Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

ÇEVREYLE SAVAŞ HALİNDEYİZ, EĞER KAZANIRSAK, KAYBEDECEĞİZ

Bugün 5 Haziran ,Dünya Çevre Günü.

Söylenecek o kadar çok şey var ki,

bakın gazetelerin köşelerine sayfalara her kesimden her Kuruluştan , idareler ve Belediyeler ile diğer resmi kurumlardan anlı şanlı açıklamalar.

İnsanlar olmadan önce ,bu dünya ve çevre yıllardır var olmuş, ama çevre olmadan insanların yaşaması imkansız.

Bunun farkına varan dünya ve en son bizimkilerde en son Çevre Bakanlığını kurmak zorunda kaldılar.

Elimizdekini hoyratça harcarken , her şey o kadar kolay ki,

Zararını sonunda anlayabiliyor insanoğlu.

Tıpkı yanlış iliklenmeye başlanan bir gömleğin son düğmesi açıkta kaldığı gibi..!

Son düğmenin gireceği iliği göremeyince gömleği baştan yanlış düğmelemeye başladığımızı anlıyoruz iş işten geçtikten sonra.

Bunun farkında olmayanlar , hayatı kolaylaştıran sanayi ve endüstri artıklarını hoyratça ortama salıp , duyarsızca çevreyi bozdukları sürece, vahşice kazandıklarının tümünü harcasalar da, bozdukları çevreyi geri getiremeyecekler.

Çevre bir bilinç ve kültürdür. Toplumsal bir kalitedir. Birinin bozduğu kural diğerleri çabalasa da, çevreyi kurtaramayacaktır. Hatta diğerlerini de bozacaktır. Çünkü Çevreyi kirleterek , çöplerden , endüstri atıklarından kurtulmak masrafsızdır.

Zaman alıcı uğraş değildir.

Kolaycılıktır. Zoru hiç sevmeyen bizler de hep kolaycılığa kaçtığımızdan , Çevre bizim için bedava çöplüktür.

Büyük şehir olmakla , köylerde vahşi depolamanın önüne bile geçemedik.

Hala vahşi depolama ve atıklar doğada gelişigüzel evlerden uzak ..ama tabiatla kucak kucağa..!

Aydın a gelenleri karşılayan Otogardan inenlerin burnunu sızlatan kokular bile resmi kurumlar arasında gelgitlerle nedeni hala belirlenemedi.

Geceleri açıkça jeotermalden bırakılan halk arasında çürük yumurta kokusundaki hidrojen sülfür önlenemedi.

Çevre sorunları öyle lafla , açıklamalarla , basın duyuruları ile çözülemiyor maalesef.

Eğitim ve önlemlerle , en önemlisi de inanmakla , yaşadığı ortama aidiyetle sonuç alınabilecek.

*********

SAVAŞLARDA ÖNCE ÇOCUKLAR ,

SONRA TÜM İNSANLIK ÖLÜR.

Dünya Korona virüsle mücadele ederken aslında savaşların verdiği zarar sağlık afetinden yüzlerce kat daha fazla.

Sağlık için çok eleştirilen Dünya Sağlık Örgütü gibi, bu savaşları durduramayan Birleşmiş Milletler de aciz durumda.

Dünyayı maalesef 5 devletin egemen olduğu Birleşmiş Milletler yasasının bir an önce değiştirilerek, adaletli olarak tüm dünya milletlerinin oylamasıyla kararlar alnması artık zorunludur.

Bu konuda reisicumhur'un dediği gibi “ dünya beşten büyüktür”.

Kurtuluş savaşımızın ardından 1.ve 2. Dünya savaşları, Kore iç savaşı , Vietnam da, Afrika da kabile savaşları , Avrupa nın göbeğinde utancın adı Bosna hersek katliamı , ülkelerin sınırlarında süregelen çatışmalar ve en önemlisi , adı konulmamış bir Ortadoğu savaşı yaşanıyor yıllardır bitişiğimizde.

Nedense İslam ülkelerinde “huzur ve barış “adı unutulan iki kelime.

Kore savaşında, zavallı savunmasız çocukların simgesi AYLA filmiyle gündeme gelen çocuk felaketleri hafızalarımıza kazındı.

Büyükler savaşı çıkarır, savaşır, ama bu felakette insanlar ve önce çocuklar ölürler.

İşte bu tarihi fotoğrafları 40 yıldır unutmadık

1972 Vietnam savaşında dünyaca ünlü Assoscaited Pres foto muhabiri Nick Ut'ın çektiği ve kendisine fotoğraf Oscarı Pulitzer Ödülünü getirecek olan kare Vietnam savaşı sırasında çekilen " Vietnamlı Kız" fotoğrafının kahramanı 9 yaşındaki Kim Phuc .

Yıllar sonra , 1972'de o fotoğraf anlatırken annesinin daha güvenli olacağını düşünerek tapınağa saklamasından sonra Tapınaktaki üçüncü gün sonunda gelen Güney Vietnam askerlerinden korkup olabildiğince hızlı koşarak uzaklaşmaları sırasında görüntülenmişti. Bir anda beliren uçaklar Çok hızlıydılar ve her yere bomba atıyorlardı. O yılları anlatırken “ Yakınına düşen dört bombanın etkisiyle Her yer çok sıcaktı, canım çok yanıyordu ve ben ağlıyordum. Hem koşuyor, hem ağlıyordum.

O çırılçıplak Fotoğrafı İlk Gördüğümde Çok Utandım.”

Hastanede kaldığı 14 ay boyunca acılı ve zor günler yaşadığını ve 17 ameliyat geçirdiğini anlatan Kim Phuc, hastaneden çıkıncaya kadar fotoğrafını görmediğini söyledi.

Fotoğrafı ilk görme anını anlatan Phuc, "Hastaneden çıktığımda babam bir gazeteden keserek sakladığı fotoğrafı gösterdi. Çok utandım ne de olsa ben bir kızdım" diye konuştu.

1993 yılında çekilen üçüncü fotoğrafta ise , Güney Afrika (Johannesburg) doğumlu Fotoğrafçı Kevin Carter tarafından çekilmişti.

Güney Afrika`daki ırkçı Apartheid rejimi sırasında ,yaşanan ırk ayrımcılığını yansıtmayı planlayan, zaman zaman da yaşanan vahşetin paparazzisi olmakla itham edilen Bang-Bang Kulübü`nün öncülerindendir. Bu Afrikalı çocuk fotoğrafı ile 1994'te fotoğraf dalında Pulitzer ödülü kazanan Kevin Carter bu anı fotoğrafladıktan sonra akbaba kaçmış, ancak Carter o dönemde, gazeteciler ve fotoğrafçılara, bulaşıcı hastalıklar nedeniyle hasta insanlara dokunmamaları konusunda sıkı biçimde uyarıldıklarından, Afrikalı küçük kızın ulaşmak istediği birkaç kilometre ilerdeki Birleşmiş Milletler yardım kampına ulaşması için yardım etmemiş, oradan uzaklaşmıştır.Bu yüzden yoğun eleştirilere maruz kalan Carter kendisinin profesyonel fotoğrafçı olduğunu, yardım görevlisi olmadığını söyleyerek kendisini savunmuştu. Ancak bu fotoğrafı çektikten 3 ay sonra Kevin Carter , bir depresyona girdi ve 27 Temmuz 1994'te Johannesburg'un bir banliyösünde park ettiği kamyonetinin içine egzoz basarak intihar etti. Yanında çevresine yazılmış çok sayıda mektup bulundu.

Bu fotoğrafla kazandığı , Pulitzer ödülü fotoğrafçının vicdan azabını dindirmeye yetmemişti.

Fotoğrafını çektiği küçük Afrikalı yı ölüme terk etmenin vicdan acısıyla sonradan intihar etti..!

2014 ve 2015 yıllarındakini ise yazmaya gerek yok..!

Sığınmacıların karşı kıyıya geçme rüyalarının felaketini hepimiz biliyoruz.

Bu karelerin yenileri , hala dünyanın her yerinde hala bir fotoğrafçı tarafından çekilmeye devam ediyor.

Kimileri karelere yansıyor, kimileri savaş meydanında kalıyor.

En zengin beyaz adamlar, dünyayı acımasızca sömürmeye devam ediyor ve bu sömürü düzeninde bizim elimizi kolumuz bağlıyor, bize de çocukların minik bedenlerinde , insanlığın can çekişerek ölmesini izlemek düşüyor.

Çevre gününde savaşlarla , kazançlarla, egemen olma hırsıyla yaptıklarımız sonrasında bize işte böyle sağlık afeti olarak geri dönüyor.

Bu acı gerçekten ders çıkarabilenlerden olmamız dileğimle,

İyi hafta sonları dilerim.

SÖZÜN ÖZÜ :

BİRİNE ÇAMUR ATMADAN ÖNCE DÜŞÜN VE SAKIN UNUTMA,

İLK ÖNCE SENİN ELLERİN KİRLENECEK…!

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER AYDIN

GSM : 0.505.8077828