ANAYASA PAKETİ

Abone Ol

“Evet” veren milletvekilleri birinci turda istediğini aldı. İkinci turda MHP’li milletvekillerinin kazan kaldıracağını sanmıyorum. AKP ve MHP’nin önderleri işi sıkı tutup milletvekillerini erken seçimle korkutuyorlar.

Erken seçim de nereden çıktı demeyin. Bu görüş MHP’ye ait. Bu görüşü zaman zaman itiraf ettiler. “Ak Parti erken seçime gitmesin diye Başkanlık sistemini ileriye sürdük” dediler. Böyle bir fırsatı elde eden AK Parti, Başkanlık sistemine dört elle sarıldı. Oysa AK Partinin böyle bir niyeti yoktu ve Bahçeli kendi koltuğunu korumak için bu ihtimali gözönünde bulundurarak altın tepsi içinde AK Partiye Başkanlık sistemini sundu.

Bahçeli, birinci tur oylamalarında milletvekillerine gözdağı verircesine Türkiye’nin bir erken seçime gideceğini sık sık tekrarladı durdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da Bahçeli’ye destek verircesine erken seçim kozunu kullandı.Oysa AK Parti iktidarı Türkiye’nin içinde bulunduğu ortamda erken seçimi hiç düşünmüyordu. Mecliste tasarı maddeleri oylanırken bile “erken seçime gidebiliriz” itirafları hafta boyunca devam etti.

MHP’li 25 civarında milletvekili müzakereler sırasında liderlerinin sözünü tutarak, Evet oyu verdiler. Ama hiç biri verdikleri oyların Türkiye’yi nereye götüreceğini hiç düşünmediler.--Başkanlık sistemi bu ülkeye huzur ve refah getirebilir mi? Ekonomi düzelir mi? Terör ve toplumdaki kutuplaşmalar sona erer mi? Milletvekilleri oy verirken bunların hiç birini düşünmüyorlar. Sözde parti disiplini içinde liderinin talimatlarını yerine getiriyor. Ancak birinci amaçları koltuklarını korumak.

Bunun dışında hiçbir şey düşünmüyorlar. Mesela kuvvetler ayrılığı prensipleri ne olacak? Yürütmenin yasama ve yargı ile arasındaki fren ve dengenin sağlıklı kurulması için hiçbir çaba sarfedilmiyor.

Bu düzenleme demokratik ortamlarda yerine getirilmeli. Aksi halde bizim gibi toplumsal kutuplaşmanın derinleştiği ülkede sosyal sorunlarla karşılaşmanız kaçınılmaz olur.

Cumhurbaşkanı partisinin başkanı:

Cumhurbaşkanına parti Genel Başkanı olmak için verilecek serbestlik, Türkiye’ye ne getirir.

Bu değişiklik günümüzde olduğu gibi, gelecekte de büyük tartışma yaratacaktır. Çünkü Başkan artık partili olduğu için tarafsız olamayacak. Aynı zamanda kendisine milletvekillerini belirleme yetkisi de verilecek. Siyasi partiler yasası değişmeden böyle bir yetki nasıl verilecek bilemiyorum.Parlamento ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin 5 yılda bir aynı gün yapılması da gündeme geliyor. Yani Cumhurbaşkanı ile milletvekilleri aynı seçilecek. Oysa seçmenler, parlamentoya ayrı, Cumhurbaşkanına ayrı partilerden seçmek isteyebilirler. O zaman ortaya çıkacak baskı ihtimali nasıl önlenecek?Özetle bugüne kadar yapılan müzakerelerde ve kabul edilen maddelerle Cumhurbaşkanına verilen maddeler şunlar:

- Cumhurbaşkanına partisinin Genel Başkanı olacak ölçüde serbestlik.

- Parlamento ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri 5 yılda bir aynı günde yapılacak.

- Cumhurbaşkanına yürütme ile ilgili konularda kararname çıkarma ve yüksek bürokratları atama yetkisi veriliyor.

- Cumhurbaşkanına olağanüstü hal ilan etme yetkisi veriliyor.

- Gensoru kaldırılıyor.

- Yargının bağımsız olduğu ifadesinin eklenmesi yargıyı güçlendirse de bu gelişme tek başına yeterli değil. Parti liderinin milletvekillerini belirlediği bu sebeple meclisin oluşumunda söz sahibi oldukları düşünüldüğünde HSYK ve Anayasa üyelerinin seçiminde Cumhurbaşkanına kendi seçme adetinin dışında büyük bir etki anlamı bırakılmış oluyor.- Cumhurbaşkanına vatana ihanet dışındaki suçlarda da yargılanabilme imkanı getirilmesi, hesap verilirken olumlu bir adım olsa bile mevcut siyasi parti yasasıyla seçim sisteminin etkisi sonucu oluşacak meclis dağılımı, parti yapısı ile seçim sisteminin etkisi sonucu oluşacak meclis dağılımı yürütmenin yasama üzerindeki etkisini artırması ne kadar tarafsız olur?Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulalı 97 yıl oldu. Cumhuriyet kurulalı 94 yıl oldu. İyi güzel de bu yılların birikimleri, yeni Anayasa ile bir anda yok olup gidecek mi?

1 Asıra yaklaşan süreçte toplumumuz demokrasiyi özümseyebildi mi?

Yaşım itibariyle tek partili ve tek adamlı CHP’nin 27 yıllık iktidarını yaşayarak gördüm. O günlerde de özgürlüğü hissederek doya doya yaşamadık.

1946’da çok partili düzene geçtik de ne oldu? Çok özgür ve refah bir toplum mu olduk?1950’den sonra yaşadığımız askeri ihtilaller dönemini hiç unutamıyorum. Bu süreçlerde de demokrasimiz sürekli kesintiye uğradı. Özellikle 1980 Askeri Harekatı, Türkiye demokrasisinin kara bir lekesi oldu.Günümüzde değişen ne? Demokrat mı olduk. Özgürlüğü doya doya mı tattık. Kavga ile hazırlanan anayasa maddelerini, yine kavga ederek müzakere ediyoruz.

Türkiye’nin geldiği yere bakın. TBMM’de tüm yetkileri bir tek kişiye vermek için birbirimizle kavga ediyoruz. Türkiye çok partili sisteme geçeli 70 yıl oldu. 70 yıllık demokrasi döneminde yatıp kalkıp demokrasi konuştuk da elimize ne geçti? Bugün TBMM’de her meslekten insan var. Çoğu yüksek eğitim görmüş insanlar. Ama davranış biçimleriyle adaleti katlediyorlar.Ve bizler, bu insanlara geleceğimizi şekillendirsinler diye kanun yapma görevi veriyoruz.

Demokrat olmayan, insan sevgisiyle donatılmayan bu insanlara nasıl olur da mecliste kanun yapma yetkisi verilir.