Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

GÜLE GÜLE EY ŞEHRİ RAMAZAN

Kutsal ramazan ayının sonuna geldik.

Sayılı günlerin ne çabuk geçtiğini bir kez daha yaşadık.

Dile kolay 30 gün boyunca feyzinden dem aldığımız Ramazan ayı boyunca manevi bir anlam yükledik ruhumuza.

yarın Ramazan'ın son günü yani arefe günü geldi çattı.

Bu yıl korona nedeniyle tam bir uhreviyet yaşayamasak da, bedenimizi ve ruhumuzu yeniledik.

Camiler boş kalsa da, gönüllerimiz dolu dolu.

Cami kelime anlamıyla Cem yani ““toplayan, bir araya getiren” anlamında toplanma bir araya gelme ve toplanılan yer anlamını taşır.

Osmanlıdan önce ve sonra cami yaptırma geleneği beyler ve padişahlar ile yakınlarıyla başlamıştır.Padişah adına yaptırılan camilere Selatin camisi adı verilir, günün 24 saati açık bulunurdu.

Hassa Mimarı ve Mimarbaşı , Kanuninin altın çağında yaşayan Mimar Sinan'ın en büyük eserlerinden olan Camilerin yapımında çeşitli efsaneler yıllardır dilden dile günümüze ulaşır.

Mimar Sinan'ın kalfalık eserim dediği İstanbul'un Haliç yamaçlarının üzerinde ve üçüncü tepesinde yer alan muhteşem Süleymaniye Camisinin yapım aşaması bütünüyle görkemli bir efsanedir.

Bunlardan en ilginç olanı , Mimar Sinan, Süleymaniye Külliyesi'nin temelini attıktan sonra, bu temelin oturması ve zeminin sağlamlaşması için inşaatı durdurmuş ve bir yıl kadar beklemiştir.

İnşaatın ekonomik nedenlerden dolayı durduğu yolunda duyum alan ve Osmanlı ile her alanda yarış içinde olan Safevi şahı Tahmasb, fırsat bu fırsat diyerek, Süleyman'ı utandırmak istemiş ve padişaha inşaat tamamlansın diye bir sandık dolusu mücevher göndermiş.

Ancak rivayet olunur ki, buna çok sinirlenen Sultan, mimarbaşı Sinan'a gereğinin yapılmasını buyurmuş ve büyük usta da bu eşsiz hazineyi, Safevi elçisinin gözü önünde, bir dibekte dövdürüp toz haline getirterek Süleymaniye'nin inşaat harcına katıvermiş.

Sabahın ilk ışıklarıyla güneşin gökyüzünde parladığı bir gün, Süleymaniye Camii'ne dikkatli bakıldığında parladığı uzaklardan bile fark edilir.

Aydın ve İlçelerinde de , tarihimize tanıklık eden kent yakılıp yıkılsa da ayakta kalabilen ender yapılardır Camilerimiz.

1922 yılında Kurtuluş Savaşıyla , Yunan işgaline son verilmesinin ardından çekilen işgal kuvvetleri kenti yakıp yıkmıştı.

Bu Vandallığın ardından , tüm ahşap yapılar yanıp kül olurken , günümüze ancak ecdadımızın yaptığı taş duvarlı camiler ayakta kalabilmiştir.

Anadolu da ve Aydında yaşayan yabancıların terk etmesinden sonra, dini mekanlarından bazı kiliseler tadilatla Camiye dönüştürülmüş olup , bunlardan Didim ilçesi eski yerleşimi Hisar mahallesindeki Cami buna örnektir.

Bugün ilimizde yer alan en eski tarihi Camilerimizden Aydın' da bir mahalleye isim olan Veysipaşa (Üveyspaşa ), Ramazanpaşa, Süleyman bey cami,Eski Yeni adıyla da bilinen Hasançelebi Cami, Cihanoğlu Cami ve Külliyesi , Bir örneği Köşk Yavuzköy de bulunan benzer mimari deki , Kırmızı minare cami olarak bilinen Şemsi paşa Camisi en belirgin Osmanlı yapılarıdır. Diğer tarihi ibadet mekanlarından Çine Ahmet Gazi Cami, Didim İlyas bey cami , Söke Hacı Ziya Camii, Söke İlyasağa Cami (Koca cami ) ,Karacasu çarşı Camisi ,Koçarlı Cihanzade Mustafa Camii,Koçarlı Cincin Köyü Cihanoğlu camisi ve Kuşadası Kaleiçi camisidir.

Tüm bu camilerimiz arasında en eskisi Osmanlı öncesi Anadolu beylikleri döneminden kalan ve Selçuklu Mimarisi örneklerini taşıyan Eski Çine köyündeki Ahmet Gazi Camisidir.

Aydın Çine'ye bağlı Eski Çine Köyü'nde bulunan Ahmet Gazi Camii (Ulu Cami) Miladi 1308 yılında (XIV.yy'ın ilk yarısı) inşa edilmiştir. İnşaatı hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmamaktadır. Tarihi belgelere bakıldığında Cami'nin Menteşoğlu Orhan Bey döneminde, oğlu Hızır Bey tarafından yaptırılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Ancak XIV. yy'ın ikinci yarısında Cami Menteşoğlu İbrahim Bey'in oğlu Ahmet Gazi Bey (1366'da Menteşe Bey'i oldu, 1390 yılında vefat etti.) tarafından iyileştirilerek tekrar canlandırılmıştır. (Babası İbrahim Bey'in ölümü M.S. 1358'dir.)

Ahmet Gazi Camii Döneminin en geniş kubbeli camisidir. Aydın İli'nin bilinen en eski camisidir. Aynı zamanda Batı Anadolu'da ki ilk Türk Ulu Eserlerindendir.

Beylikler döneminde Milet antik kenti içinde Balat Köyü'nde Menteşoğullarından İlyas Bey tarafından 1404 yıllarında yaptırılan İLYAS BEY CAMİİ Cuma Camisi ismiyle de bilinmektedir.Caminin yapımında Miletos antik kentinin mermer blok taşlarından yararlanılmıştır. Bu yüzden de caminin içerisi ve dışı düzgün mermer bloklarla kaplanmıştır. Kare planlı caminin kuzeydeki mermer, taş işçiliği yönünden önemli sivri kemerli kapısı üzerinde h.806 (1403) tarihli üç satırlı yazıtı bulunmaktadır.

Aydın İl merkezindeki Efeler İlçesinde en eski Cami ise mahalleye adını veren VEYSİ PAŞA camisidir. Aydın'ın en eski camisi olan Üveys Paşa Camisi, Kadı Muhiddin Efendi'nin oğlu Mısır Beylerbeyi Üveys Paşa tarafından 1568 yılında yaptırılmıştır. Üveys Paşa, Başdefterdarlık ile Budin ve Mısır Beylerbeyliklerinde bulunmuştur. Giriş kapısı üzerinde yazıtı bulunmaktadır.

Büyük olasılıkla caminin yandığı sırasında içerisindeki bezemelerle birlikte tahrip olmuştur. Cami 1899 depreminde yıkılmış, yeniden yapılmış, Yunan işgali sırasında yakıldığından 1947-1948 yıllarında onarılarak bugünkü durumuna getirilmiştir. Üveyspaşa'nın kardeşi Ramazan Paşa tarafından Aydın Çarşısı içerisinde 1595'te yaptırılan Cami 1899 depreminde tamamen yıkılmıştır. Günümüze ulaşan camiyi Sökeli Halil Paşa yaptırmış, Cami, kare planlı olup, kesme taştan yapılmıştır. İçerisini barok üslubu anımsatan on uzun pencere ve su damlacığı şeklindeki küçük pencereler aydınlatmaktadır. Alçı kabartmalar, renkli cam işçiliği ve ağaç oymacılığı bakımından süslemeleri önemlidir. Caminin iç bezemesi bütünüyle barok üsluptadır. Kurtuluş Savaşı sırasında 22 Mayıs1919'da direniş toplantısı bu cami içerisinde yapılmıştır.

Aydın, Köprülü Mahallesi'ndeki CİHANOĞLU CAMİSİ Müderris Cihanoğlu Abdülaziz tarafından 1756 yılında yaptırılmıştır. Moloz taş ve tuğla karışımı olan cami, 9.50x9.50 m. Boyutunda kare planlıdır. XVIII.yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı mimarisine egemen olan barok üslubunda yapılmıştır. Bu özellikler sütunlarda, kabartma motiflerinde ve mimarisinde tümüyle yansımıştır. Camiye 15 basamaklı bir merdivenle çıkılır. Son cemaat yeri dört yuvarlak sütun üzerine oturtulan üç kubbe ile örtülüdür. Giriş kapısının etrafı mermer sövelerle sınırlandırılmıştır. Bu kapının üzerinde hicri .1170 ( Mildi 1756) tarihli yapım kitabesinde

“Her kim bu camiyi kılmış, binası müstedam olsun İlâhi ruzu mahşerde şefi-i Mustafa olsun. Sahibül hayrat velhasenat el hac Abdülaziz Efendi 1170. “ yazılıdır.

Kanuninin Rodos Seferi sırasında konakladığı söylenen Koçarlı Sobuca köyünde doğan çocuğuna verdiği Cihan adıyla anılan Cihanoğlu sülalesinin ileri gelenlerinden Hacı Mustafa Ağa Camii adıyla da bilinen Koçarlı Cihanzade Mustafa camisi Koçarlı kent merkezinin en eski camisidir. Çarşı içerisinde merkezi bir konuma sahiptir. 17. yüzyılın ikinci yarısında (1753-1756) yapıldığı bilinmektedir. Birincisi 1850'li yıllarda olmak üzere birkaç defa onarım geçirmiştir. En son onarım ise betonlaşmayı önlemek ve oluşan tahribatları gidermek için yakın zamanda onarım yapılmıştır.

Camileriyle , bu yıl ilk kez birlikte olamayan cemaatiyle, acı tatlı anılarıyla bir ramazan daha geride kaldı.

Gelecek yıl kime niyet ,kime nasip, bu yılın sultanı sana “ güle güle, ey şehri ramazan “.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

GSM:0.505.8077828

P.K:110 EFELER – AYDIN