GAZETECİ KİMDİR, KİM DEĞİLDİR..?

Bunun kararını kim vermelidir..?

Aydın yerel basını en eski ve ilk meslek cemiyeti olan AGC 15 gün sonra genel kurula gidecek.

29 Ocakta Milli Aydın Bankası Kültür Merkezinde yapılacak Genel Kurul’a adaylığını açıklayan yeni 2 adayla yarışa son anda eklenen olmazsa, 2 aday arasında genel kurul bir rekabet içinde geçecek.

Aday olmak egoların dürtüsüyle değil , hizmet için yapıldığına inandığımız seçimlere yeniden bir başka kadın eli değecek.

Sevgili Semra Şener ,yıllardır özveriyle anne elinin değdiği, Aydın yerelinde uzun yıllar radyo ve yazılı basında emeğini , kişisel gelişimi ile hitabet sanatıyla toplumla iletişimi ve başarıyı sağlayan pozitif bir kişi olarak erkek egemen bu camiada, ilklere ve yeniliklere kapı açarak 2 dönem hakkıyla temsi ettiği bayrak bakalım bu kez kim üstlenecek ?

İğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batıralım,

Basındaki kısır iç çekişme,egolar, kişisel kıskançlıklar ,

Diğer mesleklerden farksız.

Ama bu çekişme saygı sınırını aşmadan yapıldığında ,

Başımızın üstüne,

Ancak amacı dışına taşan ,karalamalar,dedikodular,

toplum vitrinin de,hiç mi hiç hoş karşılanmıyor.

Saygın bir mesleğin , saygın çalışanlarının bazılarının içine düştüğü ego ve kısır çekişme,

Bizi izleyenlerin , bize olan saygısını da maalesef düşürüyor.

Başkalarından Saygı görmek istiyorsak,

önce kendimize saygı göstermek zorundayız.

Bir meslek ve Cemiyet ancak böyle yücelir.

Gene Aydın Gazeteciler Cemiyetinin geçen dönem başlattığı meslekte birlik ve beraberliği sağlamayı amaçlayan

“Bu şehir senin yerel medyana sahip çık “

başlıklı afişleri Kentte her yeri süslüyordu.

Oldukça anlamlı ve vefalı bu çalışma,

Bugüne dek,Aydın’ın, Gazetelerine sahip çıkmadığının,

Büfelerden gazete satın alarak , maddi destek verenlerin çok az olduğunun açık bir tespitiydi.

Aslında basın kendi bindiği dalı kesen Nasreddin Hocadan pek farkı yok.

Neden mi..?

Açın interneti,girin adını gazetelerin açılsın Web sayfaları önünüze,

Tıklayın başlıkları ,okuyun haberleri..!

İşte bu nedenle gazetelere, mürekkep kokan sayfalara dönüp bakan yok..!

Hele internet gazeteleri bedava hizmet sunarak yerel haberlere daha kolay ulaşım sağlarken,

Siz gidip gazete alırmısınız..?

Ama almalısınız..!

Aydın Ticaret Borsası gibi salonunda günlük gazetelerden

Her gün onar tane alarak üyelerine , okuma olanağı sağlaması ve üyelerine dağıtması,

Bu kentten kazananlara örnek olmalıdır.

Çünkü basının ayakta durabilmesi sadece resmi ilanlarla ,reklamlara bağlıdır.

Aydın Büyükşehir Yasasının yerel basına daha ağır yaptırımlar ve yeni düzenlemeler getirdiği açıktır.

Bu nedenle gazete çalışanları ve sahipleri zor günlerden geçmektedir.

Bu nedenle, ortak sorunlarda ve konu Aydın olunca, bir araya gelmenin ,kenetlenmenin zamanıdır.

Ama bu sektör maalesef çalışanlarına ekmek vermekten uzaktır.

Bakın son yıllarda kimler bu sektörden genç yaşta ayrılarak geçimini waffle ve çiğ köfte işinde denenemeye başladılar.

Hangi muhabirler bu meslekten ayrılıp bir vekilin basın danışmanlığını seçtiler, kendi işini kurdular, ya da ortalıktan yok olup unutuldu gittiler.

Satılan ,el değiştiren ve birleşen gazeteleri de biliyorsunuz..!

Sektöre genç eleman katılmıyor.

Çünkü maalesef bu gençler de bu sektörde kalınca ,evlenip barklanınca bir evi geçindiremiyor..!

Öte yandan gazeteci kimdir , kim değildir sorusuna da yanıt bulunamıyor..!

bazı meslekdaşlarımız kadrolu olarak gazetede çalışmayı zorunlu görürken , bu fakir yazar gibi her gün köşe yazısı yazanları sağolsunlar, gazeteciden saymıyorlar..!

beyler gazeteci olunmaz doğulur..!

KİMİN GAZETECİ OLDUĞUNA , OKURLARI, OKUNURLUKLARI VE KAMUOYU VERİR.

Hakim olup başkasına hüküm vermek yetkisi ya hakimindir ya da, yüce yaradanın.

Ülkesini en çok seven, üstlendiği görevini en iyi yapandır.

İletişim mezunları eğer kendilerinde varsa bir cevheri ortaya çıkaran mihenk taşıdır.

Ancak o meziyet içinizde yoksa eğer, istediğiniz kadar diploma alın nafile..!

adı emekliye çıkmış gazetecileri burun kıvırarak bakmaktansa, ürettiklerini görmek ve değerlendirmek gerekmez mi..?

ağzı olan konuşuyor misali değil , kişilerle değil, yaptıklarıyla ölçmeli.

Eğer biri sizi arkanızdan eleştiriyorsa , biliniz ki ondan bir adım öndesiniz demektir.

Bizim hastalığımızdır.

meyveli ağacı taşlamaya pek meraklıyızdır.

Eğer yerel basında genç çalışanlar yetişmiyorsa, bu sorumluluk kim gazeteci diyenlere eleştirenlere aittir.

Gazeteciyim diyenlerin mesleğini layıkıyla sahip çıkmamaları nedeniyle ,bu boşluk deneyimli köşe yazarlarıyla doldurulacaktır.

Onun için eleştirmeden önce bir kez daha düşünün.

Sizi haksız yere eleştirenler,aslında sizin gibi olamadıklarındandır.

yenildikleri egolarındandır..!

Çünkü HAKSIZ ELEŞTİRİ , ASLINDA GİZLİ TAKDİRDİR.

Unutmayalım, Gazetecilik mesleğinin ilkelerini düzenleyen basın Yayın Genel Müdürlüğü “ sadece iletişim bölümü mezunları “ gazetecilik yapabilir demiyor.

Örneğin bir yüksek okulu mezunu eğer dokuz ay süreyle 212 sayılı yasa gereği basında çalışırsa, bu süre sonunda SARI BASIN KARTI sahibi gazeteci olarak tanıyorsa, Devlet dahi bu işte 9 ay çalışan diğer meslek disiplini kişilere ve emeklilere de, gazeteci olma imkanı veriyor ise hariçten gazel atanlar , boş tenekedir.

Malum boş teneke çok ses çıkarır , ama içi mecazi ve lafzi anlamda da boştur.

Demek ki neymiş, gazeteci olunmaz , doğulur..!

eğer içinde varsa içinizde gazetecilik melekeniz , gerisi lafı güzahtır.

KİMİN GAZETECİ OLUP OLMADIĞI konusunda YETKİNİZ OLMADAN fikir yürüteceğinize, haksız eleştiri yapacağınıza , herkes kendi işini daha iyi yapmanın takipçisi olmalıdır.

Gazeteci meslekdaşlar birbirlerine ve Cemiyetlerine sahip çıkmalıdır.

Bu topraklar sahipsiz bırakılmamalıdır.

Biliyorsun sahipsiz kalan topraklara ,

Bir gece ansızın , gelir ,yabancılar yerleşir..!

ÖZÜN ÖZÜ :

EVİNİZİN EŞİĞİNİ TEMİZLEMEDEN ,

KOMŞUNUZUN DAMINDAKİ KARLARDAN ŞİKAYET ETMEYİNİZ.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

P.K:110 EFELER - AYDIN

0.542.7608691