Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

SEVGİNİN GİZLİ GÜCÜ

Sevginin insanı tek yönlü olmaya çeken bir gizli gücü vardır. Yer çekimi kuvveti kadar güçlü bu cazibe ve karşı koyma, kara sevda örneğinde olduğu gibi kendini yitiren aşıkları kurtarmalı, bilgili olmak isterken dar görüşlü uzman olanları, şık olmak isterken züppe, tutumlu olmak isterken cimri olanları kapıldığı sel sularından çıkarmalı.Sevginin tek yönlü olması veya kalması, yanında yabancılaşmayı getirir. İnsana kendini, kimliğini ve varoluş nedenini unutturur. İşte sevgi öyle bir denge ister ki, bir yandan özveriyi gerektirir ama kendini unutmamayı zorunlu kılar. Bir yandan yönelmeyi gerektirir, fakat tek yönlülüğü yasaklar. Bu dengeyi ise bize akıl sağlar.

AMA UNUTULMAMALIDIR Kİ…

Korkunun verdiği enerji güçlü olmasına karşı düzenli ve sürekli olamaz. Sel sularına benzetebileceğimiz bu güç, yapıcı olmaktan çok yıkıcı bir özellik taşır. Korku da etkisi kalktığında gücünün kalmayacağı bilindiğinden, sevginin yaptığı gibi bir düzen kurmaya çabalar. Bu düzey yapay olduğu için aşırı gider ve otoriter bir görünüm alır, insana kuşkuyla bakar güvenmez.

Sevginin kurduğu düzen ise katı ve belirgin değildir. Kolayca fark edilmez bile. Çevre ile uyum ve barış içinde yaşamak isteyen, bu düzeni kendiliğinden öğrenir. Barışa dayanan bu düzen bir çeşit doğal hukuktur.Sevgiyi korkudan ayıran en belirgin özellik, sürekli olmasına karşın, sevgiye dayanarak seçilse bile, bazı konumlar sürekliliğe, özü nedeniyle olarak tanımaz. Bunlar daha çok iyilikten güzelliğe yönelen amaçlardır. Güzelliğe yönelik sevgi yaşlanabilen nitelikte ise ebediliği kalmaz. Güzellik kalmayınca da sevgi yok olur. Bu nedenle zamanla azalan değil de çoğalan güzelliklere yönelmelidir. En sağlıklısı ise iyiliğin sevilmesi.Ne kadar karşı olsak bile kimi zaman başkalarının başlattığı bir savaş içinde kendimizi bulabiliriz. Ama unutulmamalıdır ki, insanlık döverek değil severek, yıkarak değil yaparak, alarak değil vererek gönüller kazanıp, eserler yaratarak uygarlığımız kendini geliştirebilecektir.İnsanlığın düşünce ve beğeni alanındaki çeşitliliğine şaşmamak elde değildir.

Sevgi ve ilgi alanları açısından bu korkunç farklılıklara karşın, sınırları kesin olarak çizilemese de, insanlığın iyi, doğru ve güzel konusunda çok geniş bir “ortak yanı” vardır. Bunun için geleceğe daima umutla bakabiliriz.

İnsan ilişkilerinde iletişimin güzel oluşmasında en büyük etken sevgi bağıdır. Birbirini yürekten seven insanlar bu duyguyu içinde saklamamalı, kendi “sevgi diliyle” ama sevgisini mutlaka göstermelidir. Nasıl mı? Şiirdeki gibi:

DOSTUM!

Sevgiyi göstereceksin dostum,

söylemek yetmez.

Sevgiye dokunacaksın

Dostum, düşünmek yetmez.

Sevgi ağzında olacak

Dostum, gözünde yetmez.

Sevgiyi vereceksin

Dostum, gönlünde yetmez.

Seveceksin, hem de

Öyle ki dostum, senin

Bile gücün yetmez.