Güncel

“Aydın’da her şey var ama…”

Geçtiğimiz günlerde Aydın Şoförler Odası Başkanı Semih Özmeriç’i ziyaret ettim. AYESOB adaylığı sürecini ve esnaf için planlarını dinledim. Anlattıkları, Aydın esnafının yaşadığı sorunlara farklı bir pencere açıyor.

Abone Ol

Aydın Şoförler Odası Başkanı Semih Özmeriç’in, Aydın Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği başkan adaylığını açıklamasının ardından hayırlı olsun ziyaretlerinden birine ben de katıldım. Hem Aydın’ı konuştuk hem de esnafın bugün içinde bulunduğu durumu. Daha da önemlisi, seçildiği takdirde neler yapmayı planladığını kendi ağzından dinleme fırsatı buldum. Sohbet ilerledikçe, meselenin sadece ekonomik olmadığını; yönetim, bakış açısı ve biraz da cesaret işi olduğunu daha net gördüm.

MASADA SADECE SEÇİM YOKTU, AYDIN VARDI

Ziyaret sırasında dikkatimi çeken ilk şey, konuşmanın merkezinde seçim değil, Aydın’ın kendisinin olmasıydı. Semih başkan, klasik bir aday dili kullanmaktan özellikle kaçınıyor. Çünkü kendisi sahadan gelen bir isim…

Aydın’ın üretim gücünden söz ederken, aslında bir eksiklikten değil, bir değerlendirememe halinden bahsediyor. “Sorun üretim değil, yönetim” derken kastettiği de tam olarak bu. Çünkü gerçekten de Aydın’ın toprağı bereketli, esnafı çalışkan. Ama ortaya çıkan tablo, bu potansiyeli tam olarak yansıtmıyor.

“HELVAYI YAPAMIYORUZ” SÖZÜ BOŞUNA DEĞİL

Sohbetin bir yerinde kurduğu bir cümle aklımda kaldı: “Un var, şeker var, yağ var… Ama helvayı yapamıyoruz.” Bu, belki de uzun uzun anlatılabilecek bir sorunun kısa özeti.

Aydın’da her şey var aslında. Ürün var, üretici var, bilgi var. Ama bunları bir araya getirecek doğru sistem eksik. Özmeriç’in özellikle üzerinde durduğu nokta da bu oldu. Meslek standartlarının uygulanması, denetimlerin artırılması ve esnafa rehberlik edilmesi halinde işlerin değişeceğini düşünüyor.

Bu noktada oda yapılarının daha aktif olması gerektiğini sık sık vurguluyor. Çünkü ona göre çözüm, uzakta değil; sistemin içinde ama doğru işletilmeyi bekliyor.

ALGI SORUNU, EN AZ ÜRETİM KADAR ÖNEMLİ

Konuşmanın en çarpıcı başlıklarından biri de Aydın ürünleri üzerindeki algı meselesiydi. Zeytinyağı ve incir gibi dünya çapında değer gören ürünlerin, iç piyasada hak ettiği karşılığı bulamaması gerçekten düşündürücü.

Özmeriç, bunun nedenini açık açık ifade ediyor: Denetimsizlik ve kötü örnekler. Birkaç yanlış uygulamanın, tüm kentin emeğini gölgelediğini söylüyor. Hatta verdiği bir örnek, durumun ne kadar çarpıcı olduğunu ortaya koyuyor. Aydınlı bir esnafın, kendi şehrinde üretilen zeytinyağını başka bir ilden almak zorunda kalması…

Bu sadece ticari bir kayıp değil. Aynı zamanda güven kaybı. Ve bu güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiği açık.

ESNAFIN YÜKÜ HER GEÇEN GÜN AĞIRLAŞIYOR

Elbette konu sadece algı ya da yönetimle sınırlı değil. Ekonomik gerçekler de masadaydı. Artan maliyetler, yükselen enflasyon ve vergi yükü… Esnafın sırtındaki yük her geçen gün biraz daha artıyor.

Özmeriç, özellikle vergi konusunda daha dengeli bir yapı gerektiğini düşünüyor. Aynı kazanç üzerinden birden fazla vergi alınmasının esnafı zorladığını ifade ediyor. Bu durumun sürdürülebilir olmadığını ve mutlaka yeniden ele alınması gerektiğini söylüyor.

“SORUNU EN İYİ ESNAF BİLİR”

Belki de en çok dikkat çeken yaklaşımı buydu. Çözümü yukarıdan aşağıya değil, doğrudan esnafla birlikte üretmek gerektiğini savunuyor.

“Bakkalın sorununu bakkala sorarız” derken aslında çok temel ama çoğu zaman ihmal edilen bir gerçeğe işaret ediyor. Herkes kendi işini en iyi kendisi bilir. Bu yüzden odaların sahayla bağını koparmaması gerektiğini düşünüyor.

Ziyaretten ayrılırken aklımda net bir cümle vardı: Aydın’da sorun yok değil, ama çözümsüz de değil. Yeter ki doğru yerden bakılsın, doğru şekilde yönetilsin. Özmeriç’in anlattıkları da tam olarak bunu söylüyor. Şimdi asıl soru şu: Bu bakış açısı sahaya ne kadar yansıyacak? Zaman gösterecek.

Son söz niyetine; Aydın Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği başkan adaylığı sürecinde Semih Özmeriç’e başarılar diliyor, bu yola çıkarken attığı adımın hem kendisi hem de Aydın esnafı adına hayırlı olmasını temenni ediyorum…