Alper Uzungüngör

Alper Uzungüngör

FATİH SULTAN MEHMET (Dünyayı değiştiren imparator)

Dünya tarihinin en bilgili, en önemli ve en güçlü imparatorlarından birisi de 15. yüzyıla Türk damgasını vuran II. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet)'tir. Keşifler ve icatların yanı sıra dini taassubun baskısı altında otuz iki yıl taht süren II. Mehmet'in devlet yönetme anlayışından diplomasiye, askerî, ekonomik ve sosyal politikalarından kültür ve sanata kadar akıl ve bilimi gözeterek kazandığı olağanüstü başarılarında örnek alınacak nice dersler bulunur.

II. Mehmet, çok yöntemli ve disiplinli bir eğitim sistemi içinde yetişmiştir.

Özel kütüphanesindeki sayısı beş bini bulan eserlerin içeriğinden yaşadığı çağın ötesini aydınlatan düşüncesi gelişmiştir. İnsan uygarlığının temelini kuran Homeros, Hesiodos, Hipokrat, Galen, Bassus, Pisagor ve Aristoteles gibi düşünürlerden; tıp, tarım, tarih, fizik, matematik, geometri, astronomi ve felsefe'yi kavramıştır. Kral İskender tarihinden ve Pers Kralı Kiros'un hayatından; yöneticiliğin yaratıcı ilkelerini kazanmıştır.

Ayrıca Justinianus'un yazdırdığı Roma hukuku, Ptolemaios (Batlamyus)'un coğrafya, İskenderiyeli Öklid'in geometri, Heron'un mühendislik öğretileri hedeflerinden hızlı sonuç almasını kolaylaştırmıştır. Farabi, İbni Rüşt, İbni Sina, El Harizmi ve El İdrisi gibi Müslüman bilim ve kültür insanlarının görüşlerinden akılcı İslam düşüncesi gelişmiş, mantık, cebir ve astronomi bilgileri edinmiştir.

II. Mehmet'in birinci taht dönemi çok kısa sürmüştür (1444-1446). Yaşının küçük olması bazı dini akımları isyana sürüklemiş, yönetim odaklı rekabet çatışmaları başlamış, amcasının oğlu Orhan Çelebi, Hristiyanların yardımıyla taht kavgasına girişmişti. Bu gelişmeler otorite boşluğu doğurunca Manisa'dan başkent Edirne'ye gelen babası II. Murat tekrar tahta çıkmış, demir yumruğuyla iç karışıklıkları önlemiştir. II. Murat'ın 1451'de vefat etmesi üzerine on dokuz yaşındayken ikinci kez tahta çıkan II. Mehmet, bu kez otuz yıl hüküm sürmüştür.

Rönesans aydını genç sultanın hedefinde Roma merkezli bir dünya devleti vardı. Doğu'yu, İstanbul'u ve Avrupa'yı özellikle İtalya'yı, keşifleri, icatları, kilise hareketlerini takip ediyordu. Büyük Roma ideali için Balkanlar ve Anadolu'da hâkimiyet kurmasının bilincindeydi. Önce Bizans tehlikesini ortadan kaldırmaya karar vermişti. Böylelikle Anadolu'dan gelecek askeri birliklerin önündeki en önemli engeli kaldıracak, Bizans'ın şehzadeleri ve beylikleri kışkırtarak neden olduğu taht kavgalarına son verecek, haçlı seferlerini durduracak, boğaz ticareti gelirlerini elde edecekti.

Tahta çıktığı ilk günden itibaren İstanbul'un fetih hazırlıklarını başlatmış, uzun menzilli ve güçlü toplar döktürmüş, ateşli silahlar temin etmiştir. Haliç sularında yüzdüreceği kadırgalar için Okmeydanı sırtlarında tersane kurmuş, Kazdağlarından kereste nakletmiş, Toroslardan ahşap ustaları getirtip ikinci donanma filosu oluşturmuş, Kasımpaşa sahiline kadar uzanan güzergâha kızaklar yerleştirmiştir. Anadolu Hisarı karşısına yeni bir hisar inşa ettirip boğazın kontrolünü ele geçirmiştir. Bütün bunları planlayıp iki yılda tamamlaması oldukça dikkat çekicidir.

1453 yılının Nisan ayında hem karadan hem boğaz sularından hem de Haliç kıyılarından harekâtı başlatmıştır. Yaklaşık kırk gün devam eden tam kuşatma ve sur muharebeleri sonrasında 29 Mayıs Salı günü gerçekleşen taarruza direnemeyen İstanbul'u teslim almış, Doğu Roma İmparatorluğunu (Bizans) tarihten silmiştir. Artık “Roma Kayzeri” sıfatını ve “Fatih” adını kullanacaktır.

Fetihten sonra devleti imparatorluğa dönüştürecek atılımları ele almıştır. Geleneksel devlet yönetimini ve kurumlarını bilimden sanata, iktisattan sosyal hayata, sağlıktan eğitime kadar A'dan Z'ye değiştirmiştir. İstanbul'u başkent ilan etmiş, Kanunname-i Ali Osman'ı yazdırmış, yeni devlet kurumlarının başına yetenekli Bizans yöneticilerini atamış, Konstantinos hanedanına mensup erkekleri ordu komutanlıklarına getirmiştir.

Din ve vicdan özgürlüğünü teminat altına almış, insanların özel hayatını ve yaşam tercihlerini dokunulmaz kılmıştır. Eğitim, bilim, kültür ve sanat seferberliği başlatmış, bilim insanlarını İstanbul'da toplamış, kurduğu eğitim kurumları (Sahni Seman)'nda İslam'ın gerçekte akıl ve bilim dini olduğu konusundaki eserlerin yanı sıra fen, doğa ve sosyal bilimlerin okutulmasını sağlamıştır.

Bu arada Avrupa'da gelişme gösteren merkantilist politik sistemin araçlarını gözeterek kara ordusunu ve deniz filosunu güçlendirmiş, Sırbistan, Karadeniz ve Ege bölgesini, Bosna Hersek, Arnavutluk ve Güney Romanya (Eflak)'yı ele geçirmiştir. Anadolu'yu hâkimiyetine almış, Kırım'ı topraklarına katmış, Karadeniz'i, Ege ve Akdeniz'i Türk gölü haline getirip karaların ve denizlerin imparatoru olmuştur. Fakat keşifler çağının büyük imparatorluğu için Roma idealinden hiç vazgeçmemiştir.

1479'da İtalya şehir devletlerinden Venedik Cumhuriyetiyle barış antlaşması imzalamakla Vatikan'ın kalbi Roma hedefine bir adım daha yaklaşmıştır. Akdeniz donanmasının başına İtalya sahillerini keşif/fetih görevi için getirdiği Gedik Ahmet Paşa, 1480'de filosuyla Adriyatik denizine girmiş, Napoli Krallığına ait Otranto limanı ve şehrini denizden kuşatarak teslim almıştı. Bu zaferden hemen sonra nereye düzenlendiğini kimsenin tam olarak bilmediği sefer hazırlıklarına başlamıştır.

1481'de doğu seferine çıkıyor gibi davranmış, körfez kıyılarında donanmayla buluşup İtalya'yı hazırlıksız yakalamayı planlamıştı. Kimbilir belki de bir adım sonrası okyanus ötesiydi. Ancak 3 Mayıs 1481'de Gebze yakınlarına geldiğinde Hünkâr Çayırı'nda kurduğu ordugâhında henüz kırk dokuz yaşındayken ya nikris hastalığından ya da zehirlenerek vefat etmiştir. Büyük imparatorun Topkapı sarayına getirilen cenazesi; ekonomik çıkarlarını gözeten, konumlarını korumak isteyen saray muhitinin ilgisizliği ve taht telaşına düşmesi nedeniyle karanlık ve havasız bir oda içinde kokmaya ve çürümeye başlayınca fark edilmiştir.

Tarihte hiçbir millet yoktur ki Fatih gibi dünyayı değiştiren imparatorlarının ahiret yolculuğunda son vazifesini unutsun!

***

Kaynaklar:

(i)Erdoğan Aydın, Fatih ve Fetih: Mitler Gerçekler, Literatür Yayıncılık, 2012. (ii)İlber Ortaylı, Fatih Hakan ve Roma Kayzeri, Makale, 2012, Erişim Tarihi:04.05.2021 (https://www.milliyet.com.tr/yazarlar). (iii) Erhan Afyoncu, Truva'nın İntikamı, Yeditepe Yayınları, 2012.