Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

BİR ÜLKEYİ TANIMANIN EN İYİ YOLU, BAKMALI NEDİR YAZDIĞI OKUDUĞU

Günler , aylar ve hatta mevsimler ve yıllar ne çabuk geçiyor. Bu ay sonu artık yaz ayının da sonu. Önümüzdeki Eylül ile birlikte geldi çattı Sonbahar'ın ilk ayı. Eylül , Ekim ,kasın sonbaharın serin ayak seslerinin ardından, 3 ay sonra Aralıkta Kış mevsimi kapımızda. Özlediğimiz serin havalar artık yanımızda. İnsanoğlu bu…! Kışın özler yaz 'ı, yazın içinden geçirir serin kış'ı. sonbahar dert ayıdır.

Eskiden odun kömür, derdi,şi,mdilerde doğal gaz cüzdanın düşmanı.

Açılıp açılmayacağı bilinmeyen , Okul masrafları. Onca yıl okusak da, İtiraf edelim, okumayı sevmeyen bir millet olduğumuzu belli.

Okulların kapanmasıyla birlikte , eski okul kitapları koliler halinde çöplüklerde.

Ya bir köşeye kenara konuyor da ihtiyacı olan yararlanıyor olmazsa geri dönüşüme.

Bir milletin refah seviyesine bakmak gerekirse , önce çöp konteynerlerine bakınız. Gerçekten sokağa çıktığınızda, en yakın köşe başınızdaki çöp konteynerlerine bir göz atın. Kullanılmayan eşyalar giysiler, çöpün içinde.

Eskiden öyle miydi..?

Sökükler tamir edilir , küçülen giysiler kardeşlere kalırdı. bir üst sınıfa geçen çocukların kitapları ,ihtiyaç fazlası eşyalar, kanepeler, çekyatlar, koltuklar ..!

Oysa diğer tarafta ,bunlara ihtiyacı olan , ancak arayıp da bulamayan ihtiyaç sahipleri. Eskiden söküğünü diken , hatta kendi iç çamaşırını ,uzun çizgili pijamalarını evlerindeki dikiş makinelerinde üreten , hatta çoraplarını makine ile üreten bir nesilden , kullan at tüketici toplumuna geçtik.

Eskiden sanayide araba tamir edenler bozuk bir parçayı ,temizler onarır, parçayı çalışır hale getirir ,yerine takardı.

Şimdilerde öyle uğraş yok..!

at gitsin eskisini , al getir tak yenisini..!

Bizler , yaşları 60 a merdiven dayanan yani 2. Dünya savaşı sonrası patlayan nüfus olarak görülen BABY BOOMER yani 195- 1965 arası doğanlar , atan değil , geri dönüşümle yeniden kazanan bir neslin ahvadıyız..! Onarır, tersyüz eder, tekrar kullanır, küçülenler arkadan gelenler için saklanır.

İşte o nesilden kalan güzel bir insan..! Aydın ' da bir dönem Eğitim İş sendika başkanlığı da yapan öğretmen , değerli dostum Şaban Özdemir hocam , “size lazım olmayan , bize lazım” kampanyası ile evinizde beklettiğiniz ama kullanmadığınız , ihtiyaç fazlası eşyaları Aydın'a okumaya gelen dar gelirli öğürencilerle buluşturuyor.

ASLİ GÖREVİNİ YANISIRA BİR EĞİTİM HAMALI GİBİ EŞYALARI İHTİYACI OLANLARA TAŞIYOR.

Eğer sizin de kullanmadığınız , tavan arasında bodrumda depolarda eşyalarınız , kitaplarınız varsa , bu köşe yazarına da ulaşabilirsiniz. Atmayın , ihtiyacı olana verin. Bu aralar kesin kayıt için gelen öğrenciler Aydın da barınma ve eşya ihtiyacını duyarlı Aydınlılar olarak giderelim. Yardım elimizi , bu gençlere uzatalım.

Hem siz başkalarına yardım etmenin manevi hazzını duyun , hem de ihtiyacı olan bir öğrenci evini şenlendirin.

Hepimiz öğrenci olduk. Gurbette elimizden tutanlar oldu veya olmadı.

Çektiğimiz sıkıntıları biliyoruz. Okumaya gelen Aydındaki misafir öğrencilere yardım elimizi uzatalım . TOLSTOY'un o eşsiz sözünü unutmayın,

KENDİ ACISINI HİSSEDEN CANLIDIR , BAŞKASININ ACISINI DA HİSSEDEN İNSANDIR.

Okumak deyince söyleyecek yazacak çok şey var . Okumak bir kültür işidir. Beyni çalıştırmak , zihinsel antrenmandır okumak. Onun için bize yorucu işler uzak dursun.

Ya TV seyrederiz, ya da müzik..! En az dikkat isteyen ve düşünmeği gerektirmeyen onlarda.

Okumak ise bir kafa yormak işidir..!

Doktorlar dahi Alzhei-mer'ın , unutkanlığın, çaresini zihin jimnastiğinde buluyorlar. Şimdi neden balık hafızalı olduğumuzu anladınız mı..?

Çünkü yeterince kullana-madığımız ve geliştireme-diğimiz beynimiz, Artık bizi idare etmeğe başladı. Biz onu kullanacağımız yerde,

Beynimiz bizi kullanır oldu.

Biz sadece bildiğimizi okuruz..! başkalarının yazdığını değil..!

aşağıdaki anekdotta çocuk , temizliği ve saflığına , yardımseverliğe güzel bir örnek. Bir ailenin evinde televizyon arıza yapmış

Tamirci gelip televizyonun arka kapağını açmış ki bir sürü ekmek parçası.

Tabi kimin yaptığını hemen anlamışlar.

Evin 4 yaşındaki kızı. ekrandaki belgesel veya filmlerde aç çocukları gördükçe mutfaktan ekmek alıp televizyonun açık bulduğu tek yerinden, arkasındaki ızgaralardan içeri atıyormuş.

Bu hangi ailede olursa olsun, ilk gösterilecek tepki genellikle öfkeli bir davranıştır.

Fakat anne öyle yapmamış, çocuğuyla konuşmayı denemiş ve öğrendiklerinden sonra hüngür hüngür ağlamaya başlamış.

Okumak öğrenmek ve bilgelik işte böyle her zaman çocuk kalmak değildir.

Yetişkinlerin kitapları, eğer süslü kütüphanelerde kalırsa, Okumak sadece cehaleti alır , eğer ilimin feyzini almamışsanız ,

semeri baki kalır..!

SÖZÜN ÖZÜ:

BİR ÜLKEDE EKONOMİK GELİŞMEYE PARALEL ,

SOSYAL VE KÜLTÜREL GELİŞME OLMAZSA,

O ÜLKEDE CÜZDANLAR ŞİŞER, VİCDANLAR BOŞALIR.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER AYDIN

GSM : 0.505.8077828