Kıvanç Uğur

Kıvanç Uğur

ALAYLI BİR GAZETECİNİN ANILARI

Geçtiğimiz günlerde Konya’da alaylı gazeteciliğin en iyi örneklerinden Ali Sait Öge’nin anılarından oluşan ‘Önce insan olmak, sonrası mı? Gazetecilik’ adlı kitabını okudum.

Anı kitaplarını oldum olası çok sevmişimdir. Özellikle siyaset adamlarının, gazetecilerin, yazarların ve edebiyatçıların anıları her zaman ilgimi çekmiştir. Ne zaman bir anı kitabı çıktığını haber alsam, okumak için sabırsızlanırım. Anı kitaplarının yanı sıra biyografik ve otobiyografik eserler de daima kütüphanemin en değerli köşesinde yerini almıştır.

Konya’da matbaada kırımcılık yaparken gazeteciliğe başlayan, azmini ve heyecanını hiçbir zaman yitirmeden polis – adliye muhabirliğinin önemli isimlerinden biri haline gelen Ali Sait Öge’nin kitabı çıkınca da bir an önce temin edip, okumak istedim.

Sağ olsun, Ali Sait Bey, imzalı kitabını armağan etme nezaketi gösterdi. Kitap, elime ulaşır ulaşmaz bir solukta okuyup, bitirdim.

***

Ali Sait Öge’nin gazetecilik yaşantısı gerçek bir başarı öyküsü. Konya’da yayımlanan Merhaba gazetesinin matbaa tesislerinde kırımcı (gazete katlayan kişi) olarak basın dünyasına adım atıyor. Konya’yı bilenler bilir, Ankara karayolunda Hava Lojmanları vardır. Bir gün Merhaba gazetesinin haber merkezine, Hava Lojmanları civarında ölümlü trafik kazası olduğuna ilişkin bilgi gelir. Ne var ki, o sırada habere gidecek muhabir yoktur gazetede. Ali Sait Öge de haber müdürüne, trafik kazası haberine kendisinin gidebileceğini söyler. Filmli fotoğraf makinesini omuzlayarak olay yerine hareket eden Ali Sait Öge’nin muhabirlik serüveni de böylece başlamış olur.

Olay yerine gelen diğer gazetecilerin de yardımıyla bilgileri toplar, merkeze gelir. Önemli bir sınavdan geçmiştir. Trafik kazasına ilişkin haber, gazetede yer bulur ancak Ali Sait Öge’nin imzası çıkmaz. Ali Sait Öge, bu duruma biraz içerlese de pes etmez. Mücadeleci kişiliğiyle isim yapmış bir gazeteci olmak, topluma faydalı olabilmek için var gücüyle çalışır. Geçen zamanda polis – adliye alanı başta olmak üzere pek çok konuda önemli haberlere imza atarak farkını ortaya koyan, toplumsal sorunların çözümüne katkıda bulunan bir gazeteci kimliğine kavuşur.

***

Ali Sait Öge, Çimke Yayınları’ndan çıkan ‘Önce insan olmak, sonrası mı? Gazetecilik’ adlı eserinde Konya basınında geçirdiği 30 yılı adeta bir film şeridi gibi okurlarına sunuyor. İnternet medyası kavramının yaşantımıza girmediği o günlerde habere ulaşmak için ne denli meşakkatli yollardan geçildiğini gözler önüne seriyor. Masa başı haberciliğin insanı hazırcılığa sevk ettiğini, gazeteciye haz vermediğini somut bir şekilde vurguluyor.

Daha iyi habere ulaşmak için çektiği çilelere, haber atlatmak için diğer meslektaşlarıyla giriştiği kıyasıya yarışa değinen Ali Sait Öge, mizahî üslubuyla hem güldürüyor hem düşündürüyor.

Sözün özü, Ali Sait Öge, alaylı yani çekirdekten yetişme bir gazeteci olarak anılarıyla yeni nesil gazetecilere yol gösteriyor. Zafere giden yolda çekilen çilenin kutsal olduğuna, gazeteciliğin bir yaşam biçimi olarak benimsenmemesi halinde başarıya ulaşılamayacağına dikkati çekiyor.

Yolu basın dünyasından geçenlerin özellikle de bizim kuşağımızdaki genç meslektaşlarımın Ali Sait Öge’nin anılarını okumasını özellikle tavsiye ediyorum.

Kalın sağlıcakla…