Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

SUDAKİ KURBAĞA YAVAŞ ISITILDIĞINDA , ASLA ANLAMAZMIŞ HAŞLANDIĞINDA.,!

Ünlü bir hikayedir.

Eskilerin deyimiyle darb-ı meselin temel dayanağı olan iddia,

kurbağanın kaynayan suya atıldığında dışarı zıplayacağı,

fakat soğuk suya konulup yavaşça ısıtıldığında,

neler olduğunu fark edemeyip yavaş yavaş haşlanarak öleceğidir.

Bu anekdot, genellikle insanların yavaşça gerçekleşen değişikliklere nasıl tepkisiz kaldığını göstermek için mecazi anlamda kullanılır.

su yeterince yavaş ısıtılırsa kurbağanın fark etmeyeceği öne sürülmüştür.

Bu denenmiş midir ?

bilinmez ama,

Her aşamada birer birer koparılan değerler,

Azcık azcık küçük dozlarda verildiğinde,

Kimsenin farkına varamadığına işarettir, Kurbağa anekdotu..!

Isıtılan suyun bizi haşladığında ,

İnşallah sudan çıkabilecek gücü bulabiliriz.

Dış siyasette önce sıfır sorunla çıktık yola ,

Nerdeyse dostumuz kalmadı ne komşularımızla ne de dünyada.

İçerde de farksız ,

Kimse diğeriyle barışık değil sokaklarda,

Yolda, trafikte, patlamaya hazır birer canlı bomba adeta..!

Bir de pandemi , yani küresel salgın hastalık tehdidi,

Korona fena vurdu hepimizi.

Zaten sokakta, yolda apartmanda birbirimize selam vermekten çekinen bir millet olmuştuk,

Korona tehdidiyle , artık ne görüşme , ne öpüşme..!

karı koca bile birbirinden uzak durmaya başladı.

Korona virüsünden daha beteri, kolonya ve maskeleri fahiş fiyata satan esnaf virüsü daha da tehlikeli.

Stokçuluk yapan ve fahiş fiyatla mal satıp, korona krizini fırsata dönüştürmek isteyen fırsatçı ahlaksızlar , asla Müslüman olamaz.

Her şeyimizi , erdemlerimizi unuttuk.

Neler oluyor bize ?

Ezelden beri Hoşgörülü, yardımsever, sağduyulu olarak bilinen milletimize..?

ne demişti İstiklal marşı şairimiz ,

“Girmedikçe Bir Milletin İçine Tefrika, Düşman Giremez.

Toplu vurduk'ça Yürekler onu top sindiremez”

Kurbağayı haşlanmaktan kurtaracak inanç ,

Atatürk’ün işaret ettiği gibi ,hala bu Türk Milletinin damarlarında akan asil kanında hala mevcuttur.!

Yeter ki sağduyulu olalım , empati yapalım..!

***

ZAMAN TÜNELİNDE AYDIN SİYASETİ.

Aydın siyasetinde önce 1950 ‘lerden sonra on yıllık DEMOKRAT Parti, sonrasında 1970 lerde ADALET partisi derken 12 Eylül sonrasında ANAVATAN Partisi, siyasal yasakların kalkmasıyla DOĞRUYOL Partisi hep merkez sağ eğilimler zirvedeydi.

Peki ne oldu da, 1977 deki Karaoğlan Ecevit rüzgarından tam 30 yıl sonra Aydın ikinci kez sol ile yerelde yol’a devam etmesinin esbab-ı mucizesi..?

Sol’un başarısı mıydı, sağ’ın dağılmasıydı..?

1970 lerde İsmet SEZGİN, Nahit MENTEŞE, abiler, Etem ŞAHİN ,Cevat ALDEMİR, Metin TAŞ gibi duyaenler den sonra gelenler , Aydında bir ümit ve çare olamadılar mı..?

Aydın ne oldu da, 1987 de 7 vekilden 6 ‘sını kazandığı Anavatan ve Özal döneminden sonra kabuk atıp , gömlek değiştirdi?

Tarih tekerrür eder sözünü ispatlarcasına , kapatılan bu partiler yeniden açılmakla şimdi sağda Davutoğlu ve Babacan tarafından yeni eklenenler ile birlikte onlarca sağ parti , sesi duyulmayan seçmenleriyle ayakta kalmaya çalışıyor.

Rahmetli Adnan Menderes ‘te siyasete tek parti döneminde Atatürk’ün ilgisini çekerek , talebiyle önce CHP’ den başlamıştı.

Rahmetli başvekilimiz ender fotoğraflarından birinde Aydın halkevinin açılışı için büyük gayretler göstermişti.

Tek partinin vazgeçilmez iktidarı döneminde “ güç “ siyasette silah olarak kullanılmaya ve anılmaya başlanmış , Takrir-i Sükûn Yasası ve İstiklal Mahkemeleri dolayısıyla M. Kemal, İnönü ve CHP'yi hedef tahtası yapanlar, Varlık Vergisi dolayısıyla CHP'nin uygulamalarını eleştirenler, sonradan aynı “güç “ zehirlenmesi hastalığına Demokrat partinin de yakalanacağını biliyorlar mıydı acaba..?

Sonrasında CHP’ de Adnan Menderes malum yol ayrılıkları nedeniyle ayrıldığı CHP’ den sonra, Demokrat parti 1950’ de ,boynuz kulağı geçmiş ve iktidar kapıları açılmıştı.

“İktidar sarhoşluğu” deyimi bu dönemden başlamış olmalı.

Demokrasiden ,hukuktan ayrılarak , güç zehirlenmesi ile Menderes’e her istediğini yapabileceğini söyleyenler , anti demokrat ve hukuk dışı kararlar almak zorunda bıraktılar.

Özellikle muhalefete uygulanan aşırı eylemler , halk ta olmasa da, derin çevrelerde, okyanus ötesinde rahatsızlıklara yol açmıştı.

Halkın tek parti döneminde büyük oyuyla iktidara gelen Demokrat parti, “İstenirse halifelik ve saltanatı bile geri getirilebiliriz”, “muhalefeti karınca gibi ezeriz” söylemleriyle bildiğini okumaya başlamış, Kore’ye asker, Marshall yardımları , basın özgürlüğünün örtülü de olsa olumsuz etkilenmesi, , muhalefeti ortadan kaldırmak için hem polis, hem savcı, hem de yargıç yetkili DP milletvekillerinden oluşan Tahkikat Komisyonunun kurulması, halkı Vatan Cephesi kurarak ülkeyi ikiye bölen bir uygulama hep iktidar sarhoşluğuydu.

Tarih tekerrürden ibarettir.

Ardından ben ekleyeyim,

Hiç ders alınsaydı tekerrür edermiydi tarih..?

Kızım sana söylüyor yazıyorum, gelinim sen anla misali.

İktidarda durmak , iktidar olmaktan çok daha zordur.

***

BÜYÜKŞEHİR’E ARZUHALİMDİR

Aydın Büyükşehir den ve başkanı Özlem hanım’dan iki talebim var .

Kentimizin hafızası ve belleği olacak ve genel olarak ilimizi kapsayan , Kuvvayı Milliyenin merkezi bu kadim ve kahraman kentin ökurtuluş savaşı anılarını , efelik kültürünü, deve güreşi geleneğini yaşatacak ve gelecek nesillere aktaracak “ AYDIN KENT ARŞİVİ “ kurulması ve konusu AYDIN olan her obje ve dökümanın bu merkezde sergilenmesi ve bulundurularak şehrin genel tanıtımına hizmet vermesi.

Bunun bir örneği yıllardır İZMİR Büyükşehir eski itfaiye merkezinde kurduğu ve adını efsane belediye başkanından alan Ahmet Piriştine Kent Belleği (APİKEM ) örneği gezilerek incelenebilir.

İkinci ricam , AYDIN BÜYÜKŞEHİR Türkü ve Türk sanat müziği korolarının yanı sıra, TÜRKÇE POP müziği korosu kurulmasıdır.

Bu konuda zaten mevcut olan Büyükşehir belediyesi Senfoni orkestrası eşliğinde icra edecek olan , 70’ lerin pop müziğini seslendirecek gençler, ve koro altyapısı Aydın merkez de fazlasıyla mevcuttur.

nasıl olacağını anlatmamı isteyenler , benimle aşağıdaki adreslerden iletişim kurabilir.

Aydın neden bir Kültür ve sanat şehri olmasın ,

Eskişehir bunu yapabiliyorsa, bizde neden olmasın..?

SÖZÜN ÖZÜ :

ÖNÜNE ÇIKANA “ENGEL” DERSEN TAKILIP DÜŞERSİN ,

“BASAMAK” OLARAK GÖRÜRSEN , DAHA YÜKSEĞE ÇIKARSIN.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELR - AYDIN

GSM : 0.505.8077828