Menderes Akdağ

Menderes Akdağ

İKONLAR NASIL TİRAN VAR EDER? YARATICININ KARŞISINA NASIL YENİ TANRILAR OLUŞTURUR?

Modern iletişim ve propaganda simge, imge, sembol ve ikonlar üzerine şekillenmiştir. Buna göre bu kavramları daha yakından tanımak gerekmektedir. TDK elektronik sözlüğüne göre “imge, zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal, hülya, genel görünüş, izlenim, imaj veya duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri veya duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar” (Örneğin Anka Kuşu çizimi) anlamlarına gelmektedir.

İkon herhangi bir şeyi simgeleyen küçük resim demektir. Twitterin mavi kuşu buna en bariz örnek kabul edilebilir. İkon, belli anlamlar yüklenen şekillerdir. Türk bayrağındaki hilal gökteki hilali çağrıştırsa da bundan bambaşka anlam kendisine yüklenmiştir. Bu anlam, algıyı var eder. İnsanı davranışa geçiren ise bu algıdır. Elbette burada TDK'ya göre simge kavramından da söz etmek gerekebilir. “Simge, duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret, âlem, remiz, rumuz, timsal, sembol” gibi anlamlara gelmektedir.

Mağara resimleri ilk imgeler kabul edilebilir. Bunların daha çok ayin amaçlı yapıldığı düşünülmektedir. Prehistorik dönem insanı ile modern veya post-modern insan,

imge-simge gibi unsurların belli amaçlar (kültürel vs.) doğrultusunda geliştirmesinin ardındaki zekâ açısından birbirine benzediği söylenebilir. İlk insanın angut olduğu düşünülemez. Öyle olsaydı açık doğada hiçbir teknolojik verinin olmadığı yerde vahşi tabiatta insanının soyunu devam ettirmesi mümkün olmazdı. Bu bağlamda da modern dünyanın icadı gibi duran imge, ikon, slogan gibi kavramların temelleri aslında eski çağlara kadar dayanır. Paleolitik Çağ'da aslında temel iletişim vardır. Bunun yanında bu çağ ikonlar, semboller, simge ve imgelerin belli belirsiz konuşmaya başladığı dönemdir. Bu süreç daha sonra gittikçe gelişecek ve karmaşık hâle gelecektir.

Bereket Tanrısı ilk başta bereketin ve doğurganlığın sembolü olarak geniş karınlı, iri göğüslü olarak hayal edilmiştir. Daha sonra bu ince narin bir yapıya bürünmüştür. Anadolu'da yaşatılan Kibele adlı tanrıça bu anlamda önemlidir. Aslında ikonların eskiçağlarda ilk başta pagan inancın bir tezahürü şeklinde ortaya çıktığı söylenebilir. Bu nedenle Yahudilik, Hıristiyanlık, İslamiyet gibi dinler pagan inanca karşı ikondan daha ziyade yazılı bir metni, kitabı vaz etmiştir. Hiristıyanlığın en azından erken döneminde durum buydu. İlerleyen süreçte okuma-yazma bilmeyen kitlelere karşı kitleleri kontrol etme adına kilise çok fazla ikon kullanmaya başlayacaktır. İbadethaneler resimlerle donatılacaktır. Aslında çok fazla ikon kullanımı düşüncenin ölümüne yol açmıştır. Böylece din tiranlığı dönemi başlamıştır. Rönesans dönemi sanatçıları dahi bu durumdan kendilerini kurtaramayacaklardır. Rönesans döneminin ünlü ressamlarının pekçoğu kilise duvarlarına yaptıkları resimlerle tanınacaktır. Protest ülke ve topluluklarda ortaya çıkan kiliselerde çok daha az ikon kullanıldığı bilinmektedir. Bu ülkelerin nisbi olarak günümüzde daha özgürlükçü olarak tanınmaları bu anlamda önemlidir. Dikta rejimlerinin ve otoier rejimlerin daha fazla ikona başvurdukları da burada ilave edilmelidir.

İkonların, bir anlatı tarzı olduğu kabul edilebilir. Belki de modern dünyada siyasette, ticarette bunları belli bir düzeyde kullanmak gerekebilir. Ancak ikonların insan zihnini tutsak etme riski mevcuttur. Hz. Musa'nın Yahudileri Mısır'dan Firavun'un zulmünden dolayı çıkartmak istediği bilinmektedir. Ancak bu yeterli bir açıklama olmamalıdır. Değilse tebliğ yerini terk eden Hz. Yunus peygamber, Yaratan tarafından uyarılmazdı. Yahudilik, pagan kültürünün imge ve ikonlarından yaygın olduğu bir yerde yeteri kadar yeşeremezdi (Crowley & Heyer,

2010: 432). Çimlenme için bazı fiziksel koşulların eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi gerektiği biyologlar tarafından vurgulanmaktadır. Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye 622 yılında Hicret etmesi de benzer nedenle açıklanabilir. Müslümanların Mekke'de zülum gördükleri doğrudur. Ancak bu, Mekke'den göç edilmesinin tek nedeni olmamalıdır. Uzun yıllar Medineli müslümanların kıble yönünün Kabe(Mekke) değil de Mescid-i Aksa (Kudüs) olması da benzer durumla açıklanabilir.

İslamiyet, resim ve heykele mesafali durdu. Bu, aslında ikona karşı duruştu. Pekala neden? Tek tanrılı din kabul edilen Musevilik, Hiristiyanlık, İslemiyet aslında paganizmi tam anlamıyla yenemedi. Sadece onu biraz yerin altına itti. Bu dinler zaten paganizm riskinden her zaman söz etmişlerdir. Diğer bir ifadeyle bu dinlerin gelmiş olması paganizmi ortadan kaldırmamıştır. Zaman zaman paganizmin güçlü bir şekilde ortaya çıktığı görülmektedir. Günümüzde ise paganizmin şekil şemal değiştirdiği ama çok canlı bir şekilde yaşandığı söylebilir. Hz. Musa, Musevileri Mısır'da çıkardıktan sonra Tur dağına çıkmak üzere bir ara onları yalnız bıraktı. Dödüğünde ise onları kendileri için buzağıdan yaptıkları bir heykeli tapıyor buldu. Hz. Muhammed, bir sefer sonrası müslümanlara “küçük cihattan büyük cihada döndük” buyurur. Aslında büyük cihat, görünmeyen düşmana karşı verilecektir. O görünmeyen düşman daha tehlikelidir. İslam'ın vaz ettiği çizgiden çıkacaklar ama bunu fark etmeyeceklerdir. Aslında o gizli düşman nefsin kendisi ve paganizmdir. Nitekimde bu durumu Hz. Muhammet, Veda Hutbesi'nde açık etmiştir. Müslümanları atalarının inançlarına dönme riskine karşı uyarmıştır.

Simgeler, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanoğlunun çok eskiden beri bazı şekillere özel anlamlar yüklediği söylenebilir. Ancak işaretler, simgelerin daha özelleşmiş hâlidir. Doğada da kimi zaman karşılıkları yoktur. İkon ve simgeler başlangıçta doğanın bir taklidi veya zihinde yansıması olarak ortaya çıkmıştır. Simgeleri kullanma aşamasını geçen insan işaret dönemine girer. İşaret döneminin varacağı nokta yazı olur. Ancak imge ve simgeler ortadan kalkmaz, çeşitlenir ve gelişir.