Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

SEVGİ ÖYLE BİR CEVHER Kİ…

İnsan hayatında sevgi çok önemlidir. Çok kez kinin, katılığın,öfkenin yaptıramadığını sevgi yaptırır. Sevgi küskünleri barıştırır, kızanlarıyatıştırır, gönülleri birleştirir. Sevgi insanı daha çok insan yapar.

Sevginin yeri kalptir. Kalp düzeldikçe insanın insanlığı artar. Kalpgüzelleştikçe insanın manevi güzelliği daha bir başka olur. Kalp temizlendikçeinsanın kendini aşması da artar. Kendini aşan insan da doğayı sever, insanlarısever ve bütün varlıkları Yaratan’ı sever.

Sevginin en yükseği, en güzeli, en devamlısı Tanrı sevgisidir. İnsançeşitli nesneleri sevme özelliğine sahiptir. Sevginin bir çok türünü saymak güçdeğildir. İlkin karşı cinse duyulan sevgiden başlayalım:

İngiliz Kralı Edward VIII sevdiği dul bir kadınla evlenebilmekuğruna tacını tahtını terketmiş.

Edebiyatımıza konu olan şu Mecnun’un Leyla’yı sevdiği için çekmediğisıkıntı kalmamış.

Kerem ile Aslı’nın aşkları dillere destan olmuş.

Zeliha, Yusuf’a aşık olmuş. Bu yüzden kendini kınayan kadınlarıziyafete çağırıp meyve ikram etmiş ve ellerine birer bıçak vermiş. Bu aradaYusuf’u davet etmiş. Kadınlar Yusuf’u görünce güzelliği karşısında şaşırıpkalmışlar. Ona bakalım derken dalgınlıklarından ellerini kesmişler. BöyleceZeliha’nın ona aşık olmasına hak vermişler.

Demek ki sevginin bir türü karşı cinsler için duyulan gönülsarhoşluğudur. Acaba evlenmek için toplumsal değerlere saygı göstererek denginiseçen ve birbirini seven gençlerin mutluluğuna yardımcı olmak erdeme daha uygundeğil midir? Bu konuda baskı yapacak yerde onları zamanında erdeme uygun bir biçimdeeğitsek daha iyi olmaz mı?

Sevginin bir türü de ana ve babalar tarafından çocuklara karşıduyulandır. Özellikle annelerde bu sevgi çok güçlüdür. Anne sevgisi güçlüolduğundan, çocuğu için gecelerini feda eder. Onun sağlığı için göğsünden çıkansütleri elinden geldiğince ikram eder. Kendi besinini onunla paylaşır. Çocukgülerse, anne mutludur. Ağlarsa mutsuzdur. Ana, sevgiyle, şefkatiyle çocuğabakmak için kolay olmayan sıkıntıları çekmeye hazırdır. Demek ki sevgi, kimisıkıntıları yenecek, insan kuşaklarının devamına ışık tutacak bir cevherdir.

Dost sevgisi de yabana atılacak sevgilerden değildir. Gençlikte dostsevgisi insana güven veren, acı ve tatlı günlerin paylaşılmasını sağlayan, vefaduygusunu geliştiren bir güçtür. Yaban kazlarının uçma sırasında birbirleriniyüreklendirmesi gibidir dostluk. Böyle bir sevgi, insanı insana yaklaştırır,yardımlaşmayı sağlar,g üçlükleri yenmeyi kolaylaştırır. Ancak günümüzdedostluğun değerini ve önemini bilmeyenlere sık sık rastlanmaktadır.

Bilim sevgisi, araştırma sevgisi, toplum sevgisi, nice bilginidünyanın nimetlerinden daha az yararlanmaya yöneltir. İnsanlık içinsağlıklarını erken yitiren kişilere zaman zaman rastlanır. Ancak onlarınsağlığı pahasına bulunan bir çok bulgular, öğrenilen gerçekler ve yazılanbilimsel eserler insanlığın uygarlaşmasına yardım eder. Bilim ve araştırmasevgisi olmasaydı, insanlık bugün bir çok kolaylıklardan ve olanaklardan yoksunkalabilirdi.

Vatan sevgisi kimi kahramanı ölümün içine atar. Vatan sevgisiyleölen isimsiz kahramanın sayısı mı vardır? Şehitlik mertebesine ulaşmak içinyurt uğruna canını feda eden az mı insan gelip geçmiştir? Bizim rahmetli YüceATATÜRK’ümüz, ulusu için her sıkıntıya göğüs germemiş midir? Rütbesini söküpatmamış mıdır? Ulusal birliği sağlamaya çalışmamış mıdır? Milleti ile elelevatanı kurtarıp milyonlarca Müslümanın canını ve malını esenliğe kavuşturmamışmıdır? Ölmeden önce her şeyini yine ulusuna bırakmamış mıdır? O’na bütünbunları yaptıran kuşkusuz vatan ve millet sevgisidir.

Ozanlar, yazarlar, besteciler, sanatçılar hep sevgiyle eserlermeydana getirirler. Sevginin çokluğu ilhamı kolaylaştırır.

Hepimiz sevdiğimiz için doğayı hayranlıkla seyretmez miyiz? Birgülü, bir çiçeği sevdiğimiz için koklamaz mıyız?

Bir kuş henüz doğmadan sevgisini yüreğinde duyduğu yavrusu içinyuvasını yapmaz mı? Bir arı çiçekleri dolaşmaz mı? Peki ya biz insanlar,beslediğimiz kafesteki kuşumuzu, kedimizi, köpeğimizi, ineğimizi ya daeşeğimizi bir evlat gibi sevip okşamaz mıyız?

Sözün özü “SEVGİ” canlılarda ve özellikle insanda güçlü bircevherdir. Ancak sevginin en büyüğü Tanrı için duyulan sevgidir. Mevlana ilahiaşkı gönlünde duyunca, halkın kınamasına aldırış etmemiş. Yunus Emre, Tanrı’yakavuşmak için unutulanlar arasına katılmak istemiş. Tanrı’yı sevdiğinden O’nunyarattığı insanları da sevmiş!

Anlaşılıyor ki “SEVGİ” öyle bir cevher ki hem onu taşıyan yüreğizenginleştirir ve hem de insanın çevresiyle uyumunu geliştirir.