TRAFİK KÜLTÜRÜ VE SAYGI

TUygar bir kentin uygar bireyleri olabilmenin ön koşullarından birinin trafik kurallarına uyum olduğunu düşünenlerdenim. Öyle ki, sürücü ve yayaların karşılıklı saygı içinde olduğu, kurallara uyum oranının yüzde yüz veya yüzde yüze yakın olduğu toplumlar, uygar yaşam biçimini de benimseyen topluluklardır inancındayım.

Toplumumuzda trafik kurallarına uyum kültürünün yeterince yerleştiğini söylemek güç. Yayalara yol vermemekte ısrar eden, sinyal kolunun ne işe yaradığını bildiği konusunda şüphe duyulan, yüksek sesle müzik dinleyerek veya abartı egzozlarla halkın huzurunu bozmakta hiçbir sakınca görmeyen tiplere ne yazık ki, hemen her gün rastlıyoruz. Sadece bununla sınırlı kalsa iyi, trafikteki en ufak bir aksaklıkta sinirlerine hâkim olamayan, tartışmaya giren hatta bunu fiziki şiddete vardıranlara hemen her gün rastlamak neredeyse olağan hale geldi.

***

Geçtiğimiz günlerde Muğla Bulvarı’ndan şehir merkezine doğru seyir halindeydim. Eski Tansaş kavşağına geldiğimde Doğu Çevre Bulvarı’ndan Batı Çevre Bulvarı’na doğru bir ambulansın geldiğini gördüm. Hızımı azaltarak, kavşağın orta noktasında durdum, ambulansın geçmesini bekledim. Tam da bu sırada arkamdan gelen bir aracın kadın sürücüsünün aracın klaksonuna abanması bir oldu. Ambulansa yol vermek için durduğumu işaret ettim, daha sonra yoluma devam ettim. Haydi, biz erkeklerin tahammülsüzlüğünü, şiddete meyilli olduğunu biliyoruz da acaba kadın sürücüler de mi bu konuda erkeklerden farksız? İnanın, bunun üzerine uzun uzun düşündüm.

***

Aslına bakarsanız, trafik kurallarına uyum meselesi bir görgü ve kültür işi. Henüz ilkokul sıralarında okul, toplum ve trafik kurallarına uyum dersi veriliyor verilmesine ama anlaşılan o ki, bu bilgiler bazılarının bir kulağından girip öbüründen çıkıyor. Ne zaman ki, trafik kurallarına uyan, birbirimize saygılı sürücüler oluruz, işte o zaman uygar bir kentin uygar insanları olarak yaşam süreriz.