ŞEHRİMİZİN KUVVAYİ MİLLİYE KAHRAMANI AYDIN BU HEMŞEHRİNİ TANI, UNUTMA ADINI ..! (2. BÖLÜM)

“….Mustafa Kemal Paşa, Topyatağı’ndaki Garnizonu ziyaretinin ardından yanındaki 5-6 refakatçi ile Belediye’ye gelmiştir.23 Mustafa Kemal Paşa yanındakilerle beraber Belediye Reisi odasına alınmış ve reis koltuğuna oturmuştur. Dönemin Aydın Belediye Başkanı ile konuşurken;

– Belediye olarak ne gibi faaliyetiniz var? sorusuna Aydın Belediye Başkanı Ahmet Emin (Arkayın) Bey;

– “Yeni biten istikamet haritasının tatbiki en büyük meşgalemizdir”.der.

Mustafa Kemal Paşa haritayı görmek istediğini söyledi. Harita belediye görevlileri tarafından belediye başkanlığı odasına getirildi ve Mustafa Kemal Paşa’nın masasına konuldu. Mustafa Kemal Paşa’nın harita getirildikten sonra ilk sorusu:

– Harita cihetinde (kuzey yönünde) mi) ? oldu.

Aldığı olumlu yanıt üzerine bu kez:

– Şimdi bulunduğumuz yeri gösterin” dedi. Yer gösterildi. Bunun üzerine; haritanın ne kadar alan kapladığı ve yol genişliklerini soran Mustafa Kemal Paşa aldığı yanıtlar karşısında tatmin olmuş, özellikle cadde ve yol genişliğine dikkat edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Buradan CHF Binasına gidilmiştir. Fırka Binasında çeşitli esnaf kuruluşlarının temsilcileri toplanmışlardı. Ekonomik sıkıntılardan, üretimin gereği gibi değerlendirilmediğinden söz açıldı. Mustafa Kemal (Atatürk) daha çok kooperatifçilik üzerinde duruyor, üretim kooperatiflerinin arttırılmasını istiyordu. Akşam saatlerinde Türk Ocağı’na uğradı.

O tarihteki Ocak Başkanı Fevzi (Germen) Bey üyelerle Mustafa Kemal Paşa’yı karşılar.

1931 yılında iki katlı bir bina olan Türk Ocağı’nın alt katı kahvehane olarak kullanılıyordu. Mustafa Kemal Paşa ilk olarak kahvehaneye uğramış, burada oyun oynayanların aldıkları sayıları yazdıkları el tahtasındaki eski yazıyla yazılmış rakamları görünce, buradakilere “bu rakamlar yasak değil mi?” diyerek kızmış ve daha sonra üst katta bulunan Türk Ocağı’na çıkmıştır.

Ocak’ta Fevzi (Germen) Beyin başkanlığındaki idare heyetiyle tanıştıktan sonra, Fevzi Bey’e sorular sormaya başlamıştır. “Aydın nüfusu ne kadardır? Bunun ne kadarı şehirlerde, ne kadarı köylerde yaşamaktadır; buradaki faaliyetiniz hangi safhadadır?”. Böyle bir soruyla karşı karşıya kalacağını tahmin etmeyen Fevzi Bey, tahmini ve gelişi güzel birkaç rakam söylemiş, verilen yanıtlardan tatmin olmayan Mustafa Kemal Paşa bu kez; “kültür, sağlık ve ekonomi konularında köylüyü aydınlatacak çalışmalarının olup olmadığını” sorar. Toplantıda bulunan grup içerisinden Emin Bey; “Harcırah ve vasıtalarının olmadığı için köylere gidemediklerini” söyler. Bunun üzerine Gazi Mustafa Kemal “siz gidemiyorsunuz ama bir sürü yobaz çarığı çektiği gibi sırtında torbası ile karanfil yağı satacağım diye inkılâbı köstekleyen yayınlarla köyleri adım adım dolaşmaktadır. Sizin ise bu uğurda en küçük tedbir ve hareketiniz yok.” diyerek Menemen olayına atıfta bulunmuş, istediği yanıtları alamamanın verdiği kızgınlık kısa sürede hayal kırıklığına dönüşmüştür.

“Türk Ocakları CHF’nın hars (ekin ,kültür ) şubesidir. Fırka millete mürebbilik yapacak ilim, iktisat, siyaset ve güzel sanatlar gibi bütün hars sahalarından vatandaşları yetiştirmek için rehberlik edecektir. Ocaklılar CHF’nın programını vatandaşlara izah etmekle asıl vazifelerini yapmış ve mefkurelerine en büyük hizmeti ifa etmiş olurlar…Gayeniz bu çok faydalı olduklarına kati kanaatimiz bulunan yol üzerine de milleti ahenk olarak yürümekten ibarettir…”der.

Mustafa Kemal Paşanın birkaç ay öncesine kadar rejime muhalefet eden unsurların toplandığı SCF’nın oldukça güçlü olduğu Aydın’da ve Türk Ocağı’nda karşılaştığı heyecansız ve rejimin ideallerinden uzak topluluklar karşısında verdiği mesajlar ve yaptığı konuşmalar farklı bir ton taşımakta, irticaın bölgede güç kazanmasının faturasını , iyi çalışmadıklarını söylediği Türk Ocağı’na kesmektedir.

Mustafa Kemal (Atatürk) Türk Ocağı’ndan ayrıldıktan sonra Gazi’nin eleştirileri karşısında şimşekleri üzerine çeken Türk Ocağı idare heyeti toptan istifa etmiştir. Yerine Asaf Gökbel başkanlığında yeni bir idare heyeti oluşturulmuştur.

Millî Mücadele sonrasında ve Atatürk’ün Aydın’ı ziyaretinde Âsaf Gökbel,bir ara bizzat Atatürk tarafından Halkevi başkanlığına atanır. İlk halkevi olarak kullanılan binayı ilk Kütüphane olarak Aydınlılara kazandırır.

Ayrıca daha önce 1936 yılında Hikmet Şölen ile beraber ilk ciddi kaynak kitap olan ve referans alınan AYDIN İLİ TARİHİ kitabını Hikmet ŞÖLEN ile beraber kaleme alırlar. Aydın halkevinin yardımıyla , Ahmet İhsan matbaasında basılan kitap “ eski zamanlardan ,Yunan işgaline” kadar olan bölümü kapsar.

Kitabın aslı bugün müzayedelerde satışa sunulmuştur.

Bir müjdeli haber vermek isterim,çok yakında bu kitap yeniden basılarak Aydınlılara armağn olacak.

Aradan uzun yıllar geçer. Asaf Gökbel 1964 yılında anılarını ve bildiklerini Millî Mücadele'de Aydın isimli bir kitapta toplar.

Yine aradan geçen 41 yıl sonra yani 2005'te Kurtuluş Savaşı'nın yerel ortamını anlatan bu kitabın dil olarak sadeleştirilmesine karar verilir.

2005 yılında Hüseyin Kuruüzüm bu kitabı hem sadeleştirir hem de bazı eklemelerle yayına hazırlar.

370 sayfalık bu orta boy kitapta; eserin sadeleştirilmiş metni,sunuşlar,belgeler,fotoğraflar bulunmaktadır.

Bu kitabı her zaman arabamda yanımda taşımaya başladım.

Boş aralarda satır satır okuyup notlar tutmaya başladım.

Hatta Vali yardımcısı duyarlı kültür adamı Ömer Faruk GÜNAY’ a da gösterdim. Kendisine, Aydın tarihini işgal yıllarını anlayabilmesi için ,bu kitabı mutlaka okumasını önerdim.

Kendisinin engin hoşgörüsüne sığınarak bu özel konuşmayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Üç gün sonra kendisi telefonla bana döndü.

Makamında konuşup kitabın kritiğini yaparken , “ gerçekten çok objektif olarak kaleme alınmış tarafsız ve gerçekçi bir anlatım “ dediği kitabı bir hafta sonu, solukla bitirdiğini belirtti.

Gerçekten yazar Asaf Gökbel Aydın’ın işgal yıllarında olan biteni, tarafsız ve objektif olarak kaleme almış.

Hatta Yunan işgaline karşı Aydın’ı kurtaran Yağmacıları , yağma yapanları , Aydın’ı kurtarmaya gelenlerin , Yunanlıların Kemer mahallesine geri çekilmesinden sonra kenti nasıl iki gün talan ettiklerini , yağma yapıp soyduklarını açık dille kaleme almış.

İşgalin bu utanç verici günlerinden sonra Yunan askerleri Kemer çakırlar çayı içinde bekleşirken , arkalarından gelenlerin olmadığını görünce Karabağ’a ( İncirliova ) geri çekilirler.

İzmir e yanaşan Yunan uçak gemisinden hareket eden uçaklar Aydın semalarında keşif uçuşu yaparak ortalığın boş ve kentin terkedildiğini görünce Aydın’ı tekrar ikinci kez işgal ederler.

İşte tarihte bir kentin iki kere işgali ve iki kere kurtuluşu böyle kayıtlara geçer.

AYDINLIYIM DİYEN HERKES İŞTE BU KİTABI OKUMALIDIR.

Rahmetli Asaf GÖKBEL arşivi aileden temin edilerek , EFELER BOSNALI KENT BELLEĞİNE özel bir köşede sergilenmelidir.

İşte yakın tarihimizin kanaat önderi, yaşananlara şahit , Atatürk ile aynı sofrada yer alan ASAF GÖKBEL adına ilimizde KOZDİBİ meydanında basit demir iskeleden mevcut kuvvayı milliye meydanına bu meydandan yetkili AYDIN BÜYÜKŞEHİR belediyesi tarafından bir anıt heykeli yapılarak , Aydın tarihinin geçmişi ve yaşanılanların özeti, yanına yapılacak panolara ve levhalara kazınmalıdır.

Aydın kentinde girişimlerim sonucu, ASAF GÖKBEL adına nihayet bir parka adı verilmiştir geçen sene.

Buradan önerim , kent içinde Adnan Menderes Bulvarı başındaki UĞUR MUMCU parkının adının değiştirilerek , ASAF GÖKBEL adı verilmeli ve bu küçük alana KUVAYI MİLLİYE bilgilerinin yer aldığı pano bilgileri yerleştirilmelidir.

Çok saygın gazeteci ve düşün adamı Uğur Mumcu içinde Kent içine yapılacak daha büyük ve geniş bir parka adı verilmelidir.

ASAF GÖKBEL adının bu kente geçen hizmetleri ,gösterdiği kahramanlıkları nedeniyle , GÖKBEL ailesine ahde vefa gösterilmeli ve anısına saygı duymalıyız.