Aydın Son Dakika Haberleri

Aydın tarımını kuraklık ve yüksek maliyetler vurdu

Aydın Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu ve Efeler Ziraat Odası Başkanı Mehmet Kendirlioğlu, tarımsal kuraklık ve artan girdi maliyetleri nedeniyle çiftçinin zor bir yıl geçirdiğini belirterek, “2025 yılı çiftçimiz açısından kâbus gibi bir yıl oldu” dedi

Abone Ol

Aydın Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu ve Efeler Ziraat Odası Başkanı Mehmet Kendirlioğlu, tarımsal kuraklık ve artan girdi maliyetleri nedeniyle Aydın çiftçisinin “kâbus gibi bir yıl” geçirdiğini dile getirdi.


Yeni Kıroba’nın sorularını yanıtlayan Kendirlioğlu, Aydın’da ovadaki ürün desenin değiştiğine dikkati çekerek, “Bu, bugünün sorunu değil. Son 50 yıla baktığınızda Aydın’da takriben bir milyon dönüm civarında pamuk ekilirken bu 450 binlere düştü. Yüzde 50 düşüş var. Bunun tabii çeşitli sebepleri var. Bunun başında girdi maliyetleri, tarımsal kuraklık ve işçiliğin pahalı olması geliyor” dedi.

“PAMUK PARA ETMİYOR”

Girdi maliyetlerinde anormal derecede yaşanan artışa karşın ürün fiyatının aynı ölçüde artmadığının altını çizen Kendirlioğlu, şunları söyledi: “Bugün pamuğun olması gereken fiyat, bir doların karşılığı olan Türk Lirasıdır. Bu sene maalesef bu rakam 25 ila 27 lira arasında değişiyor. Bu rakam geçen senenin rakamı. Girdi maliyetlerinin resmi kaynaklara göre yüzde 40 arttığı ortadayken fiyatların aynı kalması çiftçilerimizin içinde bulunduğu gösteriyor. Sadece Söke’de buğday ekiminin 300 bin dönüm civarında buğday ekildiğini biliyoruz. Bunun da ana sebebi tarımsal kuraklık ve pamuğun para etmemesi.”

“KİMSE, ATEŞTEN GÖMLEK GİYMEK İSTEMEZ”

Aydın’ın bazı ilçelerinde pamuk üretiminden tamamen vazgeçildiğini aktaran Kendirlioğlu, “Çine, Karpuzlu gibi yerlerde bir dönüm bile pamuk yok. Şartlar böyle giderse, tarımsal kuraklık ve girdi maliyetlerindeki bu artış sürerse önümüzdeki birkaç sene sonra Aydın’da pamuk biter. Kimse ekmek istemez. Zarar, ateşten bir gömlek, kimse giymek istemez. Kısacası kuru tarıma geçmek durumunda kalacağız. Şu andaki görüntü ve gidişat oraya doğru gidiyor. Bu da gelirin çok daha aşağı düşmesi demek. Tarımın yan sektörleri de bundan ciddi şekilde etkilenir.”

2026’DA DA ‘KISITLI SULAMA’ UYGULANACAK

“2025 yılı çiftçimiz açısından her yönüyle kâbus gibi bir yıl oldu” diyen Kendirlioğlu, “Kışın 2 defa çok şiddetli zirai don olayını yaşadık. Burada çok büyük zirai kayıplar oldu. Arkasından yine tüm Türkiye’de tarımsal kuraklık yaşandı. 2026’da da kısıtlı sulama öngörülüyor. 2024’te, 2025’te de bu süreci yaşadık. 2026’da daha zor bir sezon bizi bekliyor gibi gözüküyor. Bunu söylemek için belki çok erken ama şu anda yeterli yağışlar yok. Bunun tedbirlerini bugünden aldığımız için kısıtlı sulama kararı şimdiden deklare edildi. İncirde çok büyük sıkıntılar yaşadık. Hala yaşamaya devam ediyoruz. Fiyatta sıkıntılar oluştu. Geçen sene incir fiyatı, 240 – 250 lira civarındayken o fiyat bugün 200’lerin daha altında. 15 – 20 gün önce bu fiyatlar bile yoktu” diye konuştu.

“İŞİN İÇİNDEN ÇIKMAK ZOR”

Mehmet Kendirlioğlu, “Zeytin yine aynı şekilde. Zeytinde 2 sene önceye baktığımızda 250 lira zeytinyağı fiyatı oluştuğunda ‘zeytinyağı değerini buldu’ demiştik. Şu anda bu rakam 200’ler civarında. Ancak girdi maliyetleri 2 yılda yüzde 100 katlandı. Bu işin içinden çıkmak çok zor. Zeytinde ‘aile ziraatı’ devreye giriyor. Aile yapmayıp da işçi bularak yaptırıyorsanız para kazanmak çok zor. Kestanede verim iyiydi. Fiyatlar geçen sene civarında olsa da verimden kurtarabiliyor. Kestane de lokal yerlerde yetişen bir ürün. Ama kalitenin iyi olması teselli oldu” görüşlerini dile getirdi.

Hayvancılıkta da şap hastalığından kaynaklı sorunlar yaşandığına değinen Kendirlioğlu, “Çiftçinin en çok kullandığı ürünlerin başında gelen mazotun litresi 60 liraya dayandı. 50 kilogramlık gübrelerin fiyatı bin liranın üzerine çıktı. Zirai ilaç aldı başını gitti. Tohum, fide ve işçilik maliyetleri arttı” dedi.