Alper Uzungüngör

Alper Uzungüngör

BABIALİ BASKINININ TARİHSEL SÜRECİ VE SONUÇLARI

Babıali baskını yakın tarihimizin en önemli siyasi olaylarından birisidir. 23 Ocak 1913 tarihinde gerçekleşen baskında; hükümet kanlı bir şekilde devrilmiş, yeni kabine kurulmuş, İttihat ve Terakki Partisi'nin iktidarıyla geleceğe yön verilmiştir.[1]

İkinci Meşrutiyetin ilanı (1908)'yla otuz yıl aradan sonra Meclis açılmış, seçim kararı alınmıştı. Eylül 1908'deki iki dereceli seçimleri kazanan İttihatçılar, doğrudan hükümet kurmak yerine Meclis içerisinde paralel bir hükümet gibi çalışmışlardı.[2]

Ancak İttihatçıların istediği reformlar tam anlamıyla gerçekleşmiyordu. Meşrutiyet karşıtlarından sadrazamın tutumuyla parti, cemaat, dernek ve gazetecilerin, Prens Sabahattin, Ali Kemal, Mısırlı Prens Aziz ve Said Nursi gibi isimlerin yaydığı yalan yanlış bilgiler yasama çalışmalarını sekteye uğratıyordu.

Toplum kesimleri siyasetin ayrıştırıcı diliyle bölünmüştü. Avcı Taburundaki alaylı askerler, Nisan 1909'da “şeriat isteriz, din elden gidiyor” sloganları atarak kışlasından çıkmış, Derviş Vahdet, Kör Ali ve İsmail Hakkı gibi hocaların desteği ile İstanbul'u teslim almışlardı.

II. Abdülhamit'in müdahale etmediği 31 Mart ayaklanması on üç gün sürmüş, insanlar hunharca öldürülmüş, kamu binaları kuşatılmış, hükümet düşürülmüştü. Selanik ve Edirne'den gelen Harekât Ordusu ayaklanmayı bastırmış, padişah tahttan indirilmiş, yerine kardeşi V. Mehmet Reşat tahta çıkarılmıştı.[3]

Yeni hükümet Osmanlı ordusundaki teknik ve yapısal sorunları, fikir ayrılıklarını giderecek önlemleri görüşürken beklemedikleri bir anda, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Bosna Hersek vilayetlerini topraklarına katmış, Yunanistan Girit'i kuşatmıştı.

Avrupa devletleri Bosna Hersek'in ilhakına karşı çıkarken Osmanlı Devleti, toprağını işgal eden Yunanistan'a savaş ilan etmişti. İtalya ise savaştan istifade Eylül 1911'de Trablusgarp'a, Nisan 1912'de Rodos ve Ege Adalarına asker çıkartmış, ikinci bir savaşın cephesi açılmıştı.

93 Harbi (1877-1879) felaketiyle başlayan toprak kayıplarının kırk senedir devam etmesi Osmanlı Devleti'ni zor durumda bırakmıştı. Meclisin durumu da pek farklı değildi. Bir yasama döneminde iki seçim gerçekleşse de kurulan hükümetlerin ömrü çok kısa sürüyordu.

II. Meşrutiyetin ilk Meclisi, politik kaygıları gözeterek erken seçim kararı almış, demokrasi tarihimizin ilk erken seçimi Şubat 1912'de yapılmıştı. Çok sıkı güvenlik tedbirleri altında gerçekleşen ve tarihe “sopalı seçimler” adıyla geçen seçimlerin galibi yine İttihatçılar olmuştu.

İttihatçılar 1908'de olduğu gibi hükümet kurmamış, Meclisi denetleme kararı almış, hükümete destek vermişlerdi. Fakat seçimlerden beş ay sonra Halaskar Zabitan isimli ittihatçı düşmanı gizli bir örgüt, Meclis aleyhindeki muhtırasıyla hükümeti istifa ettirmişti.[4]

Yeni yasama döneminde hükümetin kurulamaması nedeniyle Ağustos 1912'de toplanan Meclis kendisini feshetmiş, sadrazamlığa Kamil Paşa getirilmiş, sıkıyönetim ilan edilmiş, ittihatçı kadrolar üzerindeki baskılar teröre dönüştürülmüştü.

Balkan devletleri, Kiliseler sorununu çözmüş ve bir araya gelerek güçlü bir ordu kurmuşlardı. Düveli Muazzama'dan aldıkları destekle 1912'de Osmanlı'ya savaş açmışlar, hazırlıksız yakaladıkları Osmanlı ordusunu iki cephede ve denizde hezimete uğratıp, topraklarını ele geçirmişlerdi.[5]

Tarihçilerin “Birinci Balkan Harbi” ismiyle andığı savaşın sonunda Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Romanya; Batı Trakya topraklarını, Bulgaristan; Edirne'yi teslim almış, toplumun duygusal tepkisi, bazı illerde sıkıntılı gösterileri tetiklemişti.

Dolmabahçe'de toplanan saltanat şurasında alınan karara uyarak harekete geçen sadrazam Kamil Paşa, Aralık 1912'de Bulgaristan ile ateşkes görüşmelerine başlamıştı. Sadrazamın hedefi; Edirne ve Batı Trakya topraklarına karşılık kalıcı barışı sağlamaktı.

Fakat hiçbir denklemde hesaba katılmayan ötekiler vardı. İttihat ve Terakki Partisi yöneticilerinden Enver Paşa ve arkadaşları, hem Balkan savaşında yaşanan hezimetin hesabını sormak istiyor hem de Trakya'nın düşmana terkini kabul etmiyorlardı.[6]

Tek çare! Kamil Paşa hükümetini devirmekti. Talat Paşa'nın evinde bir araya gelerek planlarını yapmışlardı. 23 Ocak 1913 günü sabah saatlerinden itibaren Talat Paşa'nın grubu; Babıali çevresini, Muhafız birliğini, PTT binasını, Polis merkezini kontrol altına almıştı.

Enver Bey, Yakup Cemil ve Ömer Naci'nin de içlerinde bulunduğu grup saat 15.00'de Babıali binasına girmiş, sadrazam Kamil Paşa'yı teslim almış, silah zoruyla istifasını imzalattırmış, altı ay sonra bir suikastla öldürülecek Mahmut Şevket Paşa hükümetini V. Mehmet Reşat'a onaylatmışlardı.

Kan dökülmeyecek biçimde planlanan Babıali Baskını, silahlı çatışmayı göze alan Harbiye Nazırı Nazım Paşa ile sadaret görevlisi bazı subayların ölümüyle sonuçlanmış, İttihat ve Terakki Partisinin Haziran 1913'ten Ekim 1918 (Mondros Mütarekesi)'e kadar sürecek tam iktidar dönemini başlatmıştı.

Tarihimize yönelik saldırıların üstesinden gelmek istiyorsak Babıali Baskını'nı anlamak ve anlatmak zorundayız. Baskın; askeri bir darbe olduğu kadar vatanını savunmak isteyen bir avuç Milliyetçi subayın yönetime el koyması ve Türk tarihinde yeni bir devrin başlatılmasıdır.

Bu baskın, Balkan devletlerine verilen Edirne'yi, Kırklareli'ni ve bütün Trakya'yı kurtaran, Balkan Yarımadasının Londra'da belirlenen sınırlarını yıkan Milli İradenin devlete hâkimiyetidir.[7]

Babıali Baskını'na sadrazam Kamil Paşanın ve işbirlikçi kulcuların gözünden değil, halkın baktığı pencereden bakarsak, vatan sevgisiyle örülerek yükselen Meşrutiyet atılımlarını görebiliriz.

***

Kaynakça:

(i)İlber Ortaylı, Erol Şadi Erdinç, İttihat ve Terakki, İnkılap Yayınları, 2016. (ii)Kerem Çalışkan, Yüzyılın Örgütü, Kırmızı Kedi Yayınları, 2014.

Dipnotlar:

[1]Babıali, Sadrazamın oturduğu hükümet konağına verilen isimdir. Bugünkü İstanbul Valiliğidir.

[2]İlk ittihatçı cemiyet 1889'da kurulmuştur, Yeni ittihatçı cemiyetlerin kuruluşu 1918'e kadar devam etmiştir.

[3]İsyana katılanlardan el konulan İngiliz altınları hazineye alınmıştır.

[4]Halaskar Zabitan örgütü, Hürriyet ve İtilaf Partisi adına silahlı faaliyetlerde bulunmuştur.

[5]Düveli Muazzama; Britanya, Fransa, İtalya ve Rusya'dır.

[6]Enver Paşa, Balkan Harbi başlarken yurt dışı görevinden dönmüş, Çatalca'da Bulgar ordusunun İstanbul yürüyüşünü durdurmuş ve İstanbul'a gelmişti.

[7]Londra Antlaşması görüşmeleri sadrazam Kamil Paşa döneminde Aralık 1912'de başlamıştır. Batı Trakya, Selanik, Girit, Ege Adaları, Arnavutluk ve Makedonya'nın balkan devletleri arasında paylaşımı kabulü Kamil Paşa hükümetine, 30 Mayıs 1913'te imzalanması da Mahmut Şevket Paşa hükümetine, sorumluluk ise padişaha aittir. Antlaşmayı ihlal eden ve bozan Enver Paşa'dır. İttihatçı iktidar da Haziran 1913'de Said Halim Paşa'nın sadrazamlığında başlamıştır.