15.-16. YÜZYILLARDA AYDINDA TARIMSAL ÜRETİM-2

Abone Ol

Aydın İli “Kâfirleri” Hem II. Murad hem Fatih Mehmed devirlerinde Aydın İl’inde ‘kâfir’ olarak tanımlanan kişilere rastlanır. Ayrıca, bu kâfirler zamanında dikilmiş zeytin, dut, kestane ve ceviz ağaçlarına atıflar yapılır. Bu ağaçların diğer ağaçlardan farklı vergilendirildiği görülür (499).

Aydın Sancağı’nda 008 Numaralı Tapu Tahrir Defterine göre 1480 yılında devletin aldığı vergilerin Osmanlı Devleti’nin bir tarım devleti olması nedeniyle tarımsal alandan gerçekleştirildiğini görmekteyiz. Aydın Sancağı kazalarına genel olarak baktığımızda yerleşim birimlerinin tamamına yakınında tahıl ürünleri, baklagiller, keten ve kendir, susam, üzüm, bostan, bağ, bahçe işleri ile uğraşılmaktadır. Badem ve narenciyede bölgenin önemli ürünleri arasında yer almaktaydı. Çoğu zaman tahrir defterlerinde meyve isimleri ayrı ayrı zikredilmeden vergiler “öşr-i meyve” adı altında verilmiştir. Aydın livasında tarıma uygun olmayan bölümlerinde küçükbaş hayvancılığın yanında inek, manda ve deve de beslenen hayvanlar arasındadır. Balıkçılık kıyıya sınırı olan kazalarda kısmen yapılsa da liva genelinde pek yaygın değildir. Bu yerleşim birimlerinin bazılarında yaylak ve ormanlık olarak kaydedilmiş alanlar da bulunmaktadır (504).

Osmanlı dönemlerinde tarımsal üretimi etkileyen unsurlardan birisi de iklimdir.

Bilim adamları, mevsimsel olmayan değişimlerin sıklıkla yaşandığı, uzun süreli soğuk dönemlerin ve anormal hava hareketlerinin var olduğu 15. yüzyıl (kimilerine göre 16. yüzyılın ikinci yarısı) ile 19. yüzyıl arasında “Küçük Buzul Çağı” yaşandığının ileri sürmektedirler. “Küçük Buzul Çağı” terimini 1939 yılında ilk defa F.E. Matthes kullanmış ve 1960 yıllardan itibaren de gerek kullanılan tabirin uygunluğu gerekse de etki ettiği alan bağlamında çalışmalar yapılmıştır (507).

Akdeniz havzası hava koşullarının esiri olup, kıtlıklar ve açlıklarla uğraşırken Osmanlı Devleti’nin bu olumsuz iklim koşullarından yalıtılmış normal bir süreç geçirmiş olmasını beklemek çok da akla yatkın gelmemektedir. Nitekim Mühimme kayıtlarında iklimdeki anormallikleri işaret eden bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca yukarıdaki bölümlerde bahsedilen etkenleri de göz ardı etmeden iklimsel koşulların da etkisiyle yine Avrupa’dakine benzer, hububat arzında yaşanan sıkıntıların varlığına dair veriler de Mühimme kayıtlarından çıkarılabilir (508).

Osmanlı Devleti’nde 16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, 1560’lardan sonra, olağandışı yağış hareketleri, sert kışlarla kendisini göstermiş olabileceğini verdiği somut tarihsel örneklerle ortaya koymaktadır; 1568 yılında gerçekleşen don olayı nedeniyle Dimetoka’da miri zahire toplanamamış (509).

Ancak Aydın ilinde başta Bozdoğan ve Çine olmak üzere su bolluğu yaşayan bölgelerde başta çeltik olmak üzere sulu tarım yaygındı.

XIV. yüzyılın ilk yarısından itibaren Anadolu’da yaygınlaşan çeltik ziraatı, Osmanlı İmparatorluğu’nda daha fazla gelişme göstermiş, sarayın ve halkın mutfağında pirinç âdeta vazgeçilmez temel gıda maddelerinden biri haline gelmiştir. Aydın Sancağı’nda da çeltik üretiminin oldukça yaygın olduğu anlaşılmaktadır. Çeltik üretimi özel bir gayret ve çabayı gerektiren ve bol suya ihtiyaç duyulan zahmetli bir faaliyet olmasından ötürü, Osmanlı İmparatorluğu’nda bu işle iştigal eden kişilere, “çeltükçi reâyâ’ya özel bir takım vergi muafiyeti ve kolaylıklar tanınmıştır. Aydın Sancağı’nda çeltükçi reaya (çeltükçi ve kürekçi) avarızdan muaf tutulmuştur. Ayrıca çift resmini de az ödüyorlardı. Bununla ilgili olarak hükümde “Bu mezkûr köyün halkı çeltik işlediği sebebden çift başına yedişer akça verürlermiş. Merhum Murad Hüdavendigar bunda geldiği bu resme hükmetmiş. Ellerinde mektubları vardır. Kuradan nesne almaz imiş. Amma ekdükleri çeltüğün iki hissesin padişah için alurlar. Bir hissesin rençber alur ” II. Murad Aydın Sancağındaki çeltükçülere bazı kolaylıklar tanımıştır. Defterde çeltik üretimi ile ilgili gelirler 78.203 akça ile toplam gelir içerisinde %8 nispetinde yer almıştır. Üretim miktarına ulaşabilmek için elimizde yeterli veri bulunmamaktadır. Kayıtlarda tohum miktarı, ekimi alanı ve hâsılatı ile ilgili değerler çoğunlukla ayrıntılı olarak belirtilmemiş, doğrudan çeltik hâsılı yazılmıştır. Bazı kayıtlarda ise “Çeltük-

i Arg-ı Bozdoğan, yirmi dört erlik, tohum iki müdd, bi-müdd-i Aydın, hâsıl-ı çeltik 9 müdd, minhâ meblağ 9.000” 73 ve “Çeltük-i Arg-ı Kazan Deresi, erlik otuz dört, müdd-i tohum dört buçuk müdd Aydın müddüyle, resm-i balçık 510, hâsıl-ı müdd 19, meblağ minhâ 18.000”74 olduğu gibi tafsilatlı bilgiler de mevcuttur. Buna göre çeltiğin kilesi 47-50 akça civarındadır (505).