Menderes Akdağ

Menderes Akdağ

Kısaca Türk Köyü ve Gerçeklik

Gerçekçilik akımı insanların kendilerine dönüp bakması için bir araç olmuştur. Yani yeni gerçekçilik akımı, topluma ayna olmuştur diyebiliriz. Türkiye'de 1961 yılında kurulan yeni anayasa Rusya'nın komünist devriminin güçlenmesiyle birlikte sol yönelimli hikâyeler anlatmayı mümkün kılmıştır. 1961 anayasa-sının bu özgürlükçü yapısı mevcut düzene karşı ve bu düzeni eleştiren yapıya sahip olsa da sosyal gerçekçi akımın yaygın olmasına göz yummuştur. Türkiye'de Rus devrimini de tetikleyen realizm akımı 1961 itibariyle öncelikle sinema olmak üzere edebiyatta da etkisini göstermiştir. Türkiye sinemasında aslında bir edebiyat akımı olan realizmin bu kadar işlenmesinin sebebi Türkiye halkının bol bol edebi eser tüketecek kadar okuma yazma oranına sahip olmama-sıdır. Kurtuluş savaşı ve birinci dünya savaşı zamanında da gördüğü-müz gibi Türkiye halkı; Avrupa halkı günlük, anı gibi yazılı kültür ürünleri yazarak hikayelerini anlatmasına karşın türkü ve mâni gibi sözlü kültür ürünü yoluyla hikayelerini anlatmıştır. Bu nedenle sözlü kültürün yerini alan sinema halkın acılarından söz etmiş ve köyden kente çalışmak için gelen köylülerin sinemada izledikleri eserlerden etkilenmesi sonucu aydınlanma ve yer yer ayaklanmalarının ön yolu olmuştur. Bu aydınlanma da siyasi açıdan sol yönelimli Cumhuriyet Halk Partisi oylarının o zamanlar büyük aradır sahip olamadığı ölçüde kitlenin oyuna sahip olmasına sebep olmuştur.

Türkiye okuma yazma problemini 1980'lere kadar tam anlamıyla çözememiştir. Türkiye nüfusunun büyük çoğunluğunun köylerde yaşadığı göz önünde bulundurulduğunda o zamanlarda "aydınlanma" görevi tamamen köy yönetiminin sorumluluğuna yıkılmış olmasından dolayı tam anlamıyla başarılı olamamış bir gelişme çabası söz konusudur diyebiliriz. Okulların yapılması ve bu okulların bakımı tamamen köylerin sorumluluğuna bırakılmıştır. Türkiye'deki köylerin büyük çoğunluğunun maddi olarak yeterli imkanlara sahip olmamasından dolayı çoğu köy okulsuz kalmıştır. Okulu olan köyler de büyük sıkıntılar içinde eğitim, öğretim ihtiyacını karşılamaktadır. Okulları inşa etmek bir yana köylerin büyük çoğunluğunun temiz su ve elektrik bulma gibi konularda sıkıntı yaşadığı bir gerçektir. Bundan dolayı eğitim ve öğretim zorunlu olsa dahi ülkenin büyük çoğunluğu maalesef bu imkanlardan yoksun bir şekilde yetişmiştir. Köylerdeki yaşam şartlarının kısıtlı oluşu köylünün bir kurtuluş umudu olarak kentlere göçmesine sebep olmuştur.