ANILAR YATIYA GELDİĞİNDE AHMET KUMRAL

Abone Ol

1935 yılında Aydın’da doğan Kumral, Sanat Mektebi’ni ikinci sınıfından terk etmiş. Sebebi de top depme tutkunluğu.Askerliğini Bornova Topçu Alayı’nda yaptıktan sonra 1963’de evlenmiş. Kumral, iki kız babası.

Futbola 1950’de Esnafspor’da gözünü açan Ahmet Kumral; Selahattin Pehlivanoğlu, Hilmi Bosnalı, Kazım Demirdöğen, Müfit Berkkam, Ahmet Altınel, Ahmet Zeki Başeskioğlu ve Burhanettin Şener’in yönetiminde Mavi- Beyazlı formayı ıslatmış. Kumral, şimdi Hasan Efendi Mahallesi’ndeki dükkânında daktilo tamirciliği yapıyor.

Arap Hamdi, Erol Çetin, Bankacı Atila, Tahsin Yalman, "Baba" Kemal Ünlü, Arap Fuat, BJK’li Güven Önüt, Necdet, Oktay Eğin, Aykut Akkor, Selami Hoca ve Hakkı Güngör’lü kadrosu ile 1958’de Bursa’da yapılan Türkiye Amatör Küme Şampiyonası’nda üçüncü olmuş.

Bursa Güvenspor, Trabzon İdman Ocağı, Ankara Muhafız Gücü takımları ile girişilen kıyasıya mücadelede Aydın Esnafspor’a Türkiye üçüncülüğünü kazandırmışlar. Finaldeki maçı da Hakkı Gürüz yönetmiş.

Aydın Amatörde o yıllarda Esnafspor, Akınspor, Güneşspor, Hilalspor, Aydın Amatör, Menderes, Sümerspor, Dumlupınar, Çine Madran ve İncirliova Gençlik takımları sahne alıyormuş.Ahmet Kumral anılarını anlatırken gözleri, eski son baharların ıslattığı çocuk hıçkırıklarına dönüştü. Yaşadığı günleri sıralarken hayli heyecanlıydı. “Altınordu’dan beni istiyorlardı. İzmir’e kanatlanıp uçmamın gel-gitindeydi yüreğim. Transfer kapısını araladım derken, Muğla’da yapılan grup maçlarında oynarken ayağım kırıldı. Maçın hakemi de İzmir bölgesinden Hakkı Çaktırma idi. Bu şansız günden sonra Futbola uzun süre ara verdim” diyor.

1960’da tekrar sahalara dönen Kumral’ın anı arşivleri bitmek bilmiyor. Odun sobalı duşlar, Capsolin kokan koridorlar, kaynana zırıltılı ve ayva atan tribünler Kumral’ın eski hayallerini yeniden canlandırıyor.1958’de şampiyon olan Esnafspor’un karşısına yönetim Fenerbahçe’yi davet etmiş. Şükrü Ersoy, Özcan Arkoç, Mikro Mustafa, Kadri Aytaç, Şeref Has, Can Bartu, Lefter, Basri Dirimli, Osman, Hilmi ve Avni’li kadroya 5–3 yenilmiş Esnafspor. Bu şampiyon kadronun Antrenörü krampon ve futbol topu uzmanı “Dayı” Zihni Demir miş.

Kumral, “İnanın o günkü futbolumuz Fener’in önünde idi, ama yöneticilerden gelen uyarılar bizi frenledi. “Siz Fenere nasıl direnirsiniz” dediler. Misafire saygıda kusur etmedik, yenildik. Ama torunlarımız yıllar sonra Kadıköy’de rövanşı 6–1 aldı” dedi.Can Bartu’ya hayran olduğunu söyleyen Kumral, attığı golü şöyle anlatıyor. “(Baba) Kemal Ünlü’nün derin pasında topla buluştum, Basri’yi çalımlayıp Şükrü Ersoy ile karşı karşıya geldim, kafamı kaldırıp bütün gücümle sağ ayağımı savurdum, top sol köşeye, doksan denilen yere gitti.”

Yıllar sonra kaderin cilvesi Şükrü Ersoy’la Ahmet Kumral’ı Aydınspor’da buluşturmuş. Ersoy teknik patron, Kumral da çiçeği burnunda yöneticiymiş. 1958’deki maçı unutmayan Ersoy, Kumral’a şöyle demiş: “O gün bana attığın gol hayatımda yediğim ender gollerden biriydi”

Kumral; “bu günkü futbolu ve futbolcuyu görüyorum da, Muğla’da ayağımı bedavaya kırmışım diyorum. Saha toprak, dizlerimizin yarası iki haftada kapanmıyor. Futbol topları şimdiki gibi turfanda kavun kadar değildi, balon gibi marpuçlu iç lastiği yarıktan içeri sokuyor ve şişiriyorsun. Ayakkabı bağlar gibi deri bağcıkla bağlıyorsun. O topa kafa vuran babayiğit az bulunurdu” diyor.

Her topçunun kendi ayakkabısını kendisi alıp, tamir ettirdiğini vurgulayan Kumral, “Maç günü yaklaştıkça saatler geçmek bilmez, içimizdeki heyecan bir başka olurdu” diyor.O günlerin futbolu çok sert, eziyetli geçermiş, ama sahadan atılmak çok ayıpmış. O yılların futbol ahlakı buymuş demek. Aynı duyguları şimdiki çağın futbolcuları da yaşasaydı süper ligden alaşağı olmazdık sanırım.

Bugünün topçularına ibret olacak bir transfer öyküsü:Kumral; “Hilalspor idarecileri beni kaçırdı. Tekel binasına sakladılar. Başkan Müfit Berkman duyunca, Oktay Eğin ve Ziya Kumralı’ya ‘Bulun getirin o adamı’ demiş. Hilalspor idarecileri de İş Bankası’na bin beş yüz lira çekmeye gittiler. Müfit ağabeyi çok sevdiğimden dayanamadım, fırsattan istifade kaçtım. Vilayetin üst katında bulunan bölge binasındaki odasına gittik.Başkan,

“Sen nereye gittin! Şurayı imzala” dedi ve elini cebime soktu. Merdivenlerden inerken cebimde beş yüz lira olduğunu gördüm. Terzi Saffet Çeliker’e iki takım elbise diktirdim” dedi.Ahmet Kumral, küçük dükkânında modası azalan daktilolarla anılarını paylaşır olmuş. Bilgisayar icat olunca daktilolar da antika olup raflara kalkmış artık. Bankacılığımdan bilirim daktilocu Ahmet Kumral’ı gece yarılarına kadar daktilo tuşlarının arasında boğuşurdu. Sabahladığı bile çok olmuş dükkânında.

1958’in şampiyonluğunu unutamayan Kumral, Burhanettin Şener’in Gar’da verdiği yemeği şöyle dillendiriyor:“Burhanettin bey, Gar Gazinosu’ndaki yemeğe eşi Mualla hanımın da katılması için bizi görevlendirdi. Eve geldiğimizde hanımefendi bizi tebrik edip, ilk kez tattığım bir bardak viskiyi ikram etti. Onun kıvılcımı hala boğazımda duruyor.”Kumral, 35 yıldır Aydınspor maçlarına gitmiyor. Cevat Aldemir’in başkanlığı döneminde siyasilere boyun eğen şampiyonluk O’nu çok üzmüş. Tire –Aydın maçından sonra yaşanan sevinç mateme dönüşünce futbol sevgisi dizlerinin üstüne çökmüş. Futbolcuların bencilliğini, lastikli profesyonelliğin nikâh şekeri gibi futbolunu gördükçe stadın önünden bile geçmez olmuş. Hırsıyla, futboluyla o günleri tekrar yaşayan Kumral, göz pınarlarının el verdiğince satır aralarımıza konuk oldu...Yüreğine sağlık Ahmet Kumral!...