Gündem

Aydınlı çiftçiyi bir de savaş vurdu!

Aydın’da üreticiler, artan maliyetler karşısında ayakta kalma mücadelesi verirken, bir de çiftçiyi küresel savaşın etkisiyle yükselen mazot ve gübre fiyatları vurdu. Aydın Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Mehmet Kendirlioğlu, mazotun kısa sürede 80 liraya dayanmasının ve gübre fiyatlarının yüzde 50’ye varan oranlarda artmasının üretimi sürdürülemez hale getirdiğini belirterek, “Bu maliyetlerle tarlaya inmemiz mümkün değil” dedi.

Abone Ol

Aydınlı çiftçi, yüksek maliyetlerin üzerine küresel savaşın etkisiyle gelen zamlarla iyice zor durumda kaldı. İsrail-İran ve ABD arasında yaşanan gerilimin petrol piyasalarına yansımasıyla mazot fiyatları kısa sürede 80 liraya dayanırken, gübre ve diğer tarımsal girdilerdeki artış üreticinin maliyetlerini katladı. Aydın Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Mehmet Kendirlioğlu, mevcut şartlarda üretimin sürdürülebilirliğinin ciddi şekilde tehlikeye girdiğini belirterek, çiftçinin desteklenmemesi halinde tarlaya inmenin dahi mümkün olmayacağını vurguladı.

Kendirlioğlu, akaryakıt fiyatlarındaki artışın kaçınılmaz olarak çiftçiye yansıdığını belirterek, “İran –İsrail- ABD arasındaki savaş özellikle akaryakıt, çiftçinin kullanacağı mazot artınca, bizim çiftçiye yansımaması düşünülemez. Tüm dünya bundan etkileniyor. Tabi bizim ülkede bundan etkileniyor. İlk olarak eşel mobil sistemine geçildi. Bir miktar oradan karşılandı zamlar. Ama eşel mobil sistemindeki rakam da bitince şu anda gelen her türlü zam pompaya yansıyor. Bugün itibariyl 80 lira civarına geldi akaryakıt. Bundan 1,5 -2 ay önce fiyatlara baktığımızda 55 lira civarındaydı. 2 ayda 25 lira civarında zam gelmiş oldu. Bu hakikaten üreticiliği sürdürülebilir olmaktan çıkarıyor. Fiyatlar çok arttı.”

“AYDIN ÇİFTÇİSİNİN TARLAYA İNDİĞİ ZAMAN MALİYETLER ARTTI”

“Ekim dönemi olduğuna dikkat çeken Kendirlioğlu, Aydın çiftçisinin tam tarlaya indikleri zaman. Mart-Nisan ayları ekim zamanı. Pamuktur, yazlık meyve ve sebzeler bu zamanlarda ekiliyor. Hayvancılık da aynı şekilde. Tarımla ilgili faaliyetlerin mazotsuz olması mümkün değil” diye konuştu.

Kendirlioğlu, gübre fiyatlarındaki artışa da değinerek, “Tabi akaryakıtın yanı sıra bu savaştan gübre fiyatları da etkilendi. Gübre fiyatları da yüzde 40-50 civarında fiyat artışı söz konusu oldu. Bugün ortalama bir gübrenin 50 kiloluk torbası 1500 lira civarında. Yani 2 bin liralara yakın gübrelerde var. Ortalamaya baktığımızda fiyatların anormal derece arttığı gözlemleniyor” ifadelerini kullandı.

Kendirlioğlu, zirai ilaçların da zamdan etkileneceğini belirterek, ithal girdiler nedeniyle maliyetlerin daha da artacağını söyledi.

“TÜKETİCİYE YÜZDE YÜZ YANSIYACAK”

Artan maliyetlerin sadece üreticiyi değil tüketiciyi de etkileyeceğini vurgulayan Kendirlioğlu, “Bu zamların biz üreticinin yanı sıra tüketiciye de etkileri olacaktır. Girdi maliyetlerinin artması, dolayısıyla bizim ürettiklerimize de yansıyacak. Gıda fiyatlarına da yüzde 100 yansıyacak. Şimdi biz sonuçta bir meslek icra ediyoruz. Bizim de buradan para kazanmamız gerekiyor ki sürdürülebilir olsun. Bizim de bakmakla yükümlü olduğumuz bir ailemiz var. Kimse zarar etmek istemez. Zaten çiftçilikte kar marjı çok yüksek değildir. Biz zarar olmadığı müddetçe yapmak zorundayız. Çünkü bizim yapacak başka bir işimiz yok. Hadi işimi değiştireyim deme şansımız yok.

“EN PAHALI ‘YOK’TUR”

En büyük riskin ürün yokluğu olduğunu ifade eden Kendirlioğlu, “Biz ucuz ya da pahalı bu üretimi sürdüreceğiz. Burada benim en çok endişe ettiğimiz konu şu olabilir. En pahalı ‘yok’tur. Yani yeter ki yok olmasın. Biz ona bile razı oluruz. ‘Yok’un karşılığı yok. 80 lira da olsa bulunabilmesi bile bizim için çok değerli. Çünkü yok olduğunda hiçbir şey yapamayız. Bizde akaryakıta bağlı bir tarım modeli var” dedi.

“DEVLETİN DEVREYE GİRMESİ LAZIM”

Çözümün devlet desteğinden geçtiğini belirten Kendirlioğlu şu ifadeleri kullandı; “Burada tek çözüm var. Devletin devreye girerek, bu akaryakıt ve gübre zamlarında çiftçinin yanında olması. Çiftçinin desteklenmesi. Burada bunun tek alternatifi bu. Başka türlü bunun sürdürülebilir olması mümkün görünmüyor. Devletin destek olması gerekiyor başka çaresi yok. 80 liralık mazotu 40 liraya alacak halimiz olmadığına göre. Devletin burada destekleme modelini farklı bir şekilde özellikle akaryakıt ve gübrenin farklı bir modelle desteklemesi gerekiyor. Biz de rahatlıkla bu üretimi sürdürebilelim. Devletin üreticiye yönelik desteği şu şartlarda çok yetersiz kaldı. Yani şu son zamlarda sadece son 2 ayda gelen zam 25 lirayı buldu litrede. Eşel mobil sistemi olması bu rakam 40 liraları bulacaktı belki de. Bir şekilde çiftçimize daha ucuz mazot ya da desteklemenin ekstra şekilde tekrar çiftçiye verilmesi söz konusu olabilir. Yani KDV indirilir, indirilmez, onu bilemem. Ama muhakkak devletin bir konuda devreye girmesi lazım.”

“ÇİFTÇİYE VERİLEN DESTEK, TÜKETİCİYE DE VERİLMİŞ DEMEKTİR”

Dekar başına maliyetlere de dikkat çeken Kendirlioğlu, “Çiftçi bu akaryakıtı daha ucuza almak istiyor. Bugün sadece dekarda ortalama yaktığımız mazot, 25-30 litre. Dekarda 30 litre yaktığımızı hesap ettiğimizde sadece akaryakıt masrafımız 2 bin lira. Takriben dekarda 50 kilo ile 100 kilo arasında gübre kullanıyoruz. Bunun da dekarda maliyeti 3 bin lira. Sadece akaryakıt ve gübre maliyeti dekarda takriben 5 bin lira. Yani böyle bir maliyetle karşı karşıyayız. Bunlar göz önüne alınarak, ürünlerde devletimizin tekrar destekleme miktarlarını gözden geçirmesi gerekir. Çiftçiye verilen her destek aynı zamanda da tüketiciye verilmiş demektir. Bu bir denklemdir” ifadelerini kullandı.

“BU MALİYETLERLE TARLAYA İNMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

“İnşallah bu savaş bir an önce biter. Çiftçi zaten maliyetler altına eziliyordu. Bu savaş da tuzu biberi oldu. Bu maliyetlerin altından kalkmamız mümkün değil. Bu şekilde tarlaya inmemiz mümkün değil. Bir de bunları biz, kredi ve uzun vadeli alıyoruz. Bir de bu zamların üzerine faiz binecek. Bu rakamların faizle beraber, sadece Ziraat Bankası’nda yüzde 20 faizle destek var. Özel bankalarda bu faiz oranları yüzde 40’lara kadar çıkıyor. Yani bu zamların üzerine bir de faizler gelirse artık bunun sürdürülebilir olması çok mümkün görünmüyor. “Gıda çok önemli. Tüm insanlık gıda olmadan yaşayamaz. Tanksız, tüfeksiz, elektriksiz, aklınıza gelen her türlü şeysiz olabilir ama gıdasız olmaz. Günde en az 3 depo gıda tüketilecek. O gıda raflarda yetişmiyor. Gıda rafa gelene kadar bir takım süreçlerden geçiyor. Ekiminde, bakımında, hasadından, satım noktasına gelene kadar 1 sene geçiyor.”

“EN ÇOK AİLE ÇİFTÇİLİĞİ YAPANLAR ETKİLENECEK”

Kendirlioğlu, artan maliyetlerin en çok aile çiftçiliğini vuracağını belirterek, “En çok bu süreçte etkilenecek olan tarımdaki kesim aile çiftçiliği yapan kesim olacak. Aile çiftçiliğini biz sürdüremezsek, bu çok daha büyük maliyetler karşımıza çıkarır. Çünkü zaten çiftçilik yapmak istemeyen bir gençlik var. Zaten ortalama yaşımız 59-60’lara geldi. Şimdi bu kesimde bu işten çekilirse, üretim dediğimiz iş, hadi ben de gideyim yapayım denecek bir iş değil. Bu esnaflardaki, çırak kalfa usta ilişkisi gibidir. Bu da atadan, deden, babadan öğrenilir” diye konuştu.