Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

ATATÜRK’ÜN HERKES TARAFINDAN BİLİNMEYEN ÖZELLİKLERİ

“ATA” sözünü sevmezdi. “Ata” diye hitap edilmesinden hoşlanmazdı.

“Atatürk” sözünü ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Başkanı birkonuşmasında kullanmış, Mustafa Kemal’e verilecek soyadı tartışılır olmuştu.Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’ın bir yazısında kullandığı söylenilen“Türkata”, “Türkatası” gibi iki ad (isim) kendisine sorulmuş fakat M. KemalPaşa’nın “bir de arkadaşlar ne buyurur bakalım” demesi üzerine KonyaMilletvekili Naim Hazım Onat Bey, “Müsaade buyurulur mu paşam?” diye sözistemiş, Atatürk’de “arkadaşlar lütfen hocamızı dinleyelim” diyerek sözü Onat’abırakmıştır. Naim Hazım Bey, Türk Dil Kurumu’nda çalışmış Türkçeyi-Osmanlıcayıçok iyi bilen, her iki alanın gramer kurallarını gerçekten kavramış birkişiydi. Bu konudaki düşüncelerini şöyle açıklamıştır:

“Türkata, Türkatası gerek yazılışta, gerek söylenişte bana biraztuhaf geliyor. Arkadaşlar biliyorsunuz tarihimizde bir “Atabey” sözü ünvanıvardır. Anlamı da, yine biliyorsunuz: Beyin, emirin, şehzadenin hattahükümdarın ilimde, idarede, askerlikte mürebbisi, müşaviri, hocası demektir. Buünvanı taşıyan tarihe geçmiş bir çok Türk büyüğü vardır. Biz de Türk’e heralanda atalık etmiş, Türklüğü kurtarmış, istiklaline kavuşturmuş olan büyükGazimize “ATATÜRK” diyelim, bu soyadını verelim. Bu bana şivemize de munis,daha uygun gibi geliyor.”

Gazi Naim Hazım Onat’ın açıklamasını daha yerinde bulmuş, hatta onateşekkür etmiş, böylece “”ATATÜRK” soyadı üzerinde oy birliği ile durulmuştur.

“Cumhurreisi Gazi Mustafa Kemal’e Atatürk soyadının verilmesihakkında kanun TBMM’nin 24 Kasım 1934 tarihli toplantısında oy birliği ilekabul edilmiş ve 2587 numara ile saptanmış olunmuştur. Bu kanun, usulügereğince 27 Kasım 1934 tarihli Resmi Gazete ile “neşr ve ilan” edilmiştir.

Mustafa Kemal, “Atatürk” soyadı ile Türk tarihine dayanmaktadır. Soyadınakaynaklık eden “Atabey” ünvanı Selçuklu devri Türk devletlerinde yaygın olarakkullanılan bir unvan olup, “Atabeylik”de, Türk devlet geleneği ve hayatında yeralan önemli bir Türk kurumudur. Tarihi Türk milli kültürünün derin izlerinitaşıyan bu soyadındaki “Türk” adı da onu “milli bir lider” ve Türk milletininen önemli “ortak paydası” haline getirmektedir.

En sevdiği yemek kuru fasulye ve pilavdır

Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan alışkanlıkla hayatı boyuncaen sevdiği yemek kuru fasulye ve pilav olarak kaldı. Tatlıya düşkün değildi amacanı istediğinde çok sevdiği gül reçelini tercih ederdi.

En büyük hayali dünya turuna çıkmaktı.

Ömrü yetseydi bir dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindekiçalışmalarını genişletmek en büyük hayaliydi.

Başucu kitabı Çalıkuşu’ydu

Binlerce kitabı vardı. 5000 kadar kitap okuduğu söyleniyor. Ama bunların arasında bir tanesini hayatıboyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri Güntekin’in ünlü“Çalıkuşu” romanını hep yanında taşır, her gün rastgele bir yerinden açar,birkaç sayfa okurdu.

Kabul salonundaki at yavrusu

Atları ve köpekleri çok severdi. “Fox” adını verdiği köpeği,Gazi’nin yatağının ayak ucunda uyurdu. Hayvanlara düşkünlüğü o dereceydi ki birgün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tayla annesinin ÇankayaKöşkü kabul salonuna getirilmesini emretmişti.

Tam bir salon adamıydı

En sevdiği dans valsti. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu. KlasikBatı müziği dışında Anadolu ezgilerini ve Rumeli türkülerini severek dinlerdi.

Gömleklerinin tümü beyazdı

Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçre’deözel olarak dikilirken sonra yerli malı kullanma kampanyasına öncülük edebilmekiçin Beyoğlu’nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.

Lacivert takım elbise giymezdi

Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Laciverttakım giymeyi sevmezdi.

Beden ölçüleri

Boyu 1.74 idi. Hayatının son dönemlerine kadar 76 olan kilosu,hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46’ya kadar düşmüştü. 43 numara siyahrugün ayakkabı giyerdi.

Rumeli şivesi

Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Ancak bazı kelimeleri Rumelişivesiyle söylerdi.

Kendi başına traş olmazdı

Sabah kahvaltılarıyla arası hiç hoş değildi. Yataktan kalkar kalkmazodasındaki divanın üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini,sigarasını içerdi. Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı.

Düzen takıntısı vardı

Evinde, çevresinde hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duraneşyaları düzeltmeden rahat edemezdi.

Sigara pazarlığı

Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr. Fissingergünde kaç paket sigara içtiğini sormuş. Atatürk “sekiz” demişti. Doktor bunuiki pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerek cevap vermişti:

“Ben zaten iki paket içiyorum, bundan sonra bunu sizin izninizle yapmışolacağım.”

“Bu nasıl halkçılık?”

Bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. Kondüktörününmilletvekillerinden bilet parası almamasına şaşırmış nedenini sormuştu. Treninmilletvekillerine bedava olduğunu öğrenince epey sinirlenmiş, “Ne de güzel halkçılıkama” demişti.

Kurbanları bağışlardı

Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlarabakamaz, böyle durumlarda sırtını döner ya da kesilmelerini engellerdi.

Yabancı dile meraklıydı

Askeri Lisede öğrenmeye başladığı Fransızca’yı sonraki yıllardageliştirdi. Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken araya Fransızcasözcükler de eklerdi.

Fasulyesine poker oynardı

Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı.

Kan görmeye dayanamazdı

Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginçözelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.

Kulakları duyan tek kişi

Fransız tarihçisi Herriot Ankara’ya geldiğinde Gazi’nin kulaklarınınduyuyor olmasına şaşırmış, anılarında bunu esprili bir dille anlatmıştı.“Türkiye Cumhuriyeti’nde kulakları duyan bir tek kişi var ve onu Cumhurbaşkanıyapmışlar.”

Bilardo ve yüzme sevdalısı

Sportmen bir kişiliği vardı. At binmeyi, yüzmeyi ve bilardo oynamayıseverdi.

En başarılı olduğu ders matematikti

Eğitim hayatı boyunca en başarılı dersi matematik.i Pozitifbilimlere ilgisi hayatı boyunca sürdü.

Yağcılara çok kızardı

Bir akşam sefasında kendisine gereksiz şekilde iltifat eden AbdülhakHamit’e müdahale etmişti.

Köşkteki güvencinlik

Kuşları çok severdi. Çankaya Köşkü’nde özel bir bakıcınınilgilendiği güvercinliği vardı.