MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI

“Gezen tavuğun yumurtası lezzetlidir “ derler.

Gerçekten öyle midir acaba?

En azından inandırıcı bir yanıtı, yediği çeşitli besinlerin çeşitliliği yumurtanın lezzetine katılmasıyla açıklanabilir.

Bazı meslekler içinde aynısı geçerlidir.

Gezen bir gazeteci gibi mesela..!

masa başından yapılan haberler, ya da davet edilen kurum ve siyasilerin basın açıklamaları üstün körü okunarak geçilebilir.

Ama “ gezen gazetecinin haberleri “ yukarıdaki yumurta misali ilgi çekecek nitelikte özgün ve farklıdır.

Haberin orijinal olması , sokakta yaşanması, gerçek bir öykü olması onu çok farklı kılar.

Benim de huyumdur, toplu ortamlarda , vatandaşın ne dediğine kulak kabartarak haberin gerçeğine , özüne ulaşmayı ilke edinmişimdir.

Geçenlerde Salı günü pazarda bir alışveriş sonrası kaça olur muhabbetine geçince satıcıya indirim konusunda daha da inandırıcı olmak için biraz da zor durumumuza vurgu yaparak emekli olduğumu söyleyince , verdiği cevap , adeta yüzüme bir tokat.

- “İyi ya işte emekliymiymişsin, daha ne istiyorsun “deyince şaşırmadım değil doğrusu.

Ben emeklinin hali pür melalini öne çıkarıp , yapabileceği en üst indirim için zemin hazırlarken , bu cevapla aslında emeklinin az da olsa sabit bir gelirinin olmasını satıcı bir üstünlük sayıyordu anlaşılan.

Çünkü kendisinin ne kazanabileceği belirsiz bir ortamda, sabit gelirli olan bir emekliyi şanslı sayıyordu.

Durup düşündüm.

İşte memleketin bir gerçeği daha.

Emekli de olsa, geliri az da olsa, sonuçta garanti ya..!

Ne alacağı belli bir emekli , ne kazanacağı belli olmayan bir satıcıdan daha iyi gelirliydi.

Pazarlık etmeyi bıraktım, kaç paraysa verip malını alıp uzaklaştım.

Sokak işte böyle hiç aklımıza gelmeyecek gerçekleri öğretiyor .

Şairin dediği gibi,

“ HERKESİN FARKLI BİR DERDİ VAR BU DÜNYADA ,

KİMİNİN EKMEĞİ BAYAT , KİMİNİN YÜZÜĞÜNÜN TEK TAŞI KÜÇÜK.”

Emekliye sorsan , bin laf işitirken , emekli bile olamamışların milyon derdi var.

ÇALIŞMAK İBADETTİR DERLER AMA,

ÇALIŞAN EMEKLİYE BU MU REVA..?

Çalışmayı ibadetle eşdeğer gören dinimiz,

“ hiç ölmeyecekmiş gibi çalış ,ama yarın ölecekmiş gibi ibadet et. “ der.

Ama ülkemizde ne çalışan ne emeklisi huzurludur.

Çalışanı da emeklisi de , geçinemediğinden yakınır.

Öte yandan her yeni mezun devlette iş aramaya uğraşır.

Hani içi seni yakar dışı beni misali. Çalışan bir an önce emekli olmak ister. Emeklisi de geçinemediğini görünce, tekrar çalışmak. Aslında yaşı 50 yi geçen genç bir emekli ordusu var ülkemizde. Maaşı bir anda yarı yarıya düşen genç emekliler,

Sudan çıkmış balık misali “ dımdızlak “ ortada kalırlar.

Haksızda değiller.

Harcamalar emeklilikle azalmadığı gibi,

Daha da artmağa başlıyor. Ama maaşlar yarı yarıya düşüyor.

N’apsın gariban emekliler, orda burada

Emekli maaşıyla kapanmayan açıklara yama peşinde.

Aydın’da bir emekli kenti. Hem de “uzun yaşayanların “ merkezi.

.Bu kadar uzun yaşayanlar kıt kanaat emekli maaşı ile nasıl geçinsin ..?

Maaşı ile geçinebilse çalışır mı, hiç emekli.?

Bırakın asgari ücreti Açlık sınırında yaşayanlar,

Emekliyken de bir işe , çifte çubuğa koşup,

Zaten işsiz gençlerin sokaklarda bekleştiği

Yurdumun çaresiz insanlarına,

devlet diyor ki, “ emekliysen kır ayağını ,

Otur kahvede , evde, “

Eğer çalışırsan hastalanır , iş kazası geçirir ,

Başıma musallat olursun, ,

ver bakalım sağlık destek primini..!

Sanki bu ülkede trafik kazaları ,iş kazalarından daha az..!

Çalışmasa bile bir emekli, trafik kazası geçirme olasılığı

Çalışırken den daha fazladır.

İşte bu eziyetin diğer adıdır.

Geçen gece önce kükreyip sonrasında diklenen malum memur sendikası ,

5 yıl önce görüşmelerde 1 ( yazıyla bir ) puan artışa razı olup, el sıkışmıştı.

Bu kuruşluk zam tüm memurları etkiledi.

Benim rızam olmadan emekliler de aynı zamla idare ettiler iki yıl..!

İşte bu yıl da geldi çattı memurların toplu iş sözleşmeleri görüşmeleri.

Hiçbir yaptırımı olmasa da, geyik muhabbetleriyle geçen görüşmeler sonucunda bugün İşveren tarafı devlet kendi teklifini söyleyecek.

Kabul edilmeyeceği baştan belli bu görüşmelere üst komisyon sona erdirecek. Geçtiğimiz yıllarda Üniversitede öğrenci harçlarını dahi kaldıran iktidar ,

bir avuç emeklinin üç otuz parasından ,hala gelir vergisi kesmesi,

sağlık kesintisi yapması ne kadar adildir..?

çalışırken rahat ettirmediği memuruna ,

emekliyken de, eza çektirmemesi gerekmez mi.? Bu anlamsız sağlık destek primi , asgari ücretten gelir vergisi kesintisi, mutlaka tekrargözden geçirilip kaldırılmalıdır.

Devlet elini emekliden çekmelidir. yıllarca brüt maaşını almadan, ama gelir vergisini kaynağında peşin ödeyen emekli artık rahat bir soluk almalı,

Avrupa’daki emekliler gibi , ahir ömründe rahat yüzü görmelidir.

ASGARİ ÜCRETİN TÜMÜNDEN ve emeklilerin asgari ücret kadarı kısmından VERGİLER KALDIRILMALIDIR.

EMEKLİLER HAKLARINIZ AMACINDA BİRLEŞİN ,

EMEKLİNİN

HAKLI TALEPLERİ KARŞISINDA ,

BU KONUYUDA GÜNDEME ALACAKLARDIR UMARIM.

SÖZÜN SÖZÜ:

OTURARAK BAŞARIYA ULAŞAN TEK YARATIK , TAVUKTUR.

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK : 110 EFELER- AYDIN

GSM : 0.542.7608691