Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

YAPRAK AĞAÇTAN SIKILINCA, SONBAHAR BAHANE

Günlerdir tüm kanallarda aynı programlar.

Virüs üzerine söylemler, canlı konferans bağlantıları ,

Her Ramazan dinlediğimiz programlar gibi.

Sakız çiğnemek oruç bozar mı,

Kulağıma su kaçtı orucum sakatlandı mı..?

Korana programları da bunlardan farksız..!

Boğazım ağrıyor , hastalandım mı..?

canım sıkılıyor virüs kaptım mı..?

Kelle paça çorbası mı, ev yapımı salça mı,

Zencefil , sumak , limon , zerdeçal ,

Yok kardeşim sadece tek reçete var,

EVDEKAL..!

Maske hakkında bitmeyen sorular.

Her canlı yayında , doğru bildiğimiz yanlışlar,

Bir bilim adamının dediğini , diğer kanal’ daki yalanlar.

Nereye kadar..?

her hocanın anlattığı ezber bozan olaylar.

Önce maskeyi sadece hastalar taksın dendi,

20 gün maskesiz gezdik sokakta, durakta, metroda.

Sonra herkes maske taksın dendi,

Piyasa da onlarca çeşit maske, on kat fiyatına.

Virüs mide asidinde öldüğünden sık sık su için dendi,

Ardından bir oturumda bilim adamı bağlandı Amerika dan ,

Virüs bağırsaklara da inebilir ishal yapabilir ,

Aynı adam , virüs kanla her organ’a bulaşabilir,

Hatta kalbinizi de vurabilir.

Maskeleri 4 saatte bir değiştirmek gerekir diyenlere inat ,

Amerika’dan canlı yayına bağlanan zat,

“ bir gün maskeyi açık havada bekletin ertesi gün yine giyin “ demesiyle ezber bozdu, kimin doğruyu söylediği birbirine karıştı ,

Bilgi kirliliği patladı gitti.

Gerçek şu ki,

Siz siz olun , tedbiri elden bırakmayın.

Ellerinizi sık sık yıkayın , evde kalın.

Öte yandan ,

Sosyal medyada işin mizahında.

Hüseyin rahmi Gürpınar ‘ın Halley adlı kuyruklu yıldızının dünyamıza çarpacağı söylentisinin yayıldığı 1910 yılında kaleme aldığı “ Kuyruklu yıldız altında bir izdivaç “ adlı romanı benzeri, kıyamet beklentisi altındaki dünyanın bir afet anındaki sıradanlığını anlatıyordu.

Sosyal medya da , işte o günlerdeki gibi , bugün de Virüs’ü ti’ ye alıp, Nasreddin hoca nın torunları olduğunu ispat ediyor.

Ama gerçek olan şey şu ki,

Dünyanın jeolojik yıllarda, var olan dinazorların neden ve nasıl neslinin kaybolduğu nedeni, doğanın doğal dengesiyle açıklanabilir.

Bugün de olan virüs salgınını işte bu dengesini koruyan doğa ya bağlayan bazı kesimler çok da haksız değildir.

Doğa ya karşı davranarak yaşamak mümkün değildir.

Doğayla barışık olanlar , uzun zaman birlikte yaşamayı başaranlardır.

Aksi takdir de doğanın doğallığını bozanlar, karşılığını işte böyle afetler , iklim değişiklikleri, tsunamiler, su baskınları ile öcünü alırlar.

Unutmayalım , doğa biz olmadan da daha çok uzun ve rahat yaşar , ama biz doğa olmadan yaşayamayız..!

***

Evde kalanların can sıkıntısından neler yaptıklarını yine sosyal paylaşımlarından izliyoruz.

Her musibetten bir hayır çıkarmak gerekirse,

Bu virüs nedeniyle, eşlerinin kendileriyle ilgilenmediğinden yakınan kadınlar , pek memnun olmalılar, 7/24 eşler birlikte , kimileri yeniden okumaya başladılar.

Ben de onlara sağlık konusunda , Cem Yılmaz ‘ın “ ben o fıkradaki adamların gerçek olduğunu nerden bilirdim, hepsini gördüm karadeniz’de dediği tebessüm ettiren sağlık fıkralarını paylaşmak istedim bu hafta sonu.

Prof. Dr. Şaban Şimşek, meslek yaşamında karşılaştığı komik olayları ve anılarını “Doktorum Altın Kafeste” adıyla kaleme aldı.

Prof. Şimşek, “Bu kitabı, mutluluğu ve huzuru bir türlü yakalayamayan ülkemizde, son yıllarda önemli ölçüde statü kaybeden ve bu sebeple genele göre daha da karamsar olan doktorlar için yazdım. Sorunları farklı bir bakış açısıyla dile getirmek, tekdüze giden hayata birazcık renk katmak ve hayatı hiç olmazsa kitabın okunduğu anda yaşanılır kılmak istedim” diyor.

Prof. Şimşek’in kaleminden güldüren ve düşündüren doktor anıları:

…….

Erzurum’da kliniğimizin koridorunda başına galoş geçirmiş bir ziyaretçiyle karşılaşıyorum:

Amca o ne? Başındaki nedir ?

Ne bilirem doktur bey. Sizin kafanızdakileri ( boneler ) görünce , Doktorlar onu takirler, bize de bunu veriyirler” diye düşündüm.

…..

Rize’de bir çocuk hastamın genetik kaynaklı olduğunu düşündüğüm bulguları vardı. Annesine, eşiyle akrabalığı olup olmadığını soruyorum:

Beyin ile yakınlığın var mı?

“Beyim” deduk ya doktor! Daha ne yakunluği olacak!..

…..

Rize’de bir hastama (yerel şiveyle) soruyorum:

-Emice, hoş geldun. Neyun var?

-Ya Allah’a şükür. Dede’den baba’dan kalan bir şeyler var da!.. Ole geçinup gideyiruk!

-Oni sormadum, neyin var neyin?

-Haa! Olari sorma doktor bey , uç uşağum var ama olmaz olsun eşşeoğli eşekler!.. Kizlar zati gittiler!

-Emice sana oni sormayirum, hastaluğun nedur, hastaluğun?

- Eee uşağum, afedersunuz yani hocam! Oni da sen bilecesun da..!

Ben ne içun geldum buriya!...

….

Teyzenin kulağında iltihap vardır ve çok ilerlemiştir,

- Teyzem, hastalığın çok ilerlemiş, insan hiç bu kadar bekler mi?

- Doktur bey birikmesini bekledim.

- Neyin birikmesini teyze?

- Yavrum, her şeyi biriktirip öyle geleyim dedim. Hepsine birden baktırmak için başka yerlerimin de hasta olmasını bekledim!

….

Prof. Dr. Şaban Şimşek’in kitabındaki “bize özgü” trajik ölüm biçimleri ise yürek burkuyor:

- Karabük Demir Çelik Fabrikalarında bir işçi 600 tonluk press makinesinin arasından emeklemek suretiyle geçerek uçtaki 2450 santigratlık fırında sigarasını yakmaya çalışırken,

- Erzurum da berber dükkanında tıraş olurken rahatlatmak (!) amacıyla berberin boynunu aniden sağa sola çevirmesi sonucu boynu kırılan adam,

- Bodrum Yalıkavak Köyünde ,Uyumadan önce, yatağındaki tahtakurusu ve bilumum haşeratı öldürmek için yatağı bola ilaçladıktan sonra yatağa giren zavallı amcamız,

- Rize Ardeşen ilçesinden Tunca köyünde, Ayakkabısına kaçan taşı çıkarmak için elektrik direğine yaslanıp ayağını silkelerken, onu elektrik çarptı sanan yardımsever (!) laz’ın kafasına kürekle vurması nedeniyle meydana gelen vefatlar bu ülkede ilginç ölümlere bir örnektir.

Ölüm er geç hepimizin başında,

Kimse bu dünyadan sağ çıkamamış .

Aldığımız nefesi bile bir süre sonra geri veriyorsak , demek ki bu dünyada hiçbir şey bizim değil..

Kalan ahir ömrümüzde , bu özlü sözleri kendimize düstur eyleyelim..!

hepimize sağlıklı günler.

SÖZÜN ÖZÜ :

BAŞKASINA AKIL FİKİR VERİRKEN , ÖNCE , KALANIN KENDİNİZE YETİP YETMEYECEĞİNE KARAR VERİN.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER -AYDIN

GSM : 0.505.8077828