BAYRAM BİLAÇOSU

Abone Ol

Kurban Bayramı sabahları hepimiz için genellikle telaşla başlar. Namazlar kılınır kurbanlar çıkarılır birçok iş halledilir ve akşam olur. İlk günün genelde merak edilen tarafı televizyonlardan veya sosyal medyadan duyduğumuz o "Acemi kasaplar acil servislere akın etti" haberleri. Çünkü bu işi yapmak isteyip de canını yakan çok insan oluyor.

Rakamlara baktığımda 13 bin 500 kişiden bahsediyorlardı. Dile kolay, koca bir ilçe nüfusu kadar insan elinde satırla hastane koridorlarında dikiş sırası bekliyor.

Bu aslında sıradan bir kaza istatistiği falan değil de toplum olarak iliklerimize işlemiş o ben hallederim, ne var ki bunda dikbaşlılığının kanlı canlı ispatı. Bir kadın gözüyle dışarıdan bu manzarayı izlerken hep aynı şeyi sorguluyorum ben.

Mutfağa girip basit bir salata yaparken bile parmağını kollayan adam, nasıl oluyor da bayram sabahı içine dünyaca ünlü bir et ustası kaçmış gibi davranabiliyor? Oysa uzmanlık öyle izlenen iki videoyla kazanılmaz. Kendi hayatımdan pay biçeyim... Mutfağa girip 3 kilo çileği kaynatırken bile, içine koyacağım 1.5 kilo şekerin dengesini tutturmak, o rengi ve kıvamı korumak için ne kadar titizleniyorum. Basit bir çilek reçelinin yapımında bile yıllara yayılan bir el ayarı yatarken, yüzlerce kiloluk bir hayvanı sıfır tecrübeyle kesebileceğini sanmak muazzam bir kibir.

Bizim kültürümüzde bir işi bilmiyorum demek, ehline devretmek nedense itibar kaybı sayılıyor. Mesele bir de kalabalıklar önünde güç gösterisine dönüşünce akan sular duruyor. O hayvana sallama bıçakla koşan kişi, aslında etrafa kendi gücünü ispat etme savaşı veriyor.

Sonuç tabiki bildiğimiz gibi. İlk hamlede nakavt olan, sargılı bir el ve acil serviste biten anlık bir kahramanlık destanı.

Uzmanlık, yılların emeği ve kas hafızasıdır. Kulaktan dolma bilgilerle bu zanaatı taklit etmeye kalkarsan, o keskin çelik döner dolaşır elini bulur. Bırakalım uzmanlar işini yapsın. Biz de o sırada yara bandına ihtiyaç duymadan, sevdiklerimizle o güzel ve sakin bayramın tadını çıkaralım.

Benim düşüncem ama, "Bu işi ben bilmiyorum, ehline bırakalım" demek dünyanın en büyük lüksü bir anlamda. Yapmayı bilen zaten onu bir şekilde yapacak ama bilmeden yapmak istemek ve yapamamak daha zor. Hem kendinize hem de hayvanlara işkence...