Didim'de turizm sezonu değerlendirmesi yapıldı

Didim Ticaret Odası Yönetim Kurulu turizm sezonu ve kamuoyunda tartışılan konular hakkında basın toplantısı gerçekleştirdi.

Didim Ticaret Odası Yönetim Kurulu başkanı Hilmi Erbaş basın mensuplarına hoş geldiniz diyerek başladığı konuşmasında Oda üyelerine sunulacak nefes kredisi desteği, Vakıflar arazisinde yapılacak olan ihale, Manastır Koyunda Özelleştirme İdaresinin yaptığı planlamalar, 2021 turizm sezonu hakkında beklentiler ve kurumların gerçekleştireceği işbirlikleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Erbaş, “Kontrollü normalleşme adımlarının atıldığı ve turizm sezonunun öncesinde basın mensupları ile bir araya gelmek, ilçemizi ilgilendiren gelişmeleri değerlendirmek istedik. Yapacağımız değerlendirmelerden sonra Arkadaşlarımızla beraber sorularınıza da cevap vermeye çalışacağız” dedi.

TOBB Nefes Kredisi Desteği Yeniden Başlayacak

Yeniden devreye alınan Nefes Kredisi hakkında bilgiler veren Erbaş konunun detaylarını şu şekilde paylaştı “Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Oda Borsalarımızın çalışması, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın desteği ile zaman zaman verilen nefes kredisinde yeni bir desteğin kapsamı netleşti. 1 Haziranda başlamak üzere 6 ay ödemesiz 12 ay taksitli olmak üzere toplam bir buçuk yıllık dönemi kapsayan yeni bir kredi imkânı sağlanacak. Borç almak güzel bir şey değil ama kredi kanallarına ulaşım açısından önemli bir imkan sağlayacak.

İlk göreve geldiğimiz 2018 Nisan ayında üyelerimize nefes kredisini kullandırırken ne kadar zorlandığımız hatırlıyorum. Nefes kredisinin kullanılabilmesi için Odamızın mali yapısı iyi olması gerekir. Odanın bankaya tahsis edeceği mevduata orantılı olarak kredi kullandırabiliyoruz. Borçla devraldığımız o dönem kasamızda paramız olmadığından Yönetim Kurulu ve Meclisteki arkadaşlarımız Üyelerimize nefes kredisi kullandırabilmek için Odaya borç verdi. O parayı bankaya bloke ettirerek üyelerimizi nefes kredisinden yararlandırdık. Bu vesileyle tekrar bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

2020 yılında da pandemi başlar başlamaz kredi kullanımında ikinci bir imkanı üyelerimize sağladık. O dönem artık mali tablolarımız düzelmişti. Bu imkanı sağlamak için verdiğimiz mevduat kredi dönemi bitene kadar bankalarda blokede duruyor. Yönetim Kurulu olarak imkanlarımız içerisinde üyelerimize kredi kullanma imkanı oluşturacağız. Bu çalışmaya katılacak 10 bankadan hangisi üzerinden kullandıracağımıza yönetim kurulunda karar vereceğiz. Belirtmem gerekir ki burada kullanılabilir miktar çok yüksek değil. 2020'deki nefes kredisinde Yönetim Kurulunda ve Mecliste yer alan arkadaşlarımız krediye müracaat etmesin, ihtiyaç sahibi olan insanlar kullansın dedik. Arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bankalarla da görüşerek işini döndürmeye çalışan firmalara öncelik tanınmasını istedik. Büyük oranda ihtiyaç sahipleri bu kredi kullandılar.

Uygulama tebliği geldiğinde başvuru detayları belli olacak. 2020 yılı cirosunda 2019 yılına göre yüzde 25 kayıp yasayan, 2020 yılı cirosu 1 milyon TL’yi aşmayan KOBİ’ler azami 50 bin TL, cirosu 1-10 milyon TL arasında olan KOBİ’ler ise azami 200 bin TL kredi kullanabilecek. Söz konusu uygulamada Hazine destekli KGF kefaleti sağlanacak, ipoteksiz, kefilsiz kredi imkanı sağlanmış olacak. faiz oranı yıllık yüzde 17,5 olarak belirlendi” dedi.

2021 sezonu beklentilerimizi karşılamayacak

Nefes Kredisi desteği hakkında bilgiler paylaşan Erbaş turizm sezonu hakkında şu değerlendirmelerde bulundu. “2021 Turizm sezonu başlıyor. 2019'da her şeye rağmen Türkiye tarihinin en parlak turizm sezonuydu. Hem turist sayısında hem turizm gelirinde şimdiye kadar Türkiye'nin yakaladığı en büyük rakamları elde etmiştik. Turizm ülke ekonomimizin en önemli sektörlerinden bir tanesi. 2019 rakamlarıyla gayri safi milli hasılanın %5,5’ini turizmden elde diyoruz. Ülkemizin turizm potansiyeli dikkate alınırsa bu oranı %10 - 15'ine çıkarılabilir.

Hiç hesapta olmayan pandemi ile beraber hem sosyal yaşantıda hem de turizm ve ekonomi anlamında kayıplar yaşadık. Pandemi Sosyal yaşam dışında en fazla turizmin ana unsurları olan; konaklama, yeme-içme, eğlence, ulaştırma, havacılık taşımacılık gibi ana sektörleri etkiledi. İlçemiz ve ülkemiz bu durumdan etkilendi. Geçen yılki gelirimiz ve turist sayımız çok ciddi oranda düştü. Başka bir ifadeyle 2020 yılı turizm açısından yok hükmündeydi. İşletmelerimizin birçoğu açılamadı. 2020 yılı sonunda Korana virüse yönelik aşının bulunması umutlarımızı arttırmıştı. Kültür ve Turizm Bakanımız, seyahat acenteleri, kurum ve kuruluşlar, odalar ve turizmcilerin temel görüşü 2021 yılında hızlı bir aşılamayla toplum bağışıklığı sağlanabilirse potansiyelimiz yüksekti. Tüm dünya eve hapsolmuştu, bunalmıştı, nefes alamaz hale gelmişti. Biz bunun arkasından büyük bir seyahat ivmesinin olacağını öngörmüştük. Maalesef Türkiye mayıs ayı itibarıyla arzu ettiğimiz aşılama seviyesinde değil. Sonuç itibarıyla turizm sektöründeki endişeler devam ediyor. Bu süreçte kendi vatandaşlarımız olan Biontech firmasının sahiplerinin gayreti ve hükümetin talepleriyle olumlu gelişmeleri görüyoruz. Önümüzdeki dönemde aşılamaya ilişkin ciddi bir mesafe alınacağı tahmin ediliyor. Tedarik konusunda Biontech firmasının Çin'den daha güven verici bir tablo ortaya koyacağını umut ediyoruz. Aşılamayı yeterli seviyeye çıkartamazsak normal hayata dönemeyeceğiz ya da sosyal hayata ağzımızda maske veya kısıtlamalarla döneceğiz.

Kültür ve Turizm Bakanlığının, sektör temsilcilerinin ve STK’ların öngördüğü haliyle 2021 yılı turizmi, 2020’nin bir miktar üstüne çıkacak ama 2019'un çok altında kalacak gibi görünüyor. Biz de 2020 yılından bir miktar daha iyi bir turizm sezonunu olacağına değerlendiriyoruz.

Turizmin içinde bulunduğu durum Didim’i ve Ülkemizi etkiliyor. Kültür ve Turizm Bakanımız geçen hafta Rusya gitmişti. Bugün Almanya’ya gittiğini öğrendik. Rusya, Almanya ve İngiltere'nin Avrupa Birliği ülkelerinin seyahat kısıtlamalarını şu veya bu nedenle devam ettiriyor. Avrupa Birliği turizm hareketliliğini kendi içinde değerlendirmek istiyor. Bu yaklaşımlardan dolayı 2021 yılı beklentilerimiz oldukça kötümser ama aşılama böyle devam ederse 2022 yılında turizmin normale dönmesini beklemekteyiz”

Turizm Potansiyelimizi Artırmak İçin Adımlar Atılmalı

Erbaş Didim’in turizm gelişimi ve atılması gereken adımlar hakkındaki görüşlerini şu şekilde paylaştı. “Turizm sektörü 90'lı yıllardan bu tarafa dönüşüm içerisinde. Ülkemizdeki sektörlere baktığımızda turizm, tarım ve sanayide avantajlıyız. Teknolojide doğru rota izlersek avantaj sağlayabiliriz. Turizmdeki avantajları değerlendirmek için Ülkemiz ve İlçemizde atılması gereken adımlar var. 2006’da Didim turizm kenti ilan edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından planlamalar ve tahsisler yapıldı. Bu yatırımlardan biri inşa edildi. Bakanımızla yaptığımız görüşmede diğer tahsis edilen bölgelerde de yatırımların gerçekleşeceğini söyledi. Bu yılın sonunda diğer tesisler de inşaata başlanacağını düşünüyoruz. Didim'e yeni bir turizm ivmesi kazandırılması açısından Bakanlığımızın çalışmaları var. Hazine taşınmazları ve mera alanlarından oluşan çok geniş alanlarımızın daha önce imara açılmaması bizim şansımız. Eğer açılsaydı bugün başka bir şey konuşuyor olacaktık. Planlama ve yapılaşma sürecinde tüm Türkiye’deki tatil beldeleri iyi veya kötü tecrübeler yaşadı. Didim’de kötü tecrübelerin bir kısmından nasibini aldı. Şimdi bu alanlarda bunu avantaja çevirebiliriz. Ulaşım, iklim, deniz, tarih, ören yerleri ve doğal güzellikler noktasında avantajlarımız var. Yeni alt ve üst yapıların yapılması, potansiyelin açığa kavuşturulması ve yatırım alanlarının oluşturulması için bunu sağlıklı bir şekilde turizme ve ülke ekonomisine kazandırabiliriz. Tüm kurumların kapasitelerini kullanarak, hükümetle ve turizm işletmeleriyle işbirliği içerisinde eşgüdüm ve görüş alışverişi içerisinde politikalar geliştirebiliriz. Didim’i daha iyi bir destinasyon haline getirebiliriz”

Erbaş: Kültür ve Turizm Bakanlığının Didim Projeksiyonuna Zarar Veren Adımlar Atılıyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Çeşme ve Didim’de Nitelikli turizm tesislerini arttıracak, mevcut yapılaşmaları dönüştürebilecek vizyon projeleri geliştirmesi bizleri umutlandırdı. Sayın Bakan Mehmet Ersoy bu proje hakkındaki sunumu Didim'de yapma sözü verdi. Vakti geldiğinde Bakanımızın sözünde durarak bu sunumu Didim’de yapacağına eminiz.

Kültür ve Turizm Bakanlığının çalışmaları devam ederken, Bakanlığın çizdiği bu projeksiyona uygun olmayan, buna zarar veren kanaatimizce hasarlar oluşturan adımların birtakım kurumlar tarafından atıldığını, atılmaya çalışıldığını gözlemliyoruz. Bunlardan birkaç tanesi hakkında atacağımız adımları kamuoyuna duyurmak istiyoruz.

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 2006 yılında yaptığı çevre düzeni planına ve yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığının plan ilkelerine aykırı olarak Geçtiğimiz günlerde Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca Manastır koyunun olduğu bölgede Parlamenterler Sitesi ile Aquasis Otelin arasındaki alanda sahile paralel bir bant içerisinde planlar hazırlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın düşük yoğunluklu, doğa ile içe çok daha nitelikli, yüksek katların olmadığı bir turizm projeksiyonuna aykırı bir iş yapıldığını görüyoruz. Didim'deki STK’larla pandemi koşullarında toplantılar gerçekleştirdik. STK’lar, planın Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının strateji ve planlama ilkelerine aykırı olduğu, yoğunluğu arttırılmış ve yüksek katlı yapılaşma öngörüsünün Didim için doğru bir strateji olmadığını ifade etti. Bu çerçevede Oda olarak sivil toplum örgütleriyle İmar planlarını askıdayken Belediye Başkanlığı nezdinde ilgili kurumlara ulaştırılmak üzere teknik arkadaşlarımızın çalışmasıyla hazırladığımız dosyaları da ekleyerek bu planlara itiraz ettik. Katkıda bulunan, önayak olan, buna itiraz eden, duyarlılık gösteren tüm STK’lara buradan teşekkür etmek istiyorum.

Erbaş: Vakıflar İçin Birlikte Hareket Etmeliyiz

Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait Altınkum’un göbeğinde metruk ve işlevsiz duran taşınmaza ilişkin ihale sürecini doğrudan bir kurumdan, kuruluştan değil de kamuoyundaki öğrenmiş olduk. Bu konuda STK’ların, bizim ve bütün Didim’in görüşü belli ve defalarca dile getirildi. Aynı görüşte olmamamıza rağmen kurumlar arasında ortak bir girişim noktasında birliktelik sağlayamadığımızı üzülerek söylüyorum. Bu konuda çabalarımız oldu ama maalesef tüm kurumların kuruluşların bir araya gelmesiyle, toplam kapasitenin kullanılması ile bir etki göstermediğimiz kanaatindeyim. Bunun değerlendirmesini sizler yaparsınız. Buna rağmen atılması gereken adamlardan da kaçmamamız gerektiğini düşünüyorum.

Önümüzde çok kısa bir süreç var. Bu toplantıdan sonra da başta İktidar Partisinin İlçe Başkanı olmak üzere -altını çizerek söylüyorum- parlamentoda grubu bulunan tüm siyasi parti ilçe başkanları ile devamında STK’lar ile görüşmeler gerçekleştireceğiz. En kısa zamanda Aydın Milletvekillerimiz ile beraber Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne konuyu taşıyacağız. 2019 yılı kasım ayında Vakıflar Genel Müdürümüzü ziyaret ederek taleplerimizi iletmiştik. Tabii ki onları da taşınmazlarını değerlendirme noktasında bakış açılarını anlayışla karşılamamız lazım. Biz Didim olarak, STK’lar, siyasi partiler, iş adamları ve Didim’i yönetenler olarak Vakıflar Genel Müdürlüğünün zararı olmaksızın çözüm bulunmasını istiyoruz. Sorulması gereken soru oranın uzun vadede hangi şekilde değerlendirilmesinin doğru olduğudur. Bulunması gereken cevap budur. Hangi seçenek, hangi çözüm Didim açısından, ülke ve ilçe ekonomisi açısından, kentimiz açısından daha doğrudur. Bunun cevabını Vakıflar Genel Müdürlüğünü zarar ettirmeyecek şekilde, bir trampa veya Büyükşehir’in devreye girmesiyle kamulaştırma olabileceği hakkında önerilerimizi Genel Müdürümüze daha önce sunmuştuk. Şunu açıkça ifade etmek lazım, bunun olması için icranın başında, hükümetin başında olan siyasi irade tarafından kararlaştırılıp o yönde adım atılması gerekiyor ki Vakıflar Genel Müdürlüğü bu adım atsın. AK parti milletvekillerinden bazıları ile görüştüm. Birkaç gün içerisinde bir ziyaret programı gerçekleştirmek istiyoruz. Siyasi parti ilçe başkanlarımızın da olmasını arzu ediyoruz. Hep beraber girişimde bulunacağız. Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne tavsiye edilecek taşınmazlarımız var. Değeri mukabilinde bu arazilere trampa getirilebilir. Vakıflar meclisinin kararı ile bunu yapabilirler. Orayı dönüştürüp kentin simgesi olacak bir yer oluşturulur. Hem Vakıflar mağdur edilmez hem de Didim turizmi mağdur edilmemiş olur. Yoksa her bulduğumuz alana yeni yapı yapmak, her bulduğumuz boşluğu bina ile doldurmak kentimize çok bir şey kazandırmıyor. Ege'nin karşı kıyısı görmeyenimiz yoktur. Binalarını görüyoruz, ne kadar sade ne kadar doğal ama turizmde son derece yüksek gelir elde ediyorlar. Çok büyük, çok güzel binalar yapmak her boşluğu doldurmak turizmde yüksek gelirler elde edeceğimiz anlamına gelmiyor. Pandeminin sonuçlarını görüldük. Kitle turizminin, kitleleri toplayıp otele yerleştirerek ağırlamanın kentin ekonomisine, sosyal yaşamına katkı sağlamadığını gördük. Bundan sonra yapılacak tesislerin önümüzdeki 10 yılın 20 yılın turizm mottosuna uygun olması gerekir.

Erbaş: İlçede İşbirliği ve Ortak Bir Akılla Kurumlarımızı Doğru Olana İkna Etmeliyiz

Ortak bir akla ihtiyacımız var. Topyekûn istemezük demeden, doğrusunu ortaya koyarak karar acıları etkilemek, doğru olana ikna etmek gerekiyor. Geçmişte bunun örneklerini yaşadık, çoğunda da başarılı olduk. Örneğin 2005 yılında 3. koyun olduğu yerin tamamı toplu konut idaresine devredildi. Sivil toplum örgütleri siyasi partiler ve belediyelerle birlikte doğru dille, siyasal zemine çekmeden adım attık. Bizim işimiz siyaset değil, bizim işimiz sorunların çözülmesi noktasında çözümün kaynağı ile hareket etmek. Çözümün kaynağı kimse ona durumu anlatmak. Bu ayrımı koyamazsak attığımız adımlar kadük kalır. Herkesin kendi fikri, siyasal düşüncesi olması gayet normal. Sorunumuzun çözülmesi için işbirliğine ihtiyacımız var. Sayın Bakanın, Genel Müdürün karşısına tüm STK’larla, tüm paydaşlarla çıkarsak, bunun aleyhinde olabilirler mi? Kimseye işini öğretecek değiliz ama sivil toplumla bir takım konular çözülecek. Siyasi düşünceyi bir miktar geri atmanın gerekliliğine inandığım için, geçmiş tecrübelerim de bunu gördüğüm için ifade etmeye özel bir ihtiyaç duyuyorum. Tek başına bir kurumun gücü ile herkesin bir araya gelmesi ile olan durum bir tutulabilir mi. Engelleyebiliriz, engelleyemeyiz bilemem ama bir mücadelenin içerisinde olacağız. Burada ana amaç doğru bir çözüme ulaşmak olmalı.

Sorunların Çözümü İçin Ankara’ya Ziyaret Gerçekleştireceğiz

Erbaş sözlerinin devamında “Bu konuları kapsayan ilçemiz hakkında birkaç konuyu da işin içine alan bir gündemle gerçekleştirilecek ziyaret programımızı önümüzdeki hafta içerisinde sizinle paylaşacağız. Vakıflar Genel Müdürlüğünden başlamak üzere, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde girişimlerimiz olacak. Ziyaretlerimizi Aydın milletvekillerinin, siyasi parti ilçe başkanlarımızın tamamı ile birlikte gerçekleştirmek arzusundayız. Umut ediyoruz gerçekleşir. Sabırla dinlediğiniz çok teşekkür ediyorum” dedi.

Didim’in Kent İmajını Zedeliyoruz

İkinci olarak söz alan Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Hikmet Atilla turizm hakkında değerlendirmelerde bulundu. “Sürdürülebilir turizmin olması için sürdürülebilir kentin olması gerekiyor. Biz maalesef bu konularda Didim’in sorunlarından dolayı kent imajını zedeliyoruz. Su ürünleri OSB, balık çiftlikleri, deniz patlıcanları, sonra da vakıflar arazisi ve Manastır koyundaki planlar ile bu imajı zedeliyoruz. Siz de basın olarak gerçekten Didim’in imajını yükseltmek için katkılar sunuyor, uğraş veriyorsunuz.

Turizm konusunda başkanımız bilgi verdi. 2019 senesinde iyi bir turizm sezonu geçirmiştik. 2020 senesinden %69 azalma oldu. Yunanistan, İtalya ve İspanya’ya göre daha iyiydik bu erken rezervasyonlardan kaynaklanıyordu. Bu yıl erken rezervasyon da yok, alamadık, alamıyoruz. Satışları açık olan tek pazarımız Ukrayna ve yurt içi. Ukrayna’dan gelecek kişi sayısı bir buçuk milyon. Türkiye'de 1750000 yatağımız var. Dolayısıyla Ukrayna’dan gelen her kişiyi 1 sene boyunca konaklatabilecek alanımız var. 2019’da 52 milyon ziyaretçi ve 34 milyar dolar gelir elde ettik. 2021’de 20 milyon civarında ziyaretçi alabileceğimizi düşünüyorum. Mevcut yatak kapasitesine göre çok düşük kalacaktır.

2020’de Edindiğimiz Tecrübelerle 2021 Yılını Yönetmiş Olsaydık Çok Daha İyi Durumda Olurduk.

2020'de durum belliydi, zarar belliydi. Bir de şimdi 2021'de tam kapanma oldu. 17 gün kapanma nisan ayında değil, daha önceki aylarda ocak, şubat gibi olması gerekiyordu. Paskalya ve ramazan bayramlarında gelecek ziyaretçiyi kaçırmamalıydık. Yurtiçi ve yurtdışı basınında makaleler kaleme alıyorum. Yazılarımdan birinde aşı pasaportundan bahsetmiştim. 1 Hazirandan itibaren Avrupa Birliği'nde uygulanacak. Daha önce hazırlıklarımızı yapmış olsaydık bunun içinde olabilirdik. Kültür ve Turizm Bakanımız bugün Almanya gitti. İngiltere'ye de gidecektir. Ana pazarlarımız Rusya, İngiltere ve Almanya. AB’nin kabul ettiği 4 aşıdan çift doz olan ve ikinci dozundan sonra 7 gün geçenler ile hastalığı geçirenler üçüncü ülkelere gidebilecek. Dönüşte karantinaya alınmayacak. Bu gelişmeler turizmin yavaş yavaş açılması demek. Turizm Türkiye'nin en fazla istihdam sağlayan sektörü olduğu için bir an önce faaliyete geçmesi gerekiyor. Bu sene iyi bir çalışmayla iyi bir ivme yakalayabileceğimizi düşünüyorum. Turizmi Sadece siyasetçilere bırakamayız, sivil toplum kuruluşlarının gerçekten çok büyük etkileri var. Biz Türk Alman Ticaret Odası, Alman Türk Ticaret Odasıyla görüşüyoruz. Alman Seyahat Birliği (DRV) yurtdışı komisyonuyla toplantılar yapıyoruz. Neler yapabileceğimizi değerlendiriyoruz.

Soru cevap bölümünde ilk soruyu soran Didim Gerçek gazetesinden Erdem Özden Manastır koyu planları hakkında CİMER’den yapılan başvurulara cevaplar gelmeye başladığını söyledi. Cevapta kurumların görüşlerinin alındığı bu görüşler istinaden planın hazırlandığının ifade edildiğini, “ÖİB’nin plan yapma yetkisi vardır” dendiğinin belirtti.

Vakıflar arsası ile ilgili olarak da Belediye Başkanı Deniz Atabay’ın basına açıklama yaptığını, alanda kendi hisselerinin olduğu, İhale çıkma şartlarında ve düzenleme şeklinde muğlaklıklar olduğu, yönünde açıklamalar yaptığını ifade etti. “bu gelişmelerden haberdar mısınız?” dedi.

Sorulara cevap veren Erbaş “CİMER den gelen görüşleri bilmiyordum. Aydınlattığınız için teşekkür ediyorum, istifade edeceğiz. Elbette ÖİB’nin planlama yetkisi var. Türkiye'de planlama yetkisi olan birçok kurum kuruluş var. Çevre Şehircilik Bakanlığı'ndan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, Belediyelerimize kadar örnekleri çoğaltabiliriz. Türkiye'de planlama işi çok başlı.

ÖİB adı üstünde kamu iktisadi teşekküllerini özel sektöre satılması için kurulmuş bir kurum. Orada planlamadan murad edilen şey ne olabilir. Sözcüklerle ifade edilmese de her kurumun mahiyetinden, yaptığı işlerden, eski uygulamalarından düşünmek çok zor değil, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, Kültür ve Turizm Bakanlığının görüşü alınmış mı, bu görüşler ne yazıyor? bununla ilgili elimizde somut bir şey yok. Ama bu görüşün muhataplarını ziyaret edip öğreneceğiz. Kültür ve Turizm Bakanlığının 2006 yılında çevre düzeni planında emsal %10. Şöyle anlatayım 100 bin metrekarelik bir arazi de %10 olsa 10 bin metrekare bir yapı yapabilirsiniz. Tamamını yatay yapsanız %90 alınız yeşil alan kalır. 2 katta yaparsanız %5, %95'i sosyal alan olarak kalır. İtiraz gerekçelerimizden biri yoğunluk artışına ihtiyacımız yok. İkincisi bizim topografyamız düz, çok yükseltili alanlar yok. Orada hava geçişini etkileyici bir set çekerseniz doğru olmaz. Onu yapan yeteri kadar turizm beldesi var. Niye yeni alanlarımızı çok katlı yapılara teslim edelim.

Burada Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ilke kararı plan notunun Didim ile ilgili olan kısmını mealen harita mühendisi olarak söyleyeyim. Planda ayrı bir parantez açıp düşük yoğunluklu, yüksek katlı olmayan bir yaklaşımla doğal-ekolojik dengenin, iklim dengesinin korunmasının turizm için çok gerekli olduğunu belirtmişler. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bunu planda söylüyor. Planı değiştirmediğiniz sürece bir kanun gibidir, ona uyulması gerekir. ÖİB’nin yaptığı plan bu yönleriyle planlama tekniği açısından bizim turizm potansiyelimize, Kültür ve Turizm Bakanlığı ilke kararlarına uymadığını düşünmekteyiz. Bunu ilgili kurumlarımıza da ileteceğiz.

Vakıflarla ilgili konuya gelince evet doğru, orada Belediyenin o arsa içinde bir payı var. O konuda Belediyemiz direndi. Vakıflar Genel Müdürlüğü de Belediye ile makul bir çözüm bulunamayınca planlama adımı attığını, Belediyenin de 2020 yılı içerisinde buna itiraz ettiğini öğrendik. Davaya ilişkin sürecin devam ettiğini, bilirkişi raporlarının tamamlandığını, ama davanın henüz neticelenmediğini öğrendik. Kararın ne olacağı belli değil. Son ihale sürecine ilişkin bir itiraz var mı? bilmiyoruz. Dava süreci, raporları, savunmalar, bunlar elimizde. Bu konuda bilgi sahibiyiz. Bu dava 2020 yılı içerisinde açılmış. Dava açıldığında birlikte hareket edelim STK’lar da bu davada taraf olsun diye bir Belediyeden talep gelmedi.

İhalenin yapılacağı noktada imar planlarında belirsizlik devam ediyor. Buna nasıl bir çözüm buldular, şartname nasıl oluştu, teknik noktada çok bilgi sahibi değiliz.

Ses gazetesinden Hüseyin Çalışkanın söz alarak, Manastır koyu planlarında ortak olduğunu, önceki planları ışığında, yoğunluk olmadan yapılaşma olması noktasında görüş birliği olduğunu ifade etti. Sözlerine şöyle devam etti. “Vakıflarda topyekün ortak kararla birlikte hareket etme noktasındaki sözlerinize açık yüreklilikle bir eleştiri getireceğim. Geçtiğimiz yıllarda burası yine ihale edilmişti. Didim'den işadamları ihaleyi kazanmıştı. O dönem çalıştığım gazetede bu konuyu çok yakından takip ettik. Kamuoyunda böyle bir tepki yoktu, hiçbir eleştiri olmadı. İşin içine siyaset mi girdi, başka birileri mi girdi ne olduysa ihale iptal oldu. Mahkeme süreci devam etti. İhaleyi alan firmanın sahibi ile röportaj da yaptım. O dönem çalıştım Mavi Didim gazetesinde Kamuoyunu biz oluşturmaya çalıştık. Şimdi, sanki vakıflar arsası hiç ihaleye çıkmamış, sanki yeni bir ihale yapılıyormuş gibi Belediyenin meslek odalarının ve derneklerin yeni bir şeymiş gibi hareket etmeleri bana samimiyetsiz geliyor.

Turizm tahsisleri konusunda da Başkan Deniz Atabay Turizm Derneği Başkanıyken takip etti. Siz de o dönem siyasetteydiniz. Sonra Odada görevleriniz oldu süreci biliyorsunuz. Siyasi parti ilçe başkanları ve sivil toplum kuruluşlarıyla dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın yanına gitmişlerdi. Kentteki tüm üst düzey kişiler vardı. Bakan, “siz bu kadar kurum bir araya geldiyseniz benim bu tahsis yapmamam ayıp olur” dedi. Sizin de böyle kolektif, ortak akılla bir araya gelmeniz gerekiyor. Didim’deki siyasi ortam şu an biraz gergin. Gerek sivil toplum kuruluşları gerekse siyasi partilerde görevli kişiler arasında bu birlikteliği sağlamak noktasında sizin biraz gayret sarf etmeniz gerektiğini düşünüyorum.

Çalışkan’a teşekkür eden Başkan Erbaş sözlerin şu şekilde katkıda bulundu; “Katkıda bulunma da kabul edebilirsiniz cevap da kabul edebilirsiniz. O dönem yeterli kamuoyu oluşmadı diyebiliriz ama adımlar atılmadı, kamuoyu oluşmadı demek biraz yanlış olur. Didim'de tüm kurumların kurumsal kapasitelerini kullanması lazım. Kapasiteyi tam işletemiyorsanız, kendimizle ilgili bir vizyonumuz bir bakış açımız yoksa -tüm kurumlar açısından söylüyorum- çok başarılı sonuçlar alamazsınız. Doğal bir süreç halinde her yerde gelişmeler oluyor, ama doğru adımlar attığımızda arzu ettiğimiz gelişme oluyor. Örneklerini verdik, Didim'de kurumlar bir araya geldiğinde bir şey elde edebiliyoruz. TOKİ ile ilgili konudan bahsettik, nitekim bu konu çözüldü ama ortak akıllı çözüldü. Tüm arkadaşlarımız istisnasız hepsi aynı bu görüşteydi. Marina konusunda da böyle oldu. İhalesi oldu, tesis yapılamıyordu. Yer teslimine ilişkin çok küçük bir sorun vardı. Ferit Şahenk ve dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç Bey’le bir araya geldik. 98 yılında ihale yapılmış ama başlanamıyor yer teslimi olmadığı için. Bakan Bey ne yapacağız dedi. Bize bir ay verin dedik. Bakan “ Başkan söz veriyor, bir ay sonra yer teslimi yapacağım” dedi. Ferit Bey’de “ben de marinayı yapacağım” dedi. Turizm tahsisleriyle ilgili süreci de biliyorum yine Ticaret Odası öncülüğündeydi. Haklısın Başkanımız da vardı. Bakanla organizasyonu sağlayan Ticaret Odasıydı. Ticaret Odası merkezde bulundu. Bende o zaman Ticaret Odası Başkanı değildim, görevi bırakmıştım. Başka arkadaşlarımız vardı ama bilgim dâhilindeydi, sürecin sürekli içindeydim. Turizm tahsis bölgeleri çok büyüktü. Bakanlık yeri bir firmaya verecek, o da alt yüklenicilere bulacaktı ama o sistem çalışmadı. 2009 yılında iktisadi kriz oldu. Şöyle bir öneride bulunuldu, bu olanlar çok büyük bu çok büyük alanlarda, çok büyük yatırımcılar gerekiyor. Bizim turizm yatırımcılarımız bu ölçekte değil. Sayın Bakan bu öneriyi kabul etti, tahsisler gerçekleşti zaten bu örnekte birlikte hareket etmenin ne kadar doğru olduğunu göstermekte”

Didim Platformu Çalışmalarımız Akamete Uğratıldı

İlk yönetime geldiğimizde Didim Platformu çalışmamız oldu. Yerel seçime kadar bir yıl kadar da devam etti. Seçim dönemi akamete uğradı. Detayına girmeyeceğim. Size çok açık söyleyebilirim akamete uğratıldı. Bir şekilde, kısır bir siyaset algısıyla akamete uğratıldı. Burada amacımız kolektif aklı harekete geçirmekti. Ticaret Odasının kente yol köprü yapmayacağı açık. Bizim görevimiz kentin iktisadi ve sosyal gelişmesi için projeksiyon geliştirmek, ortak aklı bulmak. Kurum olarak da bir takım adımlardan dolayı demoralize edildiğimizi altını çizerek söylüyorum. Didim’deki kurumlar da gelişme olgunlaşma süreci yaşıyorlar.

Kendi Ürünümüzü Satmamız İçin Farklılaşmamız Lazım

Eskiden ülke ekonomileri vardı, sonra şirketler çıktı. Önümüzdeki 10 yıllarda kent ekonomileri olacak. Tüm dünyayla Türkiye turizmde rekabet ediyor ama her bölge, her destinasyon kendi özellikleriyle öne çıkmak istiyor. Kendi ürününü bir şekilde satması, alıcı bulması lazım. Yani farklılaşması lazım. “Başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin” diye bir nakarat vardı ya, kendimiz olmamız lazım. farklılaşmamız, kentimizi öne çıkartmamız lazım. Türkiye'de farklılaşarak öne çıkmış; Alaçatı, Kars, Bodrum gibi farklılaşmış örnekler var. Kuşadası turizmin göz bebeğiydi. İlk olmasına rağmen bugün Kuşadası o özelliğini kaybetmiş niye çünkü birtakım kentler çok doğru, az yanlış adım atmış, bazıları da çok yanlış, az doğru adım atmış.

Bir kentin öne çıkması için vizyonu olmalı. Yöneticilerin birlikte hareket etmeli. Ticari hayata yön verenler birlikte hareket etmeli. Böyle olursa bir şeyler elde edilebiliyor. Ben bildiğimi yaparım diyorsak olmuyor.

ÖİB birtakım malları taşınmazları planlayıp satıyor. Satabilir mi? Satabilir. Didim açısından taşınmazın imar planına müdahil olalım; yoğunluk uygun mu, çevre plan uygun mu, kent bütünlüğü noktasında uygun mu? bunlara bakalım. Rekreasyon alanları, ortak kullanım alanları, kentin genişlemesini etkileyecek alanlar ayıralım.

Karar alıcıları ikna etmemiz için yeni öneriler ile gitmemiz lazım. Yoksa körler sağırlar birbirini ağırlar olur. Karşıda karar veren merci de sizi dinlemeli. Bizde meselenin bütün boyutunda bir şey anlatmalıyız. Birlikte hareket etmenin bir zararı var mı? Birlikte hareket etmenin önündeki en büyük engel yüksek ego. Kişiler açısından söylemiyorum, kurumlar açısından söylüyorum. Farklı kişilerin, farklı kurumların, farklı sektörlerin farklı talepleri olabilir.

İdea dergiden Umut Kaşan’ın Burada kamuoyuna sunabileceğiniz bir tavsiyeniz, planlamanız oldu mu? Sorusuna karşılık Başkan Erbaş şu şekilde cevap verdi. “Zaman zaman örneklerini görüyoruz, Otobüs seçerken bile belediyeler kamuoyu görüşüne başvuruyor. Ön çalışması yaparak projeler, seçenekler sunarak halkımıza sorarsak çok az hata yaparız.

Ticaret Odası’nın geçmişten beri somut önerileri var. Vakıflar arazisi kentin simgesi olacak bir alana dönüşmeli. Rekreasyon alanı olabilir, içine başka şeyler konfigüre edilebilir. Yeni bir otel, tesis orada olmak zorunda değil. Kentin o bölgesi sıkışmış durumda. Altınkum’un bu alana ihtiyacı var. Bu düşünceye karşı çıkan kimseyle karşılaşmadım.

Aynı soruya karşılık cevap veren Başkan Yardımcısı Hikmet Atilla “Didim'de 3 Ana çekim noktası var; biri Apollon tapınağı, biri kent merkezi, diğeri Altınkum. İnsanların artık daha fazla bara, kafeye değil beraber oturabilecekleri vakit geçirecekleri yerlere ihtiyacı var” dedi.

Kamuoyunda Birliktelik Sağlansaydı Büyükşehir Belediyesi Devreye Girerdi

Başkan Erbaş Büyükşehir Belediyesinin Aydın tekstil ve Kuşadası Tariş alanlarında attığı adımları örnek gösterdi. “Büyükşehir buraları aldı. Çok da doğru adımlardı bunlar. Didim'de neden almıyor. Böyle bir kamuoyu olmadığı için. Bunlar akamete uğratıldı. Bu birliktelik engelleniyor. Kimseye Ticaret Odası olarak bir önyargımız yok. Kurumlara kurum olarak bakacağız, şahıs olarak bakamayız. Kurumun toplam kapasitesinden yararlanmak olarak bakacağız” dedi. Toplantıya katılım sağlayan basın mensuplarına teşekkür etti.

Basın Toplantısına; Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Erbaş, Başkan Yardımcısı Hikmet Atilla, Yönetim Kurulu Üyeleri Figen Cevrem Gürsoy, İsmet Kartal, Burhan Teke ve Celal Gümüş katıldı.