ÇIRAK VE ARA ELEMAN SORUNU

Gazetecilik mesleğinin doğası gereği her gün toplumun farklı katmanlarıyla bir araya gelip, sorun ve talepleri dinliyoruz. Bu çalışmalarımızı haberleştirerek, toplumsal sorunlardan kamuoyunun haberdar olabilmesi ve yetkililerin bu sorunların çözümü noktasında harekete geçebilmesi için bir kamu görevi icra ediyoruz.

***

Bu çalışmalar sırasında dikkatimi en fazla çeken konuların başında çırak ve ara eleman sorunu geliyor. Sanayideki işyerlerinde, çarşıdaki berbere, terziye, ayakkabı tamircisine kısacası çeşitli zanaatların erbabına bakıyoruz, neredeyse tümü ‘yaşı kemale ermiş’ kişilerden oluşuyor. Bu manzara karşısında insan, “Acaba bu ustalar yaşlanıp mesleği bıraktıktan sonra bu işleri kim yürütecek?” diye kara kara düşünmüyor değil.

***

Bu nedenle hiç vakit kaybetmeksizin ara eleman yetiştirme meselesine eğilmek kaçınılmaz diye düşünüyorum. Biliyoruz ki, bu zanaat dallarının tümü birer ‘altın bilezik’ değerinde. Ülkede bir yandan ‘diplomalı işsizler’ gerçeği tüm can yakıcılığıyla yerli yerinde duradursun diğer tarafta bir zanaat edinen gençler, hem meslek sahibi olabiliyor hem de yaşamlarını idame ettirecek mali olanağa kavuşuyor.

***

Bir ülkede herkes doktor, mühendis, avukat, öğretmen olacak diye bir kural olmamalı. Bu mantıkla hareket edildiği zaman sonucun hüsran olduğu apaçık ortada. İşte bu nedenle yetişmiş, sanat sahibi genç kuşakların yetiştirilmesi adına ne gerekiyorsa yapılmalı. Bu yapılmadığı takdirde geleceği sağlam temeller üzerine inşa edebilmek güç.

Kalın sağlıcakla…