil öğretmek özellikle de bunun geri dönüşlerini almak inanılmaz keyifliydi. Fakat yıllar geçti ve ben hobi olarak öğretmenlik yapmak istediğime karar verdim. Çünkü başka bir şey olmalıydı. Bu hayata sanki biraz daha farklı bir amaçla geldiğimi ve başka şeyler de üretebileceğimi hissediyordum ama emin de olamıyordum. Çok sessiz gelişen bir önseziydi bu. Bu yüzden tutkunu olduğum tek şey vardı, ben de başkalarını taklit etmektense , kendi ayaklarımın götürdüğü yerde kendi izlerimi bırakmak istedim. Tüm zorlukları göze alarak bir işe koyuldum.

Nedir zorlukları ? Önce sabır ,tasarım, ekonomik girdiler, başta olmak üzere, yaptığınız işi çocuğunuz gibi özenle bakmak, oya yapar gibi işlemek.

Dürüst olmak gerekirse bu işi yapmak çok zordur ya da doğuştan gelen bir yetenektir gibi söylemlerde bulunamayacağım. Yalnız emin olduğum bir şey var ki o da en önemli şeyin sabır ve yaratıcılık olduğudur.

DİORAMA MALZEMELERİ NELERDİR..?

Minyatür yapmanın en güzel yanı kullandığını malzemeler çevrenizde gördüğünüz “her şey”dir. Yani bu tel toka, içecek kapağı, düğme vb aklınıza gelebilecek her şey olabilir. Tabii temel olarak bazı malzemeler gerekiyor ben de gün geçtikçe daha da çeşitli olduğunu keşfediyorum. Temelde maket kartonu, çıta, yapıştırıcılar başrolde. Bir çalışmanın süresi tamamen sizin hızınıza bağlı. Eğer uykusuzluğa dayanabiliyorsanız (ki ben dayanamıyorum) beş gün gibi bir sürede, ortalama zorlukta detayları olan projenizi bitirebilirsiniz. Tabii bu konu çok kişisel ayrıca proje büyüklüğünüze de bağlı olarak , haftalar da sürebilir.

Herkesin evinde olan temel kırtasiye malzemeleri dışında satın aldığım şeyler yalnızca çıtalar ve tahtalar. Onun dışında çeşitlendirmek isteğe bağlı tabii. Daha lüks ürünler de var. İleride ben de hepsini temin etmeyi düşlüyorum. Şimdilik elimdekiler yetiyor. Minyatür insandan tutun da ağaçlara kadar her şeyi satın almak mümkün. Tabii ben ağacı gerçek bir ağaçtan yapmayı tercih ediyorum. Tecrübeye ve ürün seriliğine göre artış gösterecektir fakat şu dönemki harcamam oldukça az. Temel ürünler dışında hazır yapılmış bir şey satın almaktan hoşlanmıyorum.

BU SANAT HAKKINDA BAŞKA NELER ANLATMAK İSTERSENİZ..?

Bu sanatı anlatırken oyuncak deyip geçmeye dilim varmıyor fakat oyuncakları da hala çok seviyorum .İçinizdeki çocuğu yaşatmak deyimi gibi o masum hevesle başarı kendiliğinden geliyor. Bu yüzden ben “diorama” yı üç boyutlu roman olarak tanımlıyorum . Çünkü ben minyatür bir odaya ya da bahçeye dakikalarca bakarak kendimi onun içinde hayal ediyorum. Bence diorama bunun için vardır. Tutkunuz ve sabrınız varsa bu işi yapmak düşünüldüğü kadar zor değil.

Ben kendimi bir yeni başlayan olarak tanımlamayı doğru buluyorum. Fakat kısa sürede -kendimce- iyi bir yol aldığıma inanıyorum bunun sebebini ise belki kendimi bildim bileli bu sanatın izlerini yakından takip etmemle doğru orantılı. Bu çok küçük yaşlardayken dahi kendimi oyuncaklarımın içinde hayal etmemle başladı. Her insan oyuncaklara hükmetmeyi sever, yani onları yönlendirmeyi, sahiplenmeyi fakat ben onların beni içine almasını düşlerdim.

İlgilendiğim başka sanat dalı yok fakat diorama dışında ilgi duyduğum bir alan da video kurgu ve montaj. Bu konuda çok amatörce işler yapıyorum fakat beni inanılmaz cezbediyor.

Bu nedenle halen 2. Üniversite olarak RADYO VE TELEVİZYON BÖLÜMÜ2nde okuyan bir öğrenciyim.

Haydi bakalım yolun açık olsun, güzel kızım MERVE ÖZÇAKIR ..!